BİZE NELER OLUYOR? HER HAFTA BİR İNTİHAR HABERİ, GENÇLER KORKUYOR!
İstanbul'da kitabımın sözleşmesini imzaladığım gün, Sirkeci Marmaray İstasyonu'nda yaşanan acı bir olayla karşılaştım.
Bir yanda yeni bir başlangıcın heyecanı, diğer yanda insanın yüreğini sızlatan bir haber…
Ancak beni asıl düşündüren yalnızca yaşanan bu olay değildi.
İstanbul'da yaşayan lise ve üniversite öğrencileriyle yaptığım sohbetlerde duyduğum sözlerdi:
“Abla, biz korkuyoruz. Neredeyse her hafta bir intihar haberi duyuyoruz. Bir insan neden kendini trenin önüne atar? Bize neler oluyor?”
Gençlerin kendi aralarında bu olayları konuşması, korkularını dile getirmesi ve geleceğe dair kaygı duyması üzerinde durmamız gereken çok önemli bir konu.
Üstelik gençlerin duyduğu ve gördüğü haberler buzdağının yalnızca görünen kısmı olabilir. Gerçek tablonun ne olduğunu bilmiyoruz.
Peki, biz ne zaman bu soruları ciddi şekilde sormaya başlayacağız?
Bir insanı yaşamından vazgeçme noktasına getiren koşullar nelerdir? Hangi sorunlarla mücadele ediyor? Yardım istiyor mu? Yardım istediğinde karşılık bulabiliyor mu? Ekonomik, sosyal, ailevi veya psikolojik hangi zorluklar insanları çaresiz hissettiriyor?
Elbette her olayın kendine özgü nedenleri vardır. Ancak bu olayları yalnızca münferit vakalar olarak görüp geçiştiremeyiz.
Ben yıllardır köşe yazılarımda insan psikolojisini, toplumun ruh hâlini, kadınların yaşadığı sorunları, çocuklarımızın geleceğini ve insanların sessiz çığlıklarını gündeme getiriyorum.
Çünkü toplumun ruh sağlığı yalnızca bireyin kendi sorunu değildir. Yaşam koşulları, ekonomik zorluklar, yalnızlık, güvensizlik ve sosyal destek eksikliği de araştırılması gereken konulardır.
Buradan yetkili kurumlara sesleniyorum:
İntihar vakaları ve girişimleriyle ilgili kapsamlı bir araştırma yapılmalı. Ülke genelindeki veriler değerlendirilmeli, ortak risk faktörleri belirlenmeli ve insanların hangi destek mekanizmalarına ulaşamadığı ortaya çıkarılmalıdır.
Gençler neden korkuyor? İnsanlar neden kendilerini çaresiz hissediyor? Psikolojik destek hizmetleri yeterli mi? Yardım arayan insanlara zamanında ulaşılabiliyor mu?
Bu soruların cevabı bilimsel çalışmalarla ortaya konulmalı ve alınacak önlemler toplumla paylaşılmalıdır.
Biz yalnızca olay yaşandığında haberleri izlemek, seferlerin durduğunu öğrenmek ve sonra hayatımıza devam etmek istemiyoruz.
Biz insanlarımızın neden bu noktaya geldiğini bilmek istiyoruz.
Bir ülkenin geleceği gençleridir. Gençler bugün yaşadıkları şehirde her hafta böyle acı haberler duymaktan korkuyorsa, bu korkuyu da ciddiye almak zorundayız.
Bize neler oluyor? Bizim insanlarımız neden yaşamaktan vazgeçme noktasına geliyor?
Bu soruları sormak yalnızca benim değil, hepimizin hakkı. Bu soruların cevabını araştırmak ve önlem almak ise ilgili kurumların sorumluluğudur.
Artık kayıpların ardından konuşmak yerine, kayıpları önlemek için harekete geçmeliyiz.
İnsanları kaybettikten sonra değil, hayattayken duymayı öğrenmeliyiz.