ETNİK KİMLİK Mİ, JEOPOLİTİK HESAPLAR MI? SREBRENİTSA İNSANLIĞIN VİCDANINDA HÂLÂ KANIYOR

Avrupa'nın ortasında insanlık diram ina müsade edenler, insan hakları ve demokrasi den bahsedecek son kisidirlerdir.

Yugoslavya gerçekten kendi kendine mi dağıldı?

Tarihe sadece görünen pencereden bakarsak "evet" demek kolaydır. Ama perde arkasına bakıldığında ekonomik krizler, yükselen milliyetçilik, siyasi hatalar ve büyük güçlerin bölgedeki jeopolitik hesaplarının da süreci etkilediğini savunan çok sayıda araştırma ve değerlendirme bulunmaktadır.

Gerçek şu ki; bir zamanlar aynı sofrayı paylaşan insanlar, kısa sürede birbirine silah doğrultur hâle geldi.

Etnik kimlikler nasıl bir silaha dönüştü?

Bir toplumun en güçlü zenginliği olan etnik ve kültürel çeşitlilik, nefret söylemi ve propaganda ile en tehlikeli çatışma alanına dönüştürülebilir.

İnsanlar birbirlerini komşu olarak değil, "öteki" olarak görmeye başladığında barışın yerini korku alır.

Yugoslavya bunun en acı örneklerinden biri oldu.

Bu savaşlardan kim kazandı?

Hayatını kaybeden çocuklar mı? Evlerinden edilen milyonlar mı? 
Yoksa parçalanan şehirler mi? 
Elbette hayır. Kazanan, nüfuz alanını genişletenler, stratejik çıkar elde edenler ve savaş ekonomisinden fayda sağlayanlar oldu .

Kaybedenlerse her zaman masum insanlar oldu.

Srebrenitsa katliamı insanlık tarihinde demokrasiyi savunan Avrupa'nın yakasında kara leke olarak duracaktır,.

Neden insanlık tarihine kara harflerle yazıldı?

Çünkü Temmuz 1995'te dünyanın gözleri önünde binlerce Boşnak erkek ve erkek çocuğu katledildi. Bu olay uluslararası mahkemeler tarafından soykırım olarak nitelendirildi. Srebrenitsa sadece Bosna'nın değil, bütün insanlığın vicdanında kapanmayan bir yaradır.

Bugün bu acılardan ne öğrenmeliyiz?

Etnik kimlik, din, mezhep veya dil hiçbir zaman düşmanlık sebebi olmamalıdır. Bunlar toplumların zenginliğidir. Ancak siyaset, propaganda ve güç mücadeleleri bu farklılıkları düşmanlığa dönüştürdüğünde sonuç gözyaşı, göç ve mezarlıklar olur.

Son Söz

Dün Yugoslavya'da yaşananlar, bugün dünyanın başka bölgelerinde farklı şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Toplumlar, etnik kimlikleri üzerinden ayrıştırıldığında sadece devletler parçalanmaz; aileler, dostluklar ve gelecek umutları da parçalanır.
Srebrenitsa bize tek bir gerçeği haykırıyor:
İnsanları etnik kimliğiyle ayıran siyaset, sonunda insanlığı ortak acıda buluşturur. 

Barışın dili ise kimlikleri değil, insanı merkeze koyan adalet ve vicdandır. silahların gölgesinde değil, adaletin, hukukun ve karşılıklı saygının hâkim olduğu toplumlarda kalıcı olabilir

"Srebrenitsa katliamında kaybettiğimiz canlarimizi rahmetle anıyoruz."

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi 

"Yurtta sulh,cihanda sulh"

Umudumuz barış olsun .

Hayrettin bulut