GÜÇLÜ AİLE GÜÇLÜ DEVLET

Töreli Türk Aile bağlarımızdan kopmadan yaşamak kadim devletimizi yaşatır. 
Kökleri töre olan çınarın gölgesinde gelecek nesillerimizin güvenle salınması için Türkiye Yüzyılı Vizyonunda Aile;

Devletimiz, "Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi" şiarıyla hazırlayarak açıklamış olduğu Vizyon Belgesi ve Eylem Planı ile 2025 yılını "Aile Yılı" ilan etti.

Anayasamızın 41. Maddesi uyarınca da devletin temel görevlerinden biri de ailenin huzur ve refahını temin edecek tedbirleri almak zorunda olmasıdır.
Bununla ilgili olarak da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gerekli çalışmaları yapmakla yükümlü kılınmıştır.

Ailenin güncel toplumsal hayat içerisindeki verili yerini ve rolünü tanımlayabilmemizin ön koşulu öncelikle içinde yer aldığı toplumu bir bütün hâlinde üretim ilişkileri ve üretici güçler bağlamında irdelemeyi gerektirir. Bütünden parçaya doğru ilerleyerek... Tümdengelim... 
Zira, aile en küçük sosyal birim olmasının yanında mikro düzeyde üretici güç olarak iktisâdi bir birimdir de. 

Feodal toplumdaki ailenin yeri ve statüsü ile kapitalist toplumdaki konumu ve durumu farklıdır. Feodal yapı içindeki bireyin yetkeci yerel otorite karşısında mutlak bağımlı bir kişi olmasına mukabil, kapitalist toplumda birey görece özgürdür. Ve de mülkiyet hakkına sahiptir.

Bu toplumsal şablon esas olarak batılı toplumlardaki bireyin ve ailenin tarihsel seyrini analiz etmemize imkân verse de, bu durum Asya toplumlarında ve özellikle de Türklerin yaşadığı coğrafyalarda oldukça farklıdır. 

Bireyin ve ailenin üretim ilişkileri içindeki yeri, sosyal statüsü ve mülkiyet hukukunun doğrudan merkezi devlet olgusu üzerinden biçimlendiği bu toplumsal düzende (Asya Tipi Üretim Tarzı) aile, toplumsal yapının temel unsurudur. Dolayısıyla da buradan şu sonuca varılabilir: Toplumsal hiyerarşi içinde güçlü aile giderek güçlü devleti oluşturur.

Maddi koşulların bilinci oluşturduğu prensibince aile yapısının korunması, böylesi bir yapıda hayati öneme sahip bir yer tutmaktadır.

Ülkemize hasım devletlerin özellikle Türk aile yapısını hedef alan uygulamalarının altında yatan ana sebep ailenin zayıflatılması yoluyla devletin varlığını zaafa uğratmak olduğudur.

Özellikle günümüzde yaygın kitle iletişim araçları ve medya organları vasıtası ile aile yapısını tehdit edildiğini görmekteyiz.
Bilhassa milli ve dini değerleri aşındırmak üzere sanat, edebiyat ve moda üzerinden sistematik bir 5. kol faaliyeti yürütüldüğü aşikârdır. 

Toplumsal disiplini ve kadim törelerimizi dumura uğratarak önce ailenin ardından da devletin zaafa düşürülmesi ile o meşûm emellerine rahatça ulaşacaklarını planlamaktadırlar. 

Nüfus yapımızı, sorunlu bireylerden ve ailelerden mürekkep bir moral dağınıklık içine iterek bu yolla demografik tasarımlarını gerçekleştirmeyi arzuladıklarını görmemiz gerekiyor. 
Bütün bu girişimlerin devlet düzenimizin hasım güçlerin eline geçmesi gibi bir sonuç üreteceği bilinmelidir.

Modernleşme ve ilerlemenin yolu diyerek dayatılan ve artık bir ahlâk sorunu haline gelmiş bulunan sınırsız özgürlük(!) arayışlarıın en başta aile kurumunu yozlaştırmakta olduğu gerçeği gün gibi ortadadır.

Bozulan aile yapısının giderek tüm toplumu varlık anlamında ağır ve belki de önlenemez bir tehlikenin içine sürükleyecek oluşu karşısında hepimize önemli görevler düşmektedir.

Devletin bu konuda önleyici tedbirler alması sorunu çözmeye ve aşmaya yeterli olmayabilir.
Bunun yanına ülkesini ve ailesini korumak üzere hükümet dışı sivil girişimlere de ihtiyaç vardır.
İlgili bakanlık ile koordineli biçimde yerel inisiyatifler oluşturmalıyız.

Mesele ciddidir. 
Gelecek kuşaklar tehdit altındadır.

*Başlangıçta da belirtildiği üzere bireyin ve ailenin sosyo-ekonomik durumunu ve statüsünü üretim ilişkileri ağı içinde yükselterek ilk adımı atmak gereği vardır. Zira, ekonomik güçlükler altında ezilen ailelenin birliğini koruyabilmesi de çok kolay olmayacaktır. Kapitalizmin salt ķâr amaçlı kölesi haline getirilen birey ve aileyi bu çarkın dişleri arasında bırakmayacak önlemleri almak yaşamsal bir öneme sahiptir.   

*İkincisi, eğitim ve öğretim müfredatlarına ailenin önemi hakkında kapsamlı programlar konulmaldır.

Bir diğer de aile kurumunu yıpratacak yayımlar yapan medya organlarına sıkı bir denetim uygulanmalı; milletin kadim kimlik bilincine, aile yapısına ve töresine aykırı davranan kuruluşların yayın lisansları süresiz olarak iptal edilmelidir.
Aile oluşturmayı teşvik edecek ve kolaylaştıracak uygun koşullarda konut edinimi sağlanarak bu süreci daha en başından bir sorun olmaktan çıkarmak lüzûmu vardır.

Güçlü ailenin güçlü bir toplumsal düzen ve devlet oluşturacağı gerçeğini bir an dahi unutmadan ve de sadece bir yıla sığdırılan etkinlik planının içine hapsolmadan uzun soluklu bu yola hep birlikte revan olmamız temennisiyle...

    "Güçlü aile güçlü Türkiye! " inşası için Sn. Cumhurbaşkanımıza ve emeği geçenlere şahsım ve okuyucularım adına yürekten teşekkür ediyorum. 

Filiz Toklu