YA BİR YOL BULUNACAK, YA BİR YOL AÇILACAK
Türkiye'de siyasi partiler, Anayasa'nın 68 ve 69. Maddeleri, Siyasi Partiler Kanunu ve parti tüzükleri çerçevesinde faaliyet gösteriyor.
Yasaya göre kurultayların yapılması, delegelerin belirlenmesi, seçimlerin yürütülmesi gibi işlemler, seçim kurullarının, YSK nın gözetim ve denetimine tabii.
Barolar:
"Anayasa ve Siyasi Partiler Kanunu'na göre bir siyasi partinin kurultayının hukuka uygunluğu hakkında karar alma yetkisi, seçim kurulları ile Yüksek Seçim Kurulundadır. CHP 38. KURULTAYININ MUTLAK BUTLAN KARARI bu yönüyle açıkça hukuka aykırıdır." açıklaması yaptı.
Emekli Danıştay Başsavcısı Turgut Candanın bu konudaki acıklaması çok net ve hepsi aşağıdadır:
“Özel yetkili yargı yeri varsa(YSK), genel yetkili yargı yeri(BAM) davaya bakamaz, konu hakkında BAM değil YSK yetkilidir"
"YSK Özgür Özel’in mazbatasını geri almadığından, yapılan kurultayların ve seçimlerin YSK nezdinde, geçerli olduğu ve CHP’nin hukuksal genel başkanın Özgür Özel olduğu sonucu çıkmaktadır” dedi.
BAM (Bölge Adliye Mahkemesi); kararında Siyasi Partiler Kanunu 29 ve 121 yoluyla Medeni Kanun 83’e gönderme yaptıktan sonra, “Genel Yetkili Mahkeme” olarak asliye hukuk mahkemelerinin, delegelere seçim sonuçlarını etkileyecek şekilde baskı yapıldığı iddiasıyla açılan mutlak butlan davasına bakmaya yetkili olduğunu söylemiştir.
Oysa ; Anayasa’nın 79’uncu maddesinde, seçim işlerini yürütmek dışında, seçimle ilgili şikâyet ve itirazları kesin olarak karara bağlamakla görevli, “Özel Bir Seçim Yargısı” oluşturmuştur.
Bu yargının tepesinde, seçim öncesi ve “sonrası” seçimle ilgili usulsüzlük ve “yolsuzluk” “şikâyet” ve itirazlarını inceleyip kesin olarak karara bağlama konusunda nihai merci olan YSK bulunmaktadır. Bu Anayasa hükmü, YSK’nın kendi kanununun 6’ncı maddesinde aynen yinelenmiştir.
Her ne kadar bu Anayasa düzenlemesi milletvekili seçimleriyle ilgili ise de; Siyasi Partiler Kanunu’nun 21’inci maddesi, siyasi partilerin genel kurullarının seçimini de, bu sisteme dâhil etmiştir. 21’inci maddenin 11’inci fıkrasında sözü edilen “hâkim” de, fıkradaki görevi dolayısıyla bu sisteme dâhildir. Mevzuatta, Asliye Hukuk Mahkemelerini de bu sisteme dâhil eden bir düzenleme yoktur. Hâkimin sistemdeki yetkisi de, bir önceki fıkrada yazılı süre( 2gün) içinde yapılan şikâyet ve itirazlarla sınırlıdır.
Bu sürenin itirazsız geçmesiyle sona erer. Bu tarihten sonra yapılacak yolsuzluk iddia, itiraz ve şikâyetleri inceleme ve kesin olarak karara bağlama görev ve yetkisi, mazbatayı veren, YSK’ya aittir.
Davada ileri sürülen, “Seçimin sonucunu etkileyecek şekilde delegelere baskı yapıldığı” iddiası, kanıtlandığında, (genel kurulun değil) seçimin iptalini veya yok sayılmasını gerektirecek nitelikte bir “yolsuzluk” iddiasıdır. Ve tam da bu nedenle, Anayasa 79, YSK Kanunu’nun 6’ncı maddesi uyarınca, YSK’nın görevine girmekte ve YSK içtihatlarında itiraz süresi geçtikten sonra da itiraz veya şikâyet olarak kabul edilip incelenen, “tam kanunsuzluk” halini oluşturmaktadır.
Kısacası; seçimlerde yapıldığı söylenen yolsuzluk iddialarını, seçimler sırasında da, seçimler sona erip itiraz süreleri geçtikten sonra da inceleme görevi, YSK’ya aittir ve görev kamu düzenindendir.
Nitekim BAM’ın “kararımızın gereğini yerine getir” talebinin YSK tarafından geri çevrilmesi bu nedenledir.
Bu geri çevrilme, BAM’ın kararını tanımama halidir. Zira BAM kararının gereği, mazbatanın geçersiz sayılarak geri alınmasıdır. Bunu hukuk düzeni içinde YSK dışında hiçbir makam, mevki ve organ yapamaz. YSK da yapmayı kabul etmemiştir.
Bu hukuki durumdan; yapılan kurultayların ve seçimlerin YSK nezdinde, geçerli ve de CHP’nin hukuksal genel başkanın ÖZGÜR ÖZEL olduğu sonucu çıkmaktadır. Aynı hukuki durum tedbir kararını da tartışmalı hale getirmektedir.
Bizim dileğimiz, Yargıtay’ın bir an önce başvuruyu inceleyerek, bir hukuk devletinde olmaması gereken bu duruma son vermesidir." diyerek Turgut Candan çok net bir şekilde konuyu açıklamıştır.
Birçok hukukçunun bu yolda yaptığı yorumlara rağmen;
Yetkisiz bir mahkemenin kararı uygulanıp, Genel Merkez binasından elinde mazbatası olan Genel Başkan ve parti meclisi üyeleri çıkarılıp, atanmış başkana bina teslim edilmiştir. Anayasal suç işlenmiştir.
Doğru kabul edilip Geçersiz Mutlak Butlan kararı uygulandığından beri, CHP 6 yıl kurultay yapmamış duruma düşürülüp, yapılacak genel seçime giremez hale getirileceği üzerinde konuşuluyor. İstenen de bu değil mi zaten, Türkiye'nin birinci partisi CHP' ye seçime girememe cezası vermek, meydanı dişlerine uygun muhalefet ile doldurmak. Yeniden Kurultay yapılmaya uğraşılıyor olsa da mümkün olmayacağı aşikar görünüyor.
Mademki YSK, CHP nin seçilmiş genel başkanı ÖZGÜR ÖZEL diyor. Neden Kurultaya gerek yok demiyor. Mutlak Butlan hükümsüzdür, bu konuda yetki YSK nındır deyip, yetki gaspı iptali davası açmıyor? On gündür gece gündüz Ülkeyi meşgul eden bu konuya bir çözüm getirmeyen herkes suçludur.
Hak hukuk, adalet diyenler, hukuku ayaklar altına almıştır.
Bu ülkenin insanları bu yaşananları haketmemiştir. Koltuğu terketmek birilerine niye bu kadar zor gelmekte, istenmediklerini kabullenmekten kaçmaktadırlar. Umudunuzu kaybetmeden bu zorlukların yenileceğine inanmak istiyorum.
YA BİR YOL BULUNACAK, YA BİR YOL AÇILACAK, BU ÜLKE BU KÖTÜ YÖNETİMDEN KURTULACAK!
Esma Müjgan Çelikkol/1.06.2026