EKİM AKŞAMI VE DOSTLUK 

Ekim ayının ilk günü… Sabah serinliğinde düştük yollara. Emine- Coşkun ÖZTÜRK, Mükerrem- İsmail ŞEHİTOĞLU, Fikriye- Kemal ŞAHİNTÜRK ve biz Nesibe- Zeki BAŞTÜRK birlikte konvoy halinde başladık yolculuğa. Molalar vererek , birbirimizi izleyerek vardık Datça Billurkente. Bizden önce gelenler sıcak ve içtenlikle karşıladı bizleri. Sevmek, sevilmek, çıkarsız dost olmak ne güzel şey.

Datça Billurkent’te deniz ufka yaslanmış, gökyüzü ise gün batımının en güzel renklerini armağan ediyor. Böyle bir akşamı değerli kılan yalnızca doğanın cömertliği değil, dostlarla paylaşmanın verdiği erinç ve mutluluk. 

Dostluk, insan yaşamının  en sade ama en değerli  hazinesidir. İnsan, doğası gereği yalnız kalamaz; sevinçlerini, hüzünlerini, umutlarını paylaşacak yoldaşlara gereksinim  duyar. İşte bu yüzden dostluk, zamanın ve mekânın ötesine geçen bir bağdır. Aynı sofrada oturmak, aynı manzaraya bakmak ya da yalnızca sessizce yan yana durmak bile dostluğu büyütür.

Ekim akşamı bize bir kez daha gösteriyor ki dostluk, ömrü zenginleştiren en kalıcı mirastır. Çünkü mal, mülk, makam gelip geçicidir; ama dostların gülümsemesi , omzuna konan eli, kalbine dokunan sözü unutulmaz. İnsanı yaşama  bağlayan, zor günlerde ayağa kaldıran da budur.

Bu akşam Datça’da dostlarla birlikte olmak, bana bir gerçeği anımsatıyor: Yaşam,  paylaşıldıkça güzeldir. İnsan dostlarıyla birlikte çoğalır, dostlarıyla birlikte olunca mutlu olur.  Dostluk, yalnızca bugünün değil, yarının da  güvencesidir.

Ve işte bu yüzden, Ekim’in serin akşamında bir arada olmak, aslında yaşamın  en sıcak armağanıdır.

Dostça kalın, dostlukla kalın.


Zeki BAŞTÜRK