Üreyen ve Üreten Toplum İnşası 

Üreyen ve üreten toplumlar köklü ve kadim bir medeniyete sahip olurlar. 
Devletin mahremiyeti ailedir. Aile bozulursa sistem çöker. Yozlaşmanın bayrak açtığı yerde ahlâk normları kaybedilmiş demektir. 

Ülkemizin geleceği, teminatı ve manevi hacmi  giderek artma eğilimi taşıyan iki temel sorun ile karşı karşıya bulunmaktadır. 
Esasen sorundan da daha ileri boyutları ile birer derin kriz olgusu halinde ortaya çıkararak, doğrudan varlığımızı tehdit altına alacak olan bahse konu edeceğim iki başlıktan biri nüfusumuzun istatiksel olarak da görüldüğü üzere azalma yönlü bir grafik içinde olması, diğeri ise sosyal yapımızdaki ahlâki tahribat ve çürümedir. 

Sözkonusu bu meseleler sadece bir siyasi partinin gündemi de değildir; olmamalıdır da.  İlgili tüm kurumların siyaset üstü bir kavrayış ile konuya yaklaşması ve bu sorunların çözümü noktasında partilerin biraraya gelerek müşterek bir çözüm bulması elzem bir hâl almıştır. 

Meclis'te hükümet partisi hariç kimler yapıcı bir fikir ortaya atıyor? 
Siyasetin konusu insan diyoruz;
siyaset kurumunun ve kullandığı terminolojisinin başat/temel öznesi insan olmadığı sürece boşa kürek çekmiş oluruz.
Türk töresinde ailenin yeri tam olarak devletin merkezidir. 
Sağlam devlet, sağlam aile şiarıyla aralarında köklü bir ilinti oluşturmakta ve bu sayede güçlü medeniyetlerin oluşmasını sağlamaktadır.

Ailede her bireyin rolü farklıdır. Rol çalındığı veya değiştiği zaman önce denge daha sonra da giderek sistem bozulur. 

Türk-İslam aile yapısında her ferdin tanımlanmış bir sorumluluğu vardır. Kapitalist çark sisteminin  dayatmış olduğu şablon ve döngü ise, tam olarak çarkın dişleri arasında geleneksel aile yapısını öğütüyor. 

Eski dünya sistemi olmadığı gibi eski insanlar da yok elbette.
Yeni dünyanın dijital çağ ile birlikte getirmiş olduğu konforun yanı sıra dezavantajları da olmuştur. 

* Özellikle sosyal mecralarda mahremiyet olgusunun kalmaması, tv. programları, kolay erişim ve iletişim küflenmeyi artıran başlıca etmenler arasındadır...

* İllüzyon hayatların lükse özendiren dijital mecraları  ekonomik sıkıntı yaşayan aileler için birer zehirdir. Kendini olduğundan farklı gösteren kadınların ve erkeklerin yığılı olduğu mecrada eşler arasında kıyaslamaya ve ihanete  kadar gitmektedir .. 

Normalleştirilen yeni ahlâki normlarımızla izlediklerimizden daha fazlasını görür hâle geldik. 

* Genç nesil başta ekonomik şartlar olmak üzere dezenformasyona uğramış ahlâk kaideleri sebebiyle güven ve kaygı yaşıyor. Tam da bu sebeple bir aile kuramıyor ve üreyemiyor...
Birbirlerine güvensiz ve kaygıyla bakan  gençleri kim yetiştirdi? Onlardan, çöküşe doğru giden normlar üzerine sağlam aile temelleri atmalarını istemek adil mi? 

* Ordu için  genç nüfusa ihtiyaç vardır. Ordu yoksa  Devlet yoktur. Millet yoktur. Bayrak yoktur. 
Kadim devletimiz için köklerine bağlı kalmak ancak töreye bağlı kalmaktan geçer. Gelecek nesillere soylu bir miras bırakmak için erozyona uğrayarak aşınmakta olan bu yapıyı ivedi olarak geleneksel kaideleri ve normatif değerleri üzerinde yeniden inşa etmemiz gerekiyor. 

* Yusuf Has Hacib tarafından yazılmış olan eser Kutadgu Bilig; Türk devlet anlayışı ve yönetimi, devlet ve halk ilişkisi ile ilgili önemli bilgiler içermektedir.
Bu eser ve daha niceleri millî eğitim sisteminde müfredatta okutulması gereken eserler arasına dâhil edilebilir.

Geleceğimizi ucu açık ve belirsizliklerle dolu bir anlayışa ve tutuma bırakamayız. 

Küresel rüzgarların etkisi ile toplumun kendisine yabancı kültür diyarlarına savrulup gitmesinin önünü kesecek önlemleri almak mecburiyetimiz bekâmız açısından gereklidir.
Bunu yapamadığımız takdirde sosyolojik olarak  ölümcül sonuçları ile kaos dolu günlerin bizi bekliyor olduğunu bilmeliyiz. 

Mehmet Akif'in şu dizeleri bize rehber olmalıdır:
"Atiyi karanlık görerek azmi bırakmak
 Alçak bir ölüm var ise budur ancak..."

Türkiye Yüzyılında Aile'yi; 
Geleceğimizi, gençlerimizi her türlüce hacimli, olumlu ve yapıcı bir sistemle teminat altına alabilmenin huzuru ve güveni içinde olabilmek temennisiyle...

Filiz Toklu