ÇOCUĞUMUZU ZİRVEYE TAŞIRKEN, İNSANLIĞIMIZI UÇURUMDAN MI ATIYORUZ?

Nagihan AKARGEÇER (KUANTUM VE ŞİFA UZMANI)

19-10-2026 11:25

ÇOCUĞUMUZU ZİRVEYE TAŞIRKEN, İNSANLIĞIMIZI UÇURUMDAN MI ATIYORUZ?

Bir anne bir baba üç işte çalışıyor, bir çocuk geleceğe hazırlanıyor. Peki, o geleceğe hangi değerlerle yürüyor?

“Benim çocuğum doktor olacak,avukat, öğretmen,hakim,savcı, bir çok meslek farketmiyor; anne baba gerekirse ben taş taşırım!”der.

Kaç anne babanın dilinden döküldü bu söz? 

Kaç aile, evladının geleceği için kendi hayallerinden, sağlığından, huzurundan vazgeçti?

Peki, hiç kendimize şu soruyu sorduk mu? 

Çocuğumuzu yetiştirirken ona yalnızca bir meslek mi kazandırıyoruz, yoksa insan olmanın sorumluluğunu da öğretiyor muyuz?

Bugün televizyon dizilerinde izlediğimiz gösterişli hayatlar, bitmeyen marka yarışları, lüks evler, makamlar ve güç mücadeleleri yalnızca birer senaryodan mı ibaret?

Elbette her diziyi, her aileyi aynı kefeye koyamayız. Ancak sürekli tekrarlanan bir hayat tarzının, özellikle gençlerin başarı ve mutluluk algısını etkileme ihtimalini de görmezden gelemeyiz.
Çünkü bazen ekranda başlayan özenti, gerçek hayatta bir yarışa dönüşüyor.
Bir anne fedakârlık yapıyor, çocuk başka bir dünyanın kurallarını öğreniyor!

Düşünün… Bir aile, çocuğunu okutabilmek için yıllarca çalışıyor. Borçlanıyor, ihtiyaçlarından kısıyor, kendi yaşam standardını erteliyor. 

Evladının iyi bir mesleğe sahip olmasını, kimseye muhtaç olmadan yaşamasını istiyor.
Çocuk üniversiteye gidiyor, yeni çevrelere giriyor. Özel okullarda, seçkin ortamlarda, maddi imkânların ve sosyal statünün belirgin olduğu dünyalarda kendisine yeni bir yer edinmeye çalışıyor.

Bir süre sonra yalnızca başarılı olmak yetmiyor. Daha iyi giyinmek, daha pahalıya sahip olmak, daha yüksek bir konumda bulunmak gerekiyor.
İşte tam burada görünmeyen bir çatlak oluşabiliyor.

Çocuğunu o noktaya getirmek için yıllarca mücadele eden ailesiyle çocuğun benimsediği yaşam biçimi arasında bir mesafe açılıyor. 

Ailenin maddi desteği sürerken manevi bağları zayıflayabiliyor. Çocuk, geldiği yeri unutmasa bile geldiği yerden utanmaya başlayabiliyor.

Asıl tehlike, çocuğun yükselmesi değil; yükselirken başkalarını aşağıda görmeyi öğrenmesidir.

Başarı başka, üstünlük taslamak başkadır!
Doktor olmak, insanları küçümseme hakkı vermez. Avukat olmak, adalet duygusunun önüne geçmez. Hâkim, savcı, rektör ya da siyasetçi olmak, insanın karakterini kendiliğinden olgunlaştırmaz.

Makam, insanın kim olduğunu gösteren bir sınavdır; insanlığının kanıtı değildir.

Bir çocuğa sürekli “Sen çok büyük adam olacaksın, herkes seni görecek, bir gün senin kapında bekleyecekler” denildiğinde, başarı bir amaç olmaktan çıkıp başkalarına üstünlük kurmanın aracına dönüşebilir.

O çocuk, bir gün gerçekten o makama geldiğinde kendisine yıllarca destek olan insanların emeğini küçümsemeye başlarsa ne kazanmış olur?

Bir unvan mı, yoksa kendi köklerinden uzaklaşmanın bedelini mi?

Psikolojide ebeveynlerin gerçekleştiremedikleri hayalleri çocukları üzerinden gerçekleştirmeye çalışmalarını açıklayan kavramlardan biri kuşaklar arası aktarım ve ebeveyn beklentileridir. 

Sosyal karşılaştırma ve statü kaygısı da bu yarışın nedenlerini anlamamıza yardımcı olabilir.

Elbette her başarılı çocuk ailesinden uzaklaşmaz, her varlıklı insan kibirli değildir. 

Mesele meslek ya da para değil; çocuğa hangi değerlerin öğretildiğidir.

Peki, bu uçurumun diğer tarafında kimler kalıyor?

Bir tarafta çocuğunu okutabilmek için yıllarca çalışan anne babalar, diğer tarafta bu emeğin sonunda kendisini ailesinden üstün görmeye başlayan gençler…
Bir tarafta imkânları sınırlı olduğu için hayallerini erteleyen çocuklar, diğer tarafta sahip oldukları imkânları insanları sınıflandırmak için kullananlar…

Böylece yalnızca gelir farkı büyümüyor. Duygusal mesafeler, aidiyet çatışmaları ve değersizlik duyguları da büyüyebiliyor.
İnsanın kendisini kabul ettirmek için sürekli bir role bürünmesi, başkalarının beğenisini kazanmak uğruna özünden uzaklaşması kolay bir yaşam değildir. Bir gün gerçeklerle yüzleştiğinde ise sahip olduğu unvanlarla gerçek benliği arasında derin bir çatışma yaşayabilir.
Ve biz bütün bunları çoğu zaman çok geç fark ederiz.

Görmedim, duymadım, bilmiyorum diyerek nereye kadar?

Aileye düşen görev, çocuğunu okutmak kadar ona emeğin değerini, saygıyı, vicdanı ve sınırlarını bilmeyi öğretmektir. 

Eğitim kurumlarına düşen görev, yalnızca meslek sahibi insanlar değil, toplumsal sorumluluğunun farkında bireyler yetiştirmektir.

Televizyon yapımcılarına ve senaristlere de bir sorumuz var: Gücü, parayı ve statüyü anlatırken insanlığın bedelini de gösterebiliyor muyuz? 

Gençlerimize yalnızca nasıl yükseleceklerini değil, yükselirken nasıl insan kalacaklarını da anlatabiliyor muyuz?

Çünkü toplum, yalnızca başarılı insanlara değil, başarısını başkalarının onurunu koruyarak taşıyabilen insanlara ihtiyaç duyuyor.
Bir çocuğun geleceği için verilen emek, onu ailesinden ve toplumundan koparmak için değil, daha güçlü bağlarla hayata katmak için verilmelidir.
Unutmayalım: 

Çocuğumuza bırakacağımız en büyük miras bir makam, bir servet ya da bir unvan değildir. İnsanlara nasıl davranacağını bilen bir karakterdir.

Çocuklarımızı zirveye taşıyalım. Ama onlara, zirveye çıktıklarında aşağıda kalan insanları küçümsemeyi değil, el uzatmayı öğretelim.

Çünkü asıl başarı, herkesin kapında beklemesi değil; senin kapından hiç kimsenin onuru kırılarak ayrılmamasıdır.

DİĞER YAZILARI ALLAH'IM, SANA ŞİKÂYETİMİZ VAR! 01-01-1970 03:00 NEREDE BİZİM ESKİ DOKTORLARIMIZ? 01-01-1970 03:00 KAÇINIZ AVUKAT MAĞDURU? 01-01-1970 03:00 KUANTUM SIÇRAMASINI KİMLER YAPIYOR? SOSYAL HİZMET KİMLER İÇİN?  01-01-1970 03:00 DEVLETE DESTEK, TOPLUMA NEFES, İNSANIMIZA ŞİFA 01-01-1970 03:00 PARA KAYBININ ÖTESİNDE: BU İNSANLARIN RUHLARINI KİMLER TOPARLAYACAK? 01-01-1970 03:00 RUHUN KAÇ PARÇAYA BÖLÜNDÜ? 01-01-1970 03:00 DÜŞÜNCE GÜCÜMÜZE SALDIRI VAR 01-01-1970 03:00 TAŞIMA SUYLA PSİKOLOJİMİZ DÜZELMEZ; ÇOCUKLARIMIZIN RUHUNU KİM GÖRECEK? 01-01-1970 03:00 ÜLKEMİZİN YAŞAM SUYU ÇEKİLİRKEN, YAŞAMA GÜVENİMİZ DE Mİ ÇEKİLİYOR? 01-01-1970 03:00 HAKKINI ARARKEN KENDİNİ SUÇLAMA:  RUHUN AYNASINDA MAĞDURİYET 01-01-1970 03:00 BODRUM BODRUM…  SEN KİMLERİ YUTTUN? 01-01-1970 03:00 BODRUM'U KİM KORUYACAK? YEL DEĞİRMENLERİNİN SUYU MU ÇEKİLDİ? 01-01-1970 03:00 KURALLAR KİMLERE GÖRE HAZIRLANIYOR? 01-01-1970 03:00 DÜRÜSTLÜK SATILIK DEĞİLDİR.  01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZI KİMLERE EMANET EDİYORUZ?  01-01-1970 03:00 BİZİM İNSANIMIZI KİM KORUYACAK?BİZİM ÇOCUKLARIMIZI KİM KORUYACAK?  01-01-1970 03:00 DEPREMDE YALNIZCA BİNALAR DEĞİL, HAKLAR DA KORUNMALI 01-01-1970 03:00 SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ? 01-01-1970 03:00 SON OYUNCAĞINIZ BU NESİL Mİ KALDI? 01-01-1970 03:00 BİR EMEKLİYİ KAYBETMEK, BİR KÜTÜPHANEYİ KAYBETMEKTİR. EMEKLİ ÖLSÜN MÜ İSTENİYOR, YOKSA BİLGİLERİ VE TECRÜBELERİYLE BİRLİKTE SESSİZCE YOK OLMALARI Mİ?  01-01-1970 03:00 EMEKLİLERİN DİKKATİNE: BU HESABI BİRLİKTE SORALIM.  01-01-1970 03:00 AKADEMİ KURMAK BU KADAR KOLAY MI? 01-01-1970 03:00 TOPRAĞIN KAYGISI, SOFRAMIZIN GELECEĞİ.  01-01-1970 03:00 GÜNEŞİ DE Mİ KİRALADINIZ? DENİZ HEPİMİZİN, SAHİLLER DE.. 01-01-1970 03:00 ÇOCUKLARIMIZA BIRAKACAĞIMIZ EN BÜYÜK MİRAS BAŞARIDIR...  01-01-1970 03:00 “BEN KONUŞAMAYANLARIN AVUKATIYIM: ÇİÇEĞİN, AĞACIN VE CANLARIN SESSİZ HAKKI" 01-01-1970 03:00 KAYBOLAN EVRAKLAR DEĞİL, KAYBOLAN GÜVEN.  01-01-1970 03:00 SINAV GÜNÜNDE KAYBEDİLEN ŞEY SADECE ZAMAN DEĞİLDİ 01-01-1970 03:00 DEVLETİN GÖREVİ: VATANDAŞIN RUH SAĞLIĞINI,BÜTÇESİNİ VE GELECEĞİNİ KORUMAKTIR. 01-01-1970 03:00 VATANDAŞIN BORCU MU, SİSTEMİN YÜKÜ MÜ? YAŞLILARIMIZ DİJİTAL SİSTEMİN NERESİNDE? 01-01-1970 03:00 DEVLET KAPISINDA VATANDAŞIN AKLINA TAKILAN SORULAR,. VATANDAŞA YAŞATILAN PSİKOLOJİK TRAVMALAR,.  01-01-1970 03:00 BAYRAMLARDA UNUTULANLAR… 01-01-1970 03:00 MOBBİNG ALTINDA YIKILAN GÜVEN: CUMHURİYET VE ADALETİN SINAVI 01-01-1970 03:00 MAKAMLARI KORUMAK MI? GELECEĞİ YETİŞTİRMEK Mİ?  01-01-1970 03:00 RUHLARIMIZDA BIRAKTIĞINIZ YIKINTILAR 01-01-1970 03:00 TÜM İNSANLARIN ÇIĞLIĞI.  ASIL SORUMLULAR NEDEN KORUNUYOR? 01-01-1970 03:00 İNSAN PSİKOLOJİSİNİ YOK SAYAN BU DÜZENİ KİMLER KORUYOR? 01-01-1970 03:00 BİR NESLİ BİZ Mİ DÜŞMANA ÇEVİRDİK?     Kendi Ellerinizle Düşman mı Yetiştirdiniz? 01-01-1970 03:00 "BU 23 NİSAN'DA HİÇ BOĞAZINIZ DÜĞÜMLENDİ'Mİ?  01-01-1970 03:00 ERKEKLER KADINLARINI NEDEN ÖLDÜRÜYOR? 01-01-1970 03:00 TOPLUMUN, GENÇLİĞİN, EMEKLİNİN PSİKOLOJİSİ NASIL BOZULUR? 01-01-1970 03:00 KREŞLERE MAHKÛM BIRAKILAN BEBEK RUHLAR 01-01-1970 03:00 KELEPÇELİ RUHLAR “TOPLUM OLARAK NEYİ KAÇIRIYORUZ?” 01-01-1970 03:00 VİCDANLARIN SESSİZLİĞİ VE ÖDÜLLENDİRİLEN SUSKUNLUKLAR 01-01-1970 03:00 Bir önceki yazımın devamı.. BAĞ MI, GARANTİ Mİ? 01-01-1970 03:00 VİCDAN CİNSİYET TANIMAZ SLOGAN: KADIN GÜÇTÜR; AMA ADALET OLMAZSA GÜÇ YARAYA DÖNÜŞÜR.  01-01-1970 03:00 HAPLA SUSTURULAN BİR TOPLUM MUYUZ? 01-01-1970 03:00 "NARSİSTLER."Sizi Sessizce Nasıl Kontrol Eder? 01-01-1970 03:00 8 MART: KUTLAMA DEĞİL, EMEKÇİ KADINLARI ANMA GÜNÜDÜR!  01-01-1970 03:00 AİLELER TARAFINDAN NARSİST BİR ÇOCUK NASIL YETİŞTİRİLİR? 01-01-1970 03:00 SENİN GÖLGENİN NARSİST OLDUĞUNU BİLİYOR MUSUN? 01-01-1970 03:00 "BİR ÇORBA 200 LİRA, VİCDAN KAÇ LİRA?  01-01-1970 03:00 Kadın konuşur, toplum olgunlaşır 01-01-1970 03:00 KADIN SUSARSA, DÜNYA YAVAŞLAR. 01-01-1970 03:00 KADIN SUSTUKÇA DÜNYA YOLUNU KAYBEDER: Sessizlik Erdem Değil, Bir Toplumun Çöküşüdür! 01-01-1970 03:00