BİR ÖĞRETMEN, BİR KÖY VE DEĞİŞEN YAŞAMLAR

Kimi  öğretmenler bir yere atanır;  kimileri ise gittiği yeri, orada yaşayanların yaşamlarını  değiştirir.

Dilek Livaneli, işte o ikinci gruptan bir öğretmen…
Samsun’un Çarşamba ilçesindeki Kumköy İlkokulu’na genç bir öğretmen olarak gittiğinde karşısında yalnızca eksikleri olan bir okul bulmadı. Belki de herkesin baktığı ama çok az kişinin gördüğü büyük bir yaşam  alanı gördü. Kısıtlı olanaklara, yoksunluklara ve türlü güçlüklerine  karşın  yılmadı, vazgeçmedi. Çünkü öğretmenlik, yalnızca ders kitabını açıp konuyu anlatmak değildir. Öğretmenlik; bir çocuğun gözlerindeki umudu fark etmektir. Bir köyün sessizliğini duymaktır. Bir annenin  düşlerine el uzatmaktır. Bir öğrencinin “Ben de yapabilirim.” diyebilmesini sağlamaktır.

Dilek Öğretmen bunu yaptı.
Okulun olanakları   yetersizdi; o kendi becerilerini  ve yüreğini ortaya koydu. Köy anneleriyle birlikte öğrencilerine sıcak çorba ulaştırdı. Çocukların yalnızca zihnini değil, bedenini ve ruhunu da beslemeye çalıştı.  Onun öğretmenliği bununla da sınırlı kalmadı.

Yaşamında hiç tiyatro salonu görmemiş köy kadınlarını Devlet Opera ve Balesi ile buluşturdu.
İşte öğretmenlik tam da burada anlam kazanıyor.
Çünkü eğitim, insanı yalnızca sınavlara hazırlamaz. Yaşama  hazırlar. Merak etmeyi, düşünmeyi, sorgulamayı, güzeli görmeyi ve başka yaşamları tanımayı öğretir.

Bir köy kadınının ilk kez tiyatro salonuna girmesi belki küçük bir olay gibi görünebilir. Ama o kapıdan içeri giren yalnızca bir kadın değildir. O kadınla birlikte bir köyün dünyası genişler. Bir çocuğun ufku genişlediğinde geleceği değişir.
Bir annenin dünyası değiştiğinde ailenin dünyası değişir. Bir öğretmenin yüreğiyle dokunduğu bir köy değiştiğinde ise toplumun geleceğine küçük ama çok değerli bir ışık düşer. İşte Dilek Livaneli’nin başarısının gerçek anlamı burada yatıyor.

Global Teacher Prize tarafından dünyanın en iyi 50 öğretmeni arasına seçilmesi, elbette büyük ve gurur verici bir başarıdır. Türkiye’den bu listeye giren ilk öğretmen olması da ayrıca önemlidir.
Ama bana göre onun asıl ödülü, bir köy çocuğunun gözlerinde büyüttüğü hayalleridir.
Bir annenin ilk kez sanatla buluşurken yaşadığı heyecandır. Bir öğrencinin kendisine olan güvenidir. Bir okulun yalnızca dört duvardan ibaret olmadığını göstermesidir. Çünkü öğretmenin eseri bazen bir kitapta, bazen bir diplomada, bazen de bir çocuğun yaşamında saklıdır.

Öğretmenlik bu yüzden kutsaldır.
Çünkü öğretmen, geleceği bugünden yetiştirir.
Bir doktor insanın bedenini iyileştirir; bir öğretmen ise insanın düşüncesini, düşlerini ve dünyasını büyütür. Bir mühendis köprüler kurar; öğretmen, insanlar ile gelecek arasında köprü kurar. Bir sanatçı insanın ruhuna dokunur; öğretmen, o ruhta sanatın, bilimin ve insanlığın kapılarını açar.

Ve öğretmen, tüm  bunları çoğu zaman alkış beklemeden yapar. Kimi zaman küçük bir köy okulunda, kimi zaman kalabalık bir kentin  sınıfında, kimi zaman yoklukların ortasında…
Onun sermayesi bilgisi, sabrı, sevgisi ve inancıdır.

Dilek Livaneli’nin öyküsü bize bir kez daha şunu  gösteriyor:  Olanaklar sınırlı olabilir; ama insanın hayalleri sınırlı olmak zorunda değildir. Bir öğretmenin yüreği varsa, küçücük bir okul büyük bir dünyaya dönüşebilir. Bir öğretmen inanıyorsa, bir çocuk kendisine inanmayı öğrenebilir. Bir öğretmen mücadele ediyorsa, olanaksız görünen yollar açılabilir.

Bugün Dilek Livaneli’yi kutlarken aslında onun kişiliğinde  bütün  özverili öğretmenlerimizi selamlıyoruz.
Köy okulunda sobasını yakanı…
Çocuğunun ayakkabısı olmadığı için kendi olanaklarıyla ayakkabı alanı…
Bir öğrencisinin başarısıyla kendi başarısı gibi gururlananı…
Ders zilinden sonra da öğrencisinin derdiyle ilgileneni…
Ve en önemlisi, “Ben bu çocuğun yaşamını  değiştirebilirim.” diyerek yola çıkan tüm  öğretmenleri…

İyi ki varsınız öğretmenler!
Çünkü siz yalnızca çocuklara ders vermiyorsunuz. Siz geleceği yetiştiriyorsunuz.
Dilek Öğretmen’in başarısı da bunun en güzel kanıtlarından biri.
Kısıtlı olanakların arasından büyük bir başarı öyküsü çıkaran, öğretmenliğin değerini yaptığı çalışmalarla dünyaya gösteren Dilek Livaneli’yi yürekten kutluyorum.

Ve bir öğretmen olarak şunu bir kez daha söylüyorum:
Bir ülkenin gerçek zenginliği, okullarında yetişen çocukları; gerçek umudu ise onların yolunu aydınlatan öğretmenleridir.
Öğretmenin olduğu yerde umut vardır.
Çünkü öğretmen, karanlığın karşısında yakılan en güçlü ışıktır. 

Zeki BAŞTÜRK