Ulus Devlet İnşası Olarak: Cumhuriyet
Feodal toplumsal yapılar 18. ve 19. yüzyıl boyunca yükselen burjuvazinin alt-yapıdaki üretim biçimlerini kategorik olarak değiştirmesi sonucunda yerlerini kapitalist üretim ilişkilerine bırakarak tarih sahnesinden çekilmiş oldular.
Bu süreç boyunca krallıklar, ya tasfiye edildi ya da yasama yetkileri kısmen sınırlandırılarak kısmen de tümüyle ellerinden alınarak sembolik birer figür olarak varlıkları devam ettirdiler.
Toplumsal düzeni temellerinden değiştiren bu tarihsel ilerleme, başta Avrupa olmak üzere aşağıdan yukarıya doğru halk hareketleri ile vücud buldu.
Değişen üretim ilişkileri ile üst yapıda yeni bir devlet modeli olarak birer cumhuriyet haline gelen toplumlar, yasama faaliyetlerini de böylece kendi tasarrufu altına almış oldular.
Ülkemizde ise, klasik anlamda sınıfların bulunduğu batı tipi bir toplumsal düzen olmadığından, Avrupa'dakine benzer bir süreci takip edilmesi pratik olarak mümkün olamayacaktı.
Mülkiyetin, hanedan düzeni dahi olsa, esas olarak kurulu devlet ait olduğu Türk toplumunda ATÜT (Asya Tipi Üretim Tarzı) dolayısıyla sınıfların ortaya çıkmasının nesnel koşulları oluşmadığından, cumhuriyete giden yol batıdaki örneklerinden farklı bir rotayı takip etmek durumunda kalacaktı.
Bu ise, hareketin aşağıdan yukarı doğru ivmelenen bir devrim süreci ile değil, yukarıdan aşağıya doğru jakoben bir tarzda gerçekleşmesi ile sağlanabilecekti.
Cumhuriyette, hukukun üstünlüğü önemli bir konudur. Herkes yasalar önünde eşittir ve devletin organları hukuka bağlıdır. Aynı zamanda, insan hakları çok önemlidir. Cumhuriyet, her bireyin özgürlüklerini ve haklarını korur.
Nitekim Türkiye Cumhuriyeti de bu yöntem ile yukarıdan aşağı doğru tesis edilerek eskisinin devamı niteliğinde sınıfsız ve imtiyazsız bir yeni devlet olarak ortaya çıkmış oldu.
Filiz TOKLU