DALKAVUKLAR PARTİSİ 

Sağlıklı demokratik bir toplumsal düzenin işletilmesi sadece iktidar partisine değil, muhalefet partilerine de çeşitli sorumluluklar yükler. Bu teâmül hemen hemen gelişmiş tüm demokrasilerde siyâset alanını bir kurallar dizgesi içinde dizayn eder. 

Türkiye örneğinde ise evrensel demokratik kâideleri daha çok iktidar partisi titizlikle toplum hayatına yerleştirmek için gayret sarfederken, muhalefet cephesi bunun tam tersi bir duruş sergileyerek bu işleyişi akamete uğratacak örtülü darbe tehditleri ve sokak eylemleri ile sabote etmeye çalışmaktadır.

Kendi içinde artık alenileşen güç ve hizip çatışmaları ile yönetsel anlamda bir karmaşa içine sürüklenen CHP, seçmen kitlesini konsolide edebilmek için mahrem odaklar eliyle üretilen her türden yalan ve iftirayı elinde tuttuğu medya organları vasıtasıyla ülke gündemine pompalamaktadır. 

Bunu yaparken CHP, âdeta freni patlamış bir kamyon gibi demokratik toplumsal normları ve ahlâki değerleri ezip geçmektedir. Seküler yaşam formunu İslamofobik bir kavrayışa indirgeyen CHP, bu yönüyle siyasal bir hareket olarak bu topraklara ait olmadığını, daha çok misyoner bir yapılanma olduğunu bize göstermektedir.

Bunun son örneğini, 23 Nisan kutlamalarında bir kez daha hep birlikte müşâhade ettik ve bir daha anladık ki, ahlâki ve dini normlardan rahatsız olanlar, ahlâksız ve dinsiz yaşamayı ileri medeniyet olarak görüyorlar. Ve bunun için, Atatürk'ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal ve Egemenlik Çocuk Bayramını dahi dejenere etmekten imtina etmiyorlar. 

Direk dansı yapan ve iç çamaşırı ile sahneye çıkardıkları soytarılara astronomik bedelli konserler verdiren belediyeler, gözümüzün nuru çocuklarımıza ve gençlerimize subliminal mesajlar vermekten geri durmamaktadırlar.

Çıplaklığı çağdaşlık, çıplak olmayanları ise bağnaz ve gerici olarak algılayan bu kesim, özentisi olduğu batının rahibelerinin nasıl giyindiğini neden sorgulamaz? 

Atatürk, CHP'yi kurarken ve gelecek nesillere aydınlık, muassır medeniyet sözleriyle hitap ederken partinin sonunun zillet olacağını bilseydi sizce ne yapardı? 

Ortaya çıkan resim bize şunu göstermiştir: CHP, aile yapısının içini boşaltma ve temeline dinamit döşeme saikiyle apaçık biçimde toplumu ahlâki değerlerinden koparmaya çalışmaktadır. 

Toplumun ahlâk ve inaçlarına darbe yapan bir parti halkı temsil eden bir parti olamaz. 

Bunlar olsa olsa sapkın bir zihniyetin parti hüvviyeti altında toplumu çürütmeye ve onu emperyal efendilerine direnç göster-e-meyecek çağdaş kölelere dönüştürmeye matuf eylemlerin taşeronu bir organizasyondur.

Türk'ü töresinden ve onun binlerce yılda oluşturduğu köklü organik bağlarından koparmayı amaçlayan emperyalist 5. kol faaliyetlerin odağı olan bu partiyi Nihal Atsız, daha 1941'de kaleme aldığı ve alegorik karakterler üzerinden betimlemiş olduğu "Dalkavuklar Gecesi" adlı eserinde deşifre etmişti.

CHP, 2025'te de değişen birşey yoktur.
Daha oluşumundan itibaren tüm halkçılık söylemlerine rağmen halktan kopuk bir siyâsal oluşumdur.

Şu birkaç gün önce yaşamış olduğumuz İstanbul depreminde bile bu gerçek bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Sakarya Büyükşehir Belediyesi'ne ait bir yardım tırının Üsküdar'da halka ulaşmasını despotça engelleyerek millete olan düşmanlığını göstermiştir.

CHP, batılı anlamda dahi sosyal demokrat prensiplerden uzak bir zihniyeti temsil etmektedir.

Onların siyasal literatüründe ve tarihinde sadece darbeler ve muhtıraların bulunduğu vesayet rejiminin anti-demokratik uygulamaları vardır.

Ancak, köprünün altından şu son çeyrek asırda çok sular akmış; bu süre içinde millet kendi iktidarını tesis ederek bu ceberrut yapı ile arasına gereken mesafeyi koymasını bilmiştir.

Türk milleti kendi özgün medeniyet projesini  "Türkiye Yüzyılı" şiarıyla yola çıkarmış ve bu hedefe doğru da tüm tertipleri bozarak kararlılıkla yürümektedir.

Filiz Toklu