GÖKTEKİ YILDIZLAR KADAR AYRILIK
"Ayrılmanın gökteki yıldızlar kadar çeşidi vardır."
Shakespeare
Her yıl yaşıyoruz bu sahneyi. Bugün yine aramızdan ayrılanlar oldu. Gidenlerin yerine yenileri gelecek. Ayrılık bir yerden kopuşsa başka bir ekleniş değil midir zaten?
Kimi ayrılıklar bir el sallamayla başlar, kimi sessizce kapanan bir kapıyla… Kimi bir tren garında bırakır insanı gözyaşlarına, kimi bir havaalanında son kez sarılmanın hüznüne boğar. Kimi de hiçbir yere gitmeden, yanı başımızda duran bir insandan uzaklaştırır bizi. Çünkü her ayrılık, mesafelerle ölçülmez. Bazen aynı odada oturan iki insanın arasında bile aşılmaz dağlar yükselir.
Ayrılığın da yıldızlar gibi çeşitleri vardır. Kimi parlaktır, uzaktan bile görünür; kimi sönük, kimsenin fark etmediği bir acı taşır içinde. Kimi ansızın kayar yaşamımızdan, kimi yıllarca aynı yerde durur da biz onun yokluğunu bir türlü kabullenemeyiz.
Bir çocuk ayrılır annesinin sıcak kucağından. Bir genç, doğup büyüdüğü köyünden kopup gider uzak kentlere. Bir dost, yılların biriktirdiği anıları emanet ederek düşer yollara. Bir sevgili, yarım kalmış tümcelerini bırakır geride. Bir gün gelir, insan en çok sevdiklerine veda etmek zorunda kalır. İşte o ayrılığın adı ölümdür. Ne arkasından el sallayabiliriz gidenin ne de bir gün döneceğini umabiliriz.
Ama her ayrılık ölüm değildir. Kimi ayrılıklar yeni başlangıçların kapısını aralar. Bir şehirden ayrılırsın, başka bir şehirde yeni dostluklar kurarsın. Bir işten ayrılırsın, yeni bir yol bulursun kendine. Bir düşünceden, bir alışkanlıktan, hatta geçmişteki kendinden bile ayrılırsın zamanla. İnsan bazen büyümek için de ayrılmak zorundadır.
Bir de en acı ayrılıklar vardır ki ne vedası duyulur ne de gidişi fark edilir. Dost bildiğin insanın sana yabancılaşmasıdır bu. Yılların dostluğunu bir çıkar uğruna unutması, ortak anıları bir kalemde silmesidir. Aynı yolda yürüdüğün insanın bir gün başka bir yöne dönüp gitmesidir. Ardında bıraktığı boşluk, uzaklığından değil, yaşattığı hayal kırıklığından kaynaklanır.
Peki, bütün ayrılıklar acı mıdır?
Hayır! Bazen ayrılık, insanın kendisini bulmasıdır. Bazen inciten bir ilişkiden uzaklaşmak, kendine duyduğun saygıyı yeniden kazanmaktır. Bazen vedalaşmak, tükenen bir umudun ardından yeni bir umuda yürümektir. Çünkü her kalış sadakat, her gidiş vefasızlık değildir.
Gökyüzüne bakıyorum. Sayısız yıldız, her biri ayrı bir ışık, her biri ayrı bir öykü… Kimisi çoktan sönmüş ama ışığı hâlâ bize ulaşıyor. Tıpkı yaşamıımızdan ayrılan insanlar gibi. Kimi artık yanımızda değildir ama anıları içimizi aydınlatmaya devam eder. Bir sözleri, bir gülüşleri, bir bakışları yıllar sonra bile yüreğimizde yankılanır.
Belki de ayrılığın en güzel yanı budur: Giden gider ama yaşanmışlıklar bütünüyle yitip gitmez. Bir şarkıda, bir fotoğrafta, eski bir mektupta, tanıdık bir kokuda yeniden karşımıza çıkarlar. Ve anlarız ki bazı insanlar yaşamımızdan ayrılır, ama yüreğimizden hiçbir zaman gitmezler.
Çünkü ayrılıklar gökteki yıldızlar kadar çeşitli olsa da hepsinin ortak bir yanı vardır: Ardında kalanlara anlatacak bir öykü, anımsayacak bir anı ve bazen de hiç dinmeyen bir özlem bırakırlar.
Gelecek yıl yeniden buluşmak dileğimle.....
Zeki BAŞTÜRK