AH YALAN DÜNYA!

Ahmet KOÇAK ( YAZAR )

28-12-2024 09:53

AH YALAN DÜNYA!

Bize bir şey sorulmadan Dünya denen; uzay boşluğunda menziline doğru hızla giden gezegende gözlerimizi açarız. İlk icraatımız ağlamak olur. O günlerde ki gereksinimlerimiz: Barınma, uyku ve beslenmedir. Üşüyünce, acıkınca, altımız kirlenince haber vermek için ağlarız. Bakarız ağlayınca gereksinimlerimiz karşılanıyor ilk öğrendiğimiz:  ‘Ağlamayana meme yok’ olur. Atık yaşamımız boyunca her kapıyı açan bir anahtara sahibizdir.
Bakarız bu dünyada anne denilen bir varlık var ve bize fazlasıyla yeter. Annelik hormonu devreye girer; uyumaz uyutur, yemez yedirir; evlenip yuvadan uçana kadar emeğini esirgemez. Anne olmazsa hiçbir gereksinimimizi karşılayamayız, öz bakımımızı yapamayız, düşünerek sorun çözemeyiz, yürüyemeyiz, üzerimize dökmeden yemeğimizi yiyemeyiz, büyüdükçe çok soru sorarak etrafımızı bıktırırız…
Diğer canlıların yavruları doğar doğmaz yürümeye, koşmaya, beslenmeye birkaç saat sonra başlarken insanoğlu uzun yıllar bakıma muhtaçtır. Bakılmazsa yaşaması mümkün olmaz. Bir yandan da, ‘ iyi ki doğdum. Bu dünya güzel, güvenli bir yer. Ekmek elden su gölden yaşayıp gidiyorsun daha ne istiyorsun?’ diye düşünmeye başlarız.
Büyüdükçe baba ve kardeşler olduğunu fark eder, bir kabilede doğduğumuzu anlarız. Zamanla anne sütünden başka yiyeceklerin de var olduğunu anlarız. ‘Evin biricik paşasıyım. Her şey harika! Ailede herkes etrafımda pervane olmuş. Körün istediği bir göz Allah vermiş iki göz…’ diye düşünerek tüm olanaklardan sonuna kadar faydalanırken benmerkezci olmaya başlarız.
Zamanla etrafta başka kabilelerin de var olduğunu fark ederiz. İnsanlar iki gruba ayrılıyordu o yaşlarda: Kadınlar ve erkekler. Sonraları başka çocuklar, halalar, teyzeler, amcalar, dayılar, dedeler, nineler, komşular, yabancılar da katılınca dünya, anlaşılmaz, içinden çıkılmaz bir hal almaya başlar. Dünyada yalnız olmadığımızı fark edince biraz ürkeriz. 
Duygularımız denize benzer; bazen sakin, bazen dalgalı, bazen boran, bazen hortum olur gider, gelir. Hala kabilemin güvenli limanındayız. Yine ekmek elden su gölden yaşayıp gitmenin rahatlığı içinde geçer yıllar engin denizlere açılana kadar...
Bir odanın içinde geçen yıllardan sonra önce evin içinde gezmeye başlarız emekleyerek. Dünyayı keşfetmeye çok meraklıyızdır. Yürümeye başlayınca komşu eve kadar gidip gelmek büyük bir başarıdır. Kendimizle gurur duymaya başlarız. Sonra tavuk menzilini aşarak köyün keşfiyle etrafta bitki ve hayvanlar olduğunu, dünyanın ne kadar büyük ve çözülmesinin ne kadar zor bir yer olduğunu düşünmeye başlarız. Büyüdükçe ilçeyi, ili, ülkeyi, dünyayı ve evreni keşfe çıkışımız bize bilgi ve deneyimler kazandırırken, her yeni keşifle ağzımız bir karış açık kalarak yaşamaya, uzun ince bir yolda gitmeye devam ederiz gündüz gece... 
‘Bu böyle gitmez’ derler. ‘Seni okula vereceğiz. Oku bir mesleğin olsun.’ Nihayet uzun çabaların ardından bir mesleğimiz olur. Parayla tanışırız. Çok geçmeden asıl patronun para olduğunu anlarız. Patronun emirlerine kafa tutanlarımız çıkar kuşkusuz. Onların halini gördükçe susar; Napolyon’un, ‘para para para’ dönemine geçeriz…
Karşı cinse ilgimiz başlar doğal olarak. Hemcinslerimizle oynarken bir gözümüz de karşı cinse kayar. Önce ailemiz vardı, sonra kabilemizi fark ederiz. İkinci dünyamız kendi kurduğumuz ailemize dikkatimizi vermeye başlarız. Karımız, kocamız, çocuklarımız, işimiz, başarılarımız, başarısızlıklarımız, sevinçlerimiz, üzüntülerimiz; ev, yazlık, araba, çamaşır makinesi, buzdolabı, güzel giyinmek, güzel yemek, tatil, çocukların eğitimi… gibi sorunlar içinde yuvarlanarak geçer ömrümüz.
Okul yıllarında neler öğreniriz neler… Türküler, şarkılar, şiirler, masallar, romanlar, buluşlar, öyküler, hobiler, fobiler, hesaplar, hesapsızlıklar, zenginler, yoksullar, savaşlar, dinler,  hükümdarlar…  Neşet Ertaş der; “Ah! Yalan Dünya…
Herkes ailesinin diniyle doğar. Düşünerek, kendi kararıyla bir din seçme şansı olmaz insanoğlunun. Yaşamda hazır bulduğumuz, emeksiz elde ettiğimiz tek şeydir dindir. Daha ne istiyorsun, buldun da bunuyor musun? Herkes içine doğduğu dinin, geleneklerin, göreneklerin en doğru olduğunu düşünür. Bizim dışımızda kalanlar doğal düşmanımız olarak tanıtılır. İçinde doğduğumuz dini ve kendi ırkımızı benimseyip korumamız doğaldır. Eğitim arttıkça duygudaşlık yapmayı öğreniriz. Başka dinden, ırktan olanları tanıdıkça onları da anlamaya, sevmeye başlarız. Böylece barış içinde yaşama isteğimiz gelişir. Geriye doğru baktığımızda konulan yerde hala otlamaya devam eden insanların varlığını sezer, üzüntü duyarız. 
Oyunlar bizi ilerdeki zor yaşantımıza hazırlar. Ne kadar çok oyun oynamışsak gelişme çağımızda ileriki yaşamımız daha güzel ve zevkli geçer. Yenince mutlu, yenilince mutsuz oluruz. Bu ömür boyu sürer, Mutlu, mutsuz, mutlu mutsuz, mutlu mutsuz… 
Bakarsın kimileri çok çalışıyor aç, kimisi hiç çalışmadan tok. İsyan edersiniz; “olmaz! Onlar da insan! Biraz da onlar doysun!” dersiniz. Hemen açların saldırılarına uğrar şaşırırsınız. “Ula ben sizin için ….” Neme lazımcılık başlar, altta kalanın boynu kırılsıncılık lügatınızda yerini alır.
Bu yaşam hengâmesinde farkında olmadan bir de bakarız ki; un elenmiş, elek duvara asılmıştır. ‘Ah! Yaşlılık kapıya konacak şey değilsin ama geldin çattın işte. Daha çok şeyler yapacaktım. Tasarladığım şeylerin binde birini bile gerçekleştiremedim’ düşünceleri içinde üç mevsim geçmiş, kış gelip çatmıştır. Şöyle bir geriye dönüp bakarsın geçen ömür çok kısa gelir sana. Hani Âşık Veysel; “Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece.” demiş ya; gündüz gece gittiğin, yolun ince olduğu doğru da uzun olduğu yanlıştır gibi gelir sana. Acaba gözleri kapalı olduğundan -sıkıcı bir film izlemiş gibi- ömrü büyük ozana uzun gelmiş olabilir mi? 
Yaşlanınca; hiçbir gereksinimimizi karşılayamayız, öz bakımımızı yapamayız, düşünemeyiz, sorun çözemeyiz, yürüyemeyiz, üzerimize dökmeden yemeğimizi yiyemeyiz, çok soru sorarak etrafımızı bıktırırız. Yine bebeklik günlerimize, başladığımız yere geri dönmüşüzdür. O günlerde annemizi aramaya başlarız. O artık toprak olmuştur. Etrafımızdaki hiç kimsede size bakım sağlayacak annelik hormonu yoktur. Huzur evine gitmeyi düşünürsünüz az kalan aklınızla. Sonra;- tv de izlediğiniz- araba fırçası ve hortumla musluktan akan soğuk su ile kafaya vura vura banyo yaptırdıkları gelir uzsunuza da evlatların bakımına razı olursunuz.
Hayal kuramaz olunca, anılarla yaşamaya başlarsınız. Yaş biraz daha ilerleyince anılar da silinir hafızadan. Kalırsınız ortalarda hiçbir şey yapamadan, düşünemeden biçare…
Bel bükük, duvara dayana dayana yürürken yanınızdan yaşama yeni başlamış, yürümenin tadını yeni almış çocuklar geçer de; “baba bu nedir? Neden çok yavaş yürüyor? Nasıl da çirkin!” derken, çocuğun saflığı sizi bir an tebessüm ettirir. Günde sekiz on kez ziyaret ettiğiniz tuvalete gitmek bile eziyet halini alır. 
Bakıp büyüttüğünüz evlatlarınız sık sık tekrarladığınız sorularınızdan, sorunlarınızdan, bölük pörçük anlattığınız anılarınızdan bıkıp sizden kaçmaya, birbirlerinin üzerine atmaya, hatta azarlamaya başlarlar. 
Artık yaşam denen size sorulmadan başlayan serüven afet halinde gelmiştir. Yanınızda anneniz gibi çok ve sürekli kalsınlar, sadece size baksınlar, başka şeylerle ilgilenmesinler istersiniz ama kalamazlar. ‘Ağlamayana meme yok’ sözü gelir aklınıza; ağlarsınız anneniz gelmez. Artık bundan sonra ağlayana da meme vermezler. Zira onlar anne değil evlatlardır.”Para para para” dönemlerini yaşamaktadırlar. Tek düşündükleri; ‘acı çekmeden biran önce ölse de şu biriktirdiği malları bir güzel pay etsek’tir
Neşet Ertaş, üzerinde kaytan bıyıkları olan kalın dudaklarını kulağınıza yaklaştırıp, ”Yazımı kışa çevirdin, bak gözümde yaşa Leyla’m(Dünya’m), Viran oldu evim barkım…” türküsünü söyler de bir başka hüzünlenirsiniz… 
Her nefis gibi ölümü tadarsınız. İmam sala verir sesi sonuna kadar açılmış cami hoparlöründen. Kimse salayı dinlemese de sonunda ölenin ismine dikkat kesilir; “Zümrüt mahallesine ikamet eden falan kişi vefat etmiştir. Cenazesi öğle namazının ardından…” Kahve müdavimlerinden tanıyan biri; “Allah rahmet etsin. İyi adamdı. Hani benim arkadaş Hulusi’yi tanırsınız onun babasıydı. Seksen yaşındaydı. Zaten sürünüyor, çocuklarına çok sorun oluyordu. Allah kurtardı.” diyerek toprağa girmeden kahve masasında gömülürsünüz. Okey oyunu kaldığı yerden devam eder sizin yaşam oyununuz sona ererken… 
ahmet.kocak16@hotmail.com

DİĞER YAZILARI ÇARESİZLİĞİN ADI: IRMAK ÖĞRETMEN 01-01-1970 03:00 YEDİ UYURLAR GİBİ 01-01-1970 03:00 KARPUZ GİBİ İKİYE BÖLÜNDÜK 01-01-1970 03:00 BEN CEZA EVİNDEYKEN 01-01-1970 03:00 KARLARIN ALTINDAN ÇIKAN YAŞAM    01-01-1970 03:00 EĞİTİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Yunan filozofu Platon der ki: 01-01-1970 03:00 HASTABAKICI ÖĞRENCİM 01-01-1970 03:00 AYDINLARIN DEĞERİNİ BİLELİM 01-01-1970 03:00 ANJİYO OLDUM 01-01-1970 03:00 ANJİYO OLDUM 01-01-1970 03:00 ÇAĞRIŞIMLAR- 2 01-01-1970 03:00 ÇAĞRIŞIMLAR-1 01-01-1970 03:00 BAĞ-KUR EMEKLİSİ NİYAZİ 01-01-1970 03:00 SİYASET TEHLİKELİ Mİ? 01-01-1970 03:00 GEZMELİ Mİ GEZMEMELİ Mİ? 01-01-1970 03:00 TARİKATÇILAR DİNİ ÖĞRETİYOR 01-01-1970 03:00 UYGARLIK TEHLİKEDE Mİ ?  01-01-1970 03:00 DEMİRBANK İYİ GÜNLER DİLER 01-01-1970 03:00 SARI TİLKİ 01-01-1970 03:00 BAŞA DÖNÜŞ 01-01-1970 03:00 YOKSULLUĞU YÖNETMEK Mİ, YOK ETMEK Mİ? 01-01-1970 03:00 YOKSULLUĞU BİTİREN ADAM 01-01-1970 03:00 ÇETİN YOLCULUK 01-01-1970 03:00 HASTANE RANDEVUSU 01-01-1970 03:00 BAREZ 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 CAN SIKINTISI 01-01-1970 03:00 ACI BİBER YEME ŞAMPİYONU-2 01-01-1970 03:00 ACI BİBER YEME ŞAMPİYONU-1 01-01-1970 03:00 ÖNERME / KARŞI ÖNERME / UZLAŞIM 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK YARIŞI 01-01-1970 03:00 ARKADAŞIM KANGAL 01-01-1970 03:00 YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN! 01-01-1970 03:00 NEDEN BULUŞ YAPAMIYORUZ? 01-01-1970 03:00 SAF (TEMİZ) İNSANLAR 01-01-1970 03:00 ANA YURDUMDA BİR AY 01-01-1970 03:00 ÇOK ÇOCUK 01-01-1970 03:00 BURSA ZEKİ MÜREN’İ ANDI        01-01-1970 03:00 PARAYLA İMANIN KİMDE OLDUĞU BELLİ OLMAZ Emekli Seyfi Bey anlatıyor; 01-01-1970 03:00 OKUMAZSAN ÇOBAN OLURSUN! 01-01-1970 03:00 DİJİTAL ALANDAN İNSAN MANZARALARI 01-01-1970 03:00 KERTENKALE  01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLERİN GÖLGESİNDE BÜYÜYEN BİR ÜLKE 01-01-1970 03:00 ÖZDE YOSUL, SÖZDE YOKSUL 01-01-1970 03:00 YAŞLI BİREYLERE BİRKAÇ SÖZ… 01-01-1970 03:00 YİRMİ BİR YÜREK GÖKYÜZÜNDE KALDI 01-01-1970 03:00 BURSA’DA ATATÜRK NASIL ANILDI? 01-01-1970 03:00 Saat Dokuzu Beş Geçe… Bir milletin kalbi aynı saatte yeniden atıyor. 01-01-1970 03:00 KÖZ YAŞLARIM (Hatice Türkmen YURTSEVEN) 01-01-1970 03:00 REHBER ÖĞRETMEN CEMAL AKYÜREK ANLATTI 01-01-1970 03:00 ERKEN SÖNEN BİR YAŞAM; MEMİŞ 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET İLAN EDİLMESEYDİ 01-01-1970 03:00 LODOS 01-01-1970 03:00 BUSA EMLAK DÜNYASI 01-01-1970 03:00 ŞANSSIZLIK VE EZİLMEK İYİDİR (!) 01-01-1970 03:00 BURSA’NIN SU SORUNSALI 01-01-1970 03:00 TÜRKTELEKOM’LA SINAVIM 01-01-1970 03:00 17. BURSA EDEBİYAT GÜNLERİ 01-01-1970 03:00 YUMURTACI DAYI GELMİŞ 01-01-1970 03:00 ERKEKLER AĞLAMAZ 01-01-1970 03:00 DAYAN EY DİŞLERİM DAYAN 01-01-1970 03:00 ŞAİR, YAZAR, ÇEVİRMEN NİHAT ALTINOK 01-01-1970 03:00 OTUZ BEŞ YIL SONRA YERİNE OTURAN TAŞLAR 01-01-1970 03:00 SEKSEN YILLIK ÖMRÜN ALTMIŞ YILI SANATLA GEÇEN BİR ULU ÇINAR; HAFİZE BEYİM GÜN 01-01-1970 03:00 BURSA’DA SANAT VE SANATÇILAR Bursa’da sanat deyince; 01-01-1970 03:00 BENMERKEZCİ 01-01-1970 03:00 BİR YAZAR NELER YAŞAR? 01-01-1970 03:00 YIRTILAN BOT 01-01-1970 03:00 OKULLAR AÇILIRKEN… 01-01-1970 03:00 ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN! 01-01-1970 03:00 KARŞIT ADAM 01-01-1970 03:00 YAKASI KÜRKLÜ PALTOM 01-01-1970 03:00 AFİFE JALE’DEN TOPUKLU EFE’YE 01-01-1970 03:00 SOY SÜREN YOKSULLUK 01-01-1970 03:00 BURSA KENT KONSEYİ EDEBİYAT ÇALIŞMA GRUBU TOPLANDI 01-01-1970 03:00 YAPAY ZEKÂ İLE TANIŞTIM 01-01-1970 03:00 YAPAY ZEKÂ İLE TANIŞTIM 01-01-1970 03:00 TUTUMLU OLMAK ZORUNDAYIZ 01-01-1970 03:00 NİHAL CEVHER ŞİİR KİTABINI TANITTI 01-01-1970 03:00 YEŞİL BURSA YANIYOR 01-01-1970 03:00 BUDAPEŞTE GEZİM-2 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 ÇÖPTE EKMEK VAR! 01-01-1970 03:00 GENÇLER EVLİLİĞE NASIL BAKIYOR? 01-01-1970 03:00 GAZİ YAKUP ERGEN 01-01-1970 03:00 VASFİ BEY- 2 01-01-1970 03:00 VASFİ BEY -1 01-01-1970 03:00 BİRAZ DA GÜLELİM 01-01-1970 03:00 BİR YILDIZ DAHA KAYDI (MİKDAT YILDIZ) 01-01-1970 03:00 DOLAR MİLYONERLİĞİ FIRSATLARINI KAÇIRDIM 01-01-1970 03:00 DİŞTEN ARTANLAR 01-01-1970 03:00 ALMANYA BİZİ KISKANIYOR 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK HASTANE SERÜVENİM 01-01-1970 03:00 BULGARİSTAN VE TÜRKİYE YILDIZI - 2 01-01-1970 03:00 BAYRAMDA BURSA’YI GEZDİM 01-01-1970 03:00 COŞKULU YÜREKLER ÇABUK YORULUR 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 KIRILAN AYAK BİLEĞİM 01-01-1970 03:00 HOMO SAPİENDERTAL 01-01-1970 03:00 KAPLIKLAYA CAZİBE MERKEZİ 01-01-1970 03:00 BURSA’DA SABAH 01-01-1970 03:00 LİYAKAT Mİ DEDİNİZ? 01-01-1970 03:00 DEPREM 01-01-1970 03:00 KORONAVİRÜS GÜNLÜĞÜ 01-01-1970 03:00 MAZİDE BİR 23 NİSAN 01-01-1970 03:00 YOZGAT’TA MİTİNG BURSA’DA YÜRÜYÜŞ 01-01-1970 03:00 CAHİL CESARETİ 01-01-1970 03:00 SUZAN SUZİ -3 01-01-1970 03:00 SUZAN SUZİ -2 01-01-1970 03:00 SUZAN SUZİ-1 01-01-1970 03:00 MUSTAFA EFENDİ 01-01-1970 03:00 CHP ÖN SEÇİM İZLENİMLERİ 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ SAYGIYLA ANIYOR, ZAFERİMİZİ KUTLUYORUM! 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLER HER ŞEYİ BİLİR 01-01-1970 03:00 GENÇ ÖĞRETMEN TANJU OĞUZ 01-01-1970 03:00 EDİP AKBAYRAM’I KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 HAYALLER, GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 NEYİN NESİ? 01-01-1970 03:00 EBE HANIM 01-01-1970 03:00 GİDER MİYİM? 01-01-1970 03:00 KADIN GÖZÜYLE YAŞAM ZORLUĞU 01-01-1970 03:00 İŞSİZLİĞİ VE PAHALILIĞI NASIL ÇÖZMELİ? 01-01-1970 03:00 İŞSİZLİĞİ VE PAHALILIĞI NASIL ÇÖZMELİ? 01-01-1970 03:00 TAYİN NASIL YAPTIRILIR? 01-01-1970 03:00 MÜLAYİM HULUSİ 01-01-1970 03:00 SİYASETÇİLER VE VATANDAŞLAR 01-01-1970 03:00 UĞUR MUMCU’YU ANDIK 01-01-1970 03:00 BURSA’YA GİT DE ADAM GÖRSÜNLER 01-01-1970 03:00 CHP YILDIRIM’DA NELER OLUYOR? 01-01-1970 03:00 MEMUR EMEKLİSİ KARINCA 01-01-1970 03:00 BURSA’NIN AYDINLARI TOPLANDI-2 01-01-1970 03:00 BURSA’NIN AYDINLARI TOPLANDI -1 01-01-1970 03:00 HIZLI YAŞADIM-2 01-01-1970 03:00 HIZLI YAŞADIM-1 01-01-1970 03:00 ÇAĞDAŞ BEY’İN YILBAŞI GECESİ 01-01-1970 03:00 SERPME KAHVALTI-2 01-01-1970 03:00 SERPME KAHVALTI-1 01-01-1970 03:00 DÜDÜKLÜ TENCERE 01-01-1970 03:00 ŞARKILAR SÖYLEYİP HALAY ÇEKMEKVARKEN… CEYLAN: 01-01-1970 03:00 SUBARU SEVGİM NASIL GELİŞTİ? 01-01-1970 03:00 ESKİLERDE AŞK… 01-01-1970 03:00 HAYRET BİR ŞEY! 01-01-1970 03:00 TRAFİKTE SABIR 01-01-1970 03:00 ÖĞRENCİM HATUN 01-01-1970 03:00 BURSARAY PENCERESİNDEN… 01-01-1970 03:00 KİTABI OKULLA, OKURLA BULUŞTURANLAR 01-01-1970 03:00 İKİ AVUÇ LEBLEBİ 01-01-1970 03:00 MUSTAFA BOZBEY’İ ZİYARETİM 01-01-1970 03:00 SEÇİM VE GEÇİM -2 Söyleşi devam ediyor; 01-01-1970 03:00 SEÇİM VE GEÇİM-1 01-01-1970 03:00 BANKA PROMOSYONU İLE SINAVIM 01-01-1970 03:00 İKİZLER 01-01-1970 03:00 MAHALLEMDEN MANZARARLAR 01-01-1970 03:00 SATILIK ARABA 01-01-1970 03:00 Z KUŞAĞI KALEMİNDEN CUMHURİYET 01-01-1970 03:00 78 KUŞAĞI KALEMİNDEN CUMHURİYET 01-01-1970 03:00 68 KUŞAĞI KALEMİNDEN CUMHURİYET “CUMHURİYET ERDEMDİR. 01-01-1970 03:00 KUDUZ 01-01-1970 03:00 KANATLI HAYVAN PAZARI 01-01-1970 03:00 YETİMİN BAŞI NASIL OKŞANIR? 01-01-1970 03:00 TREN YOLCULUĞU 01-01-1970 03:00 PSİKOLOJİKTİR CANIM 01-01-1970 03:00 HERKES SUSSA BİZ SUSMAYIZ 01-01-1970 03:00 DOYDUĞUN YERDEN DOĞDUĞUN YERE GİTMEK 01-01-1970 03:00 BANA AMCA DEME... 01-01-1970 03:00 DESİNLER, NE DERLER, KEŞKE… 01-01-1970 03:00 DİJİTAL ÇAĞDA OKUMA, GAZETECİLİK 01-01-1970 03:00 BURSA, SANATÇISI ZEKİ MÜREN’İ ANDI 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLER ODASINDA NELER KONUŞULUR? 01-01-1970 03:00 BUNLARI YAPMAYANIMIZ YOKTUR 01-01-1970 03:00 YORUMLU… 01-01-1970 03:00 ÖZGÜRCE YAĞMURDA ISLANMAK 01-01-1970 03:00 BABASININ BİRİCİK “BAKAN” I 01-01-1970 03:00 FAKİRİN KAYAK KEYFİ! 01-01-1970 03:00 BİLGİLİ İNSAN 01-01-1970 03:00 ZAFER BAYRAMI BURSA’DA COŞKUYLA KUTLANIYOR 01-01-1970 03:00 İĞNEYİ KENDİNE BATIRMAK 01-01-1970 03:00 HAYALLER GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 ARKADAŞIM MEHMET RÜZGÂR 01-01-1970 03:00 GEÇİM SIKINTISI YENİ DELİLER ÜRETİYOR 01-01-1970 03:00 YUMURTACI DAYI GELMİŞ 01-01-1970 03:00 FİNLANDİYALI ERNO GAZZELİ EMİR 01-01-1970 03:00 OYUNCAK ÖRDEK 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR ÖZEL BURSA’DAYDI 01-01-1970 03:00 YEŞİL MERCİMEK 01-01-1970 03:00 KOCA SAVAR 01-01-1970 03:00 GEL DE UYU! “Soylar Neden Devam Etmedi? 01-01-1970 03:00 EYVALLAH! 01-01-1970 03:00 OSMANGAZİ HALK LOKANTASI ZİYAERTİM 01-01-1970 03:00 BOZKURTİŞARETİ VE EĞİTİM 01-01-1970 03:00 İKİ AVUÇ LEBLEBİ 01-01-1970 03:00 İZZET ŞADİ SAYAREL HUZUREVİ ZİYARETİM 01-01-1970 03:00 EYLEM İNSANLARI 01-01-1970 03:00 ÜLKE GÜNDEMİ 01-01-1970 03:00 YOLCU UÇAKLARI 01-01-1970 03:00 İSTİLA 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 İYİ BAYRAMLAR Arife Günü; 01-01-1970 03:00 BABALAR GÜNÜ  01-01-1970 03:00 ÇEMBERİMDE GÜL KAYNAK 01-01-1970 03:00 AYAĞI KIRILAN ATLARI VURURLAR 01-01-1970 03:00 ALİ İLE ALİYE ÖĞRETMEN 01-01-1970 03:00 ELİN KLAVYESİ TORBA DEĞİL Kİ BÜZESİN 01-01-1970 03:00 YARIM ZEYTİN 01-01-1970 03:00