ANLAMANIN KAYBOLDUĞU ADA:
Tuhaf Şeyler Adası Üzerine Bir Değerlendirme
Imgeler ozanı, sözcüklerin iz sürücüsü, çocuk yazınının usta kalemi Halime Yıldız’ın Tuhaf Şeyler Adası, ilk bakışta masalsı bir çocuk kitabı gibi görünse de, satır aralarında her yaştan okura seslenen güçlü bir toplumsal alegori barındırır. Bir düşünceyi, davranışı ya da eylemi, daha kolay kavratabilmek için onu, yerini tutabilecek simgelerle, simgesel sözlerle, benzetmelerle göz önünde canlandırir.
bir düşünceyi, davranışı ya da eylemi, daha kolay kavratabilmek için onu, yerini tutabilecek simgelerle, simgesel sözlerle, benzetmelerle göz önünde canlandırma işi.
Uçsuz bucaksız maviliğin ortasında kurulan ada; renkli evleri, her evin önündeki sandalları, yürümeyi öğrenmeden yüzmeyi öğrenen çocuklarıyla bir ütopya izlenimi verir. Ada halkı pazarcılık yaparak geçinir, herkes birbirini tanır ve mutlu görünür. Bu düzen, uyum ve basitlik üzerine kuruludur.
Ancak anlatının kırılma noktası, on yaşlarında bir kız çocuğunun adaya gelmesiyle başlar. Yazar, bu karakteri yalnızca bir “yeni gelen” olarak değil, değişimin ve sorgulbaşlar.simgesi olarak kurgular. Kızın gelişiyle birlikte adada anlaşmazlıklar baş gösterir; insanlar birbirini anlamaz, çoğu zaman yanlış anlar ve giderek kavga etmeye başlar. Böylece ada, huzurlu bir yaşam alanından çatışmaların egemen olduğu bir yere dönüşür.
Tuhaf Şeyler Adası, aslinda “anlamamak” üzerine kurulmuş bir öyküdür. Yazar, iletişimsizliğin ve empati yoksunluğunun bir toplumu ne kadar hızlı dönüştürebileceğini sade ama etkili bir dille anlatır. Ada halkının kavga etmeye başlaması, dışsal bir kötülükten çok, içsel bir eksikliğin sonucudur: Dinlememek, anlamaya çalışmamak ve önyargıyla hareket etmek. Bu yönüyle kitap, günümüz toplumlarına ayna tutan güçlü bir metindir.
Halime Yıldız’ın dili yalın, akıcı ve çocukların rahatlıkla okuyabilecegi bir sadeliktedir. Ancak bu sadelik, metni yüzeysel kılmaz; aksine derin düşünmeye davet eder. Özellikle çocuk okurlar için, farklı olana karşı tutum, birlikte yaşama kültürü ve iletişimin önemi üzerine düşündürücü sorular üretir. Yetişkin okurlar ise metinde, kendi dünyalarındaki çatışmaların izlerini kolaylıkla bulabilir.
Sonuç olarak Tuhaf Şeyler Adası, yalnızca bir çocuk kitabı değil; anlamanın, dinlemenin ve birlikte yaşamanın değerini animsatan evrensel bir anlatıdır. Halime Yıldız, küçük bir adadan yola çıkarak büyük bir gerçeği işaret eder: İnsanlar birbirini anlamayı bıraktığında, en güzel adalar bile tuhaflaşır.
Günümüzün en büyük , en önemli sorunu olan iletişimsizliği, birbirini anlamaya çalışmak yerine suçlamayı konu olan bu masali her yasta okurun okumasını öneriyorum.
Zeki BAŞTÜRK