PİJAMA PARTİSİ
Birkaç gün önce medya organlarınca servis edilen bir haberin fotoğrafı, bu ülkenin milli değerlerini, hasletlerini ve kültürünü varlık koşullarının en başına konumlandırmış olan herkesi bir anda dumura uğrattı.
Söz konusu fotoğrafta, 2024 Paris Olimpiyatları'na gönderilen sporcularımızın açılış seramonisinde oluşturulacak kortejde giyecekleri kostümler iki milli sporcumuzun üzerinde tanıtılıyordu.
Bizleri önce şaşkınlık içinde bırakan ve sonra da bir öfke girdabının içine sürükleyen fotoğrafları hepimiz gördük.
Bize ait kültür değerlerini sembolize eden hiçbir unsurun yer almadığı kostümler, tasarımında kullanılan gerek renkler, gerekse de desenleri itibariyle apaçık biçimde bize yabancı ve düşman olan bazı ülkelerin siyasal, kültürel sembollerini anımsatıyor ve çağrıştırıyordu.
Başka bir algı ile de kostümlerin, tastamam bildiğimiz klasikleşen pijama formunda olmalarıydı.
İkinci Dünya Savaşı'nda Almanların toplama kampındaki esir kıyafetlerine benzeyen ve sporcularımıza giydirilen paçavranın adı tasarım değil, Türk milletinin aklıyla alay etmektir. Tanzimat'tan beri bu milletin ne giyeceğine karar veren yahudi lobisi son yaşanan olimpiyat rezaletiyle kendi otoritelerini tescillemiş oldular.
Onların istediği gibi giyinmeyenleri kendi öz yurtlarında ırkçı, gerici, bölücü gibi yaftalarla dışlamadılar mı?
Ortada skandal boyutunda müthiş bir aymazlık olduğunu söylemem gerekiyor.
Öncelikle bu kostümleri hazırlaması için seçilen giyim firmasının bizatihi kendisinin sorunlu bir kuruluş olduğunu belirtmeliyim.
Bu seçimi yapan TMOK yetkililerinin süreci iyi yönetemedikleri anlaşılıyordu. Keza, küresel boyutttaki bir spor organizasyonda ülkesini temsil edecek olan kafilenin, giyimi kuşamı ait olduğu ülkenin milli değerlerini yansıtıyor olmalıdır. Millî zannettiğimiz ne varsa ithal milli olarak karşımıza çıkıyor olması ayrıca can sıkıcı başka bir başlık.
Tam da burada dikkat çekici iki örnek model olarak Kazakistan ve Moğolistan'ı zikredebiliriz.
Bu kostümler daha tasarım aşamasında iken, farklı moda desinatörlerine çok sayıda ön çalışma yaptırarak, Türk kültüründen ilham almış ve esinlenmiş olarak bizi temsile en uygun kostümler seçilmiş olmalıydı.
Konu, sadece modaya ilişkin bir durum olarak görülmeyerek, içinde genel Türk tarihi, mitolojisi ve folklorü üzerinde ihtisas yapmış olan akademisyenlerin de yer alacağı bir seçici kurul oluşturulmalıydı.
Örneğin, THY kabin görevlilerimizin giyindikleri kostümlerin bu anlayışa uygun renk, form ve içerikleri stilize etmiş başarılı bir moda çalışması olduğundan bahsedebiliriz.
Yerkürede uluslararası spor müsabakalarının yapılacağı en yüksek organizasyon, olimpiyatlardır.
Bu platformda sadece sportif faaliyetler yoktur. Ortaya koyacağınız imge ile de kendi kültür değerlerinize ait imajları da sergilersiniz.
Açılış seramonisinde kafilenin başında Türk bayrağı bulunmasa, hiç kimse zebra gibi giydirilen bu kafilenin bize ait olduğunu algılayamaz. Olsa olsa ya Yunan ya da İsrail kafilesidir diye düşünürler.
Binlerce yıllık kadim bir kültür ve medeniyetin sahibi olarak, bu kostümler bizi anlatmaktan çok uzaktılar.
Bize dair folklorik hiçbir iz taşımayan bu kıyafetlerin kabulünü sağlayarak, Paris'te olimpiyat kafilesi sporcularımıza giydiren başta Spor Bakanı ve TMOK yetkilileri olmak üzere, sorumluluğu bulunan herkesi protesto ediyor; ve bulundukları makamlardan ya ayrılmalarını ya da azledilmelerini bekliyorum.
Bu rezalet öyle geçiştirilecek bir durum değildir. Bunu sadece bir aymazlık olarak ele alamayız.
Ortada milli kimliğimize yönelik üstelik müsebbibi de devlet yetkilileri olan apaçık bir suikast vardır.
Bir soruşturma heyeti ile de bu meselenin üzerine ciddiyetle gidilmelidir.
Statüsü ne olursa olsun, hiç kimseyi en hafif ifadeyle kabul etmiş dahi olsak, böyle bir tedbirsizliği asla mazur göremeyiz.
Bu rezaletin bir an önce sonlandırılmasını ve al bayrağımıza yaraşır bir temsil olmasını temenni ediyorum.
2024 Paris Olimpiyatları'nda yarışacak olan tüm sporcularımıza üstün başarılar diliyorum.