DENİZİN SESSİZLİĞİNDE BİR EMEKÇİ
Bu fotoğrafı Mudanya'da ben çektim. Dikkatimi çeken ilk şey, insanın ve teknenin denizin sonsuzluğu içindeki küçüklüğü oluyor. Koskoca deniz, ufka kadar uzanan sessizlik ve bu sessizliğin ortasında ekmeğinin peşinde bir balıkçı…
Teknesi gösterişli değil. Ne büyük bir motoru ne de konforu var. Ama o küçük tekne, onun için ekmek kapısı, umut kapısı, yaşam alanı…
Elindeki oltayla denize bakarken aslında yalnızca balık beklemiyor. Biraz da yarını bekliyor. Denizin ne vereceğini, günün nasıl geçeceğini, eve eli boş mu yoksa nasibiyle mi döneceğini bilmiyor.
Fotoğrafın güzelliği de burada…
Gökyüzüyle denizin birbirine karıştığı bu dinginlik, insana yaşamın gürültüsünden uzaklaşmayı anımsatıyor. Kıyıda yaşanan telaşlar, hesaplar, tartışmalar, hırslar… Hepsi geride kalıyor. Denizin üzerinde ise yalnızca insan, tekne ve umut var.
Bir de martılar…
Balıkçının sessiz yol arkadaşları gibi teknenin çevresinde dolaşıyorlar. Onlar da denizin bereketinden paylarını bekliyor.
Bu görüntü bana şunu düşündürdü:
Yaşam biraz da balıkçının oltasına benziyor.
Bazen saatlerce beklersin, hiçbir şey olmaz. Bazen tam umudunu yitirecekken bir hareket görürsün. Önemli olan, oltayı denize atabilecek cesareti ve bekleyebilecek sabrı korumaktır.
Ve belki de fotoğrafın en güzel mesajı şu: Deniz sessizdir ama umutsuz değildir. Balıkçı yalnızdır ama çaresiz değildir. Çünkü elinde bir olta, önünde sonsuz bir deniz ve içinde yarına ilişkin bir umut vardır.
Bu fotoğrafa bir başlık koyacak olsam:
“Denizin Ortasında Bir Avuç Umut”
derdim.
Umut, tükenmeyen bir hazinedir. Umutlarınız hiç tükenmesin.
Zeki BAŞTÜRK