Zeytin Ağacı: Sessiz Bilgelik, Kutsal Direniş

Bir zeytin ağacının gölgesinde oturmadıysanız, 
henüz toprağın kalbini dinlememişsindir demektir.
Kökleri bin yıl önceden seslenir sana, dallarında zamanın sabrı, yapraklarında barışın dili vardır.

Zeytin ağacı;
ne sadece bir meyvedir,
ne yalnızca bir gövde…
O, bir halkın , bir ulusun belleğidir.
Savaşın değil, barışın ağacıdır.
Göçlerin, sevinçlerin, yasların , yaşanan acıların tanığıdır.
Bir köylünün alın teridir,
bir annenin duası,
bir çocuğun ekmeğidir.

Ve şimdi…
bir testere sesiyle yırtılıyor gökyüzü.
Bir zeytin ağacı daha düşüyor toprağa,
sanki bir kalp kesiliyor sessizce.
Bir yaşam eksiliyor,
bir umut, bir denge, bir gölge yok oluyor.

Bilmez misin?
Zeytin ağacı kesildiğinde,
yalnızca ağaç değil,
kuşlar da yuvadan olur,
rüzgâr da yolunu şaşırır,
yağmur da toprağa küsülür.

Kurur bir derenin şiiri,
boşlukta savrulur toprak,
yeşilin rengi solar güneşin altında.
Çünkü zeytin ağacı gitmişse,
uygarlığın kalbinden bir parça kopmuş demektir.

Ey insan!
Bir zeytin ağacına el kaldırmadan önce
bir kez daha  düşün:
Onu gölgesine sığınanlardan,
onu dualarına katmış analardan,
onunla büyüyen çocuklardan sor.

Zeytin, yalnız zeytin değildir;
o, yaşamdır.
Ona kıymak, sadece doğaya değil,
geleceğe ihanettir.

Zeytin, barışın simgesidir. Zeytin direnişin simgesidir. Bizler, yani doğadan, barıştan, emekten, emekçiden , üretimden yana olanlar, zeytin dalı uzattıkça egemenler baltayla, dozerle saldırıyorlar doğaya, sevgiye, barışa.  

Çünkü egemenler, sana düşman, bana düşman,  toprağa, suya, ağaca, emeğe, barışa düşman. 


" Irmağının akışına ölürüm Türkiye'm" diye türkü çığıranlar, zeytinine,  ağacına, toprağına, suyuna sahip çık. Zeytin ağacı yok olursa, bırakın ırmakların akmasını içecek suyu bile bulamayacağız. 

Zeytinime dokunma!  Sağlığımla,  ekmeğimle oynama. 

Zeki BAŞTÜRK