KURULUŞ AYARLARINA DÖNÜŞ!
Bazı tarihler vardır ki yalnızca takvimde yazmaz; bir milletin kaderine kazınır.
23 Temmuz 1919... Erzurum Kongresi'nin başladığı gün. Esaret zincirlerinin kırıldığı, "Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır." sözünün bütün dünyaya haykırıldığı gündür.
24 Temmuz 1923... Lozan. Yeni Türk Devleti'nin bağımsızlığının dünyaya kabul ettirildiği, milletimizin tapusunun uluslararası hukukta tescillendiği tarihtir.
Bugün Yeni siyasi hareketin bu tarihlerin gölgesinde, cuma günü Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde edilen dualarla yola çıkması, birçok vatandaş için sıradan bir başlangıç değil; Cumhuriyet'in kuruluş ruhuna yapılan sembolik bir selam olarak görülmektedir.
Aziz milletimiz yıllardır kavga değil kardeşlik, ayrışma değil birlik, baskı değil özgürlük, kayırmacılık değil liyakat, güçlülerin hukuku değil hukukun üstünlüğünü özlüyor.
İnsanlar neden akın akın geliyor?
Çünkü umut arıyor...
Çünkü adalet arıyor...
Çünkü eşitlik arıyor...
Çünkü yeniden Cumhuriyet'in kurucu değerlerine sarılmak istiyor.
91 milletvekiliyle çıkılan bu yol, sadece sayısal bir güç değildir.
Asıl güç; gönüllerde yakılan umut ateşidir.
Çünkü hiçbir siyasi hareket, milletin yüreğinde karşılık bulmadan iktidar yürüyüşü başlatamaz.
Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey; Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün emanet ettiği Cumhuriyet'i demokrasiyle taçlandırmak, laikliği toplumsal barışın güvencesi olarak korumak, hukuku herkes için eşit işletmek ve Kuvâ-yi Milliye ruhunu yeniden millet iradesiyle buluşturmaktır.
Kuvâ-yi Milliye, yalnızca silahla verilen mücadele değildir.
Kuvâ-yi Milliye; haksızlığa boyun eğmemektir. Yoksulluğa teslim olmamaktır. Kul hakkını korumaktır. Adaletin terazisini yeniden doğrultmaktır.
Milletin umudu hiçbir zaman tükenmez. Çünkü bu millet, Çanakkale'de küllerinden doğdu, Sakarya'da ayağa kalktı, Dumlupınar'da zafere yürüdü. Aynı millet, gerektiğinde yine kendi kaderini kendi elleriyle yazmasını bilir.
Bugün mesele bir parti meselesi değildir.
Mesele; Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında Türkiye'nin yeniden hukuk devleti olup olamayacağıdır.
Mesele; gençlerin yarınlarına umutla bakıp bakamayacağıdır.
Mesele; çiftçinin toprağına, işçinin emeğine, emeklinin alın terine sahip çıkılıp çıkılmayacağıdır.
Ve mesele, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir." sözünün sadece duvarlarda mı kalacağı, yoksa yeniden devlet yönetiminin temel ilkesi mi olacağıdır.
Tarih yeniden yazılmaz...
Ama tarih, ders alınırsa yeniden ayağa kalkılır.
Belki de bugün başlayan yürüyüş, bir kez daha kuruluş ruhunu hatırlamanın ve Cumhuriyet'i demokrasi, hukuk, adalet ve millet iradesiyle geleceğe taşımanın yürüyüşüdür.
Çünkü bu topraklar teslim olanların değil, ayağa kalkanların vatanıdır.
Bu metin, görüş içeren bir köşe yazısı üslubunda kaleme alınmıştır ve tarihî olaylarla güncel siyasi gelişmeler arasında sembolik bir bağ kurmaktadır.
Ne Mutlu Türküm diyene!
Vatana millete hayırlı olsun
Hayrettin bulut