HOŞ GELDİN EYLÜL

Eylül…
Takvim yapraklarının değiştiği sıradan bir ay değildir yalnızca. Yazın coşkusuyla kışın sessizliği arasında kurulmuş ince bir köprü… Bir yanıyla vedaları, bir yanıyla başlangıçları taşıyan; insanın içine hem hüzün hem de umut bırakan bir mevsim kapısı.

Hoş geldin Eylül.
Güneş hâlâ sıcaktır ama ışığının rengi değişmiştir artık. Akşamlar biraz daha erken iner, sabahların serinliği kendini hissettirmeye başlar. Ağaçlar, yaz boyunca biriktirdikleri renkleri yavaş yavaş yapraklarına işler. Sonra da en güzel giysilerini kuşanıp sessizce dökülmeye hazırlanırlar.

Eylül biraz da bırakmayı öğrenmektir. Ağaçlardan düşen her yaprak, bize yaşamın  değişmez gerçeğini anımsatır: Hiçbir şey sonsuza dek  aynı kalmaz. Mevsimler değişir, insanlar değişir, ilişkiler değişir, biz değişiriz. Dün çok önemli sandığımız şeylerin bugün yaşamımızda hiçbir karşılığı kalmayabilir. Ama her dökülen yaprak bir kayıp değildir.

Bazen düşmek, yeniden filizlenmenin hazırlığıdır.
Tıpkı ağaçlar gibi insan da zaman zaman yüklerinden arınmalı. İçinde biriktirdiği kırgınlıkları, geçmişin ağırlığını, artık kendisine iyi gelmeyen ilişkileri ve düşünceleri bırakabilmeli. Çünkü insan, taşıdığı her şeyle değil; bırakabildiği yüklerle de büyür.

Eylül, biraz da kendimize dönme zamanıdır. Yazın telaşı geride kalırken insan kendi sesini daha iyi duyar. Bir fincan çayın buharında, yağmurun cama vuruşunda, sararan bir yaprağın sessiz düşüşünde yaşamın  küçük ama değerli güzelliklerini fark eder. Eylül bize şunu fısıldar:
“Hayat hâlâ güzel. Yeter ki bakmayı bil.”

Yeni bir mevsim başlıyor. Yeni başlangıçlar için yeni bir fırsat… Belki yarım bıraktığımız bir kitabı tamamlarız. Belki uzun zamandır aramadığımız bir dostun sesini duyarız. Belki kendimize verdiğimiz ama bir türlü tutamadığımız bir sözü yeniden anımsarız. Ve kendimize yeniden sorarız:
“Bundan sonra nasıl bir yaşam istiyorum?”

Eylül, geçmişin hesabını yapmak için değil; geleceğin yolunu yeniden çizmek için gelsin. Gidenlerin ardından üzülsek de kalanların değerini bilelim. Yitirdiklerimize takılıp kalmak yerine sahip olduklarımızın değerini anlayalım. Çünkü yaşam , eksilenlerden çok elimizde kalanlarla anlam kazanıyor.

Şimdi önümüzde yeni bir sayfa var. Kalem elimizde.
İstersek geçmişin hüznünü yazabiliriz bu sayfaya; istersek umudu, dostluğu, sevgiyi, barışı ve güzel yarınları… Ben bu yeni sayfaya umut yazmak istiyorum. Çünkü biliyorum ki her son, içinde yeni bir başlangıcın tohumunu taşır.

Hoş geldin Eylül…
Turuncunun, sarının, kızılın ve hüznün ayı…
Hoş geldin; gönlümüze biraz serinlik, biraz erinç,  biraz umut bırak. Ve ne olur, giderken bize güzel anılar bırak. Çünkü biz insanız…

Bir mevsimi yaşarken aslında biraz da kendimizi yaşarız. 

Zeki BAŞTÜRK