
SİYASET TEHLİKELİ Mİ?
Yüzde kırk sekize yakın oyla CHP’ den Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na seçilen Mustafa BOZBEY tutuklandı. İki yıl süren Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden değil, yedi yıl önce Nilüfer Belediye Başkanlığı döneminden tutuklandığı basında yer aldı. Seçim kuruluna aday olurken temiz kâğıdı vermiştir ki aday olabilmiş. Devam eden davaları var mıydı, yargılama sonucunda aklanmış mıydı, bilemiyorum.
Kırk yedi yıl sonra CHP bir başarı gösterdi. Başarmak bazen iyi sonuçlar vermeyebilir. Bursa’da vermedi.
Bursa’ya 1997 yılında taşındığımdan beri yerel seçimleri izlerim. Erdem Saker’den sonra DSP’den Erdoğan Bilenser (1999-2004) Büyükşehir belediye başkanı seçildi. Erdoğan Bey’in Bursa’ya yer altından raylı sistem getirmesi onun ne kadar başarılı olduğunu göstermeye yeter de artar. Sonraki seçimlerde aday olmadı. Zirvedeyken siyaseti bıraktı.
Aynı dönmede Bursa merkez ilçelerinde de DSP’li belediye başkanları seçildi. Bunlar; Nilüfer Mustafa Bozbey, Osmangazi Hilmi Şensoy, Yıldırım Ramazan Altınöz’dü. Ramazan Bey de Hilmi Bey de ilçelerine pek çok eser kazandırdılar. Sonraki seçimde kaybettiler. Çok çalışmak da ülkemizde pek işe yaramaz. DSP iktidardaydı kazandılar. İktidardan düşünce kaybettiler. Halk yerel seçimlerde oyunu genellikle iktidardaki parti adayına verir. İçlerinden tek Mustafa Bozbey devam etti. Yirmi yıl Nilüfer’i yönetti. Sıfırdan Dünya’nın en planlı, en düzenli kentini kurdu.
Ülkemiz her yönden gelişmekte olan ülke konumundan bir türlü kurtulamıyor. Demokrasimiz de aynı; bir türlü gelişmiş ülkeler seviyesine çıkamıyor. Bizim gibi geri ve gelişmekte olan ülkelerde siyaset tehlikelerle doludur. Bu tehlike Demokrat Parti genel başkanı ve bakanlarının idamla cezalandırılması ile başladı. Devamında solda liderlik özellikleri olan, kalabalıkları peşinden sürükleyen üniversiteli gençlerin idamla, silahlı çatışmalarla yok edilmesi geldi. 12 Eylül darbesinde ilk içeri atılanların siyasi liderler olması; ilerde lider olma olasılığı yüksek gençlerin idam edilmesi ve işkencelerden geçirilerek pasif ize edilmesi gibi örnekler siyaset yolunun hiç de çiçeklerle döşeli olmadığını, tehlikelerle dolu olduğunu göstermeye yeter de artar bile.
“Neden bizi üniversite sınavlarında ilk yüze giren, en güzel üniversitelerde okuyan gençler yönetmez de vasat eğitimden geçenler yönetir?” diye soranlar oluyor. Yüz yıllık demokrasimizde son yıllarda yaşadıklarımızı görünce zeki gençlerin neden siyasetten uzak durduklarını anlaşılır.
Mustafa Beyi Nilüfer Belediye başkanlığında basından, Büyükşehir adaylığında yakından izledim. İlk seçimi az bir farkla kaybetti. Kaybedenler genellikle çekilir. O çekilmedi, ikinci kez aday olup olmayacağı belli değilken yine azimle çalışmaya devam etti. Çarşılarda esnaf, pazarlarda pazarcı, köylerde köylü, kasabalarda kasabalı ile karşılaştı; kendini, neler yapacağını anlattı. Zaten Bursa halkının tanıdığı bir insandı. Nilüfer gibi bir eseri ortadaydı.
Onunla Bursa’nın her yerinde karşılaşmak olasıydı. Adeta her yerdeydi. Seçim çalışmaları sırasında kendisiyle birkaç kez ben de karşılaştım. Başarılar diledim. Herkesin desteğini istiyordu ve ayağımıza geliyordu. Çalışmasının karşılığını 31 Mart seçimlerini kazanarak aldı. Kendisi, çevresi ile CHP’liler bu başarıyı sevinçle karşıladılar. Kırk yedi yıl sonra gelen başarıyı kırk gün kırk gece kutladılar. Makamında kutlamaya gelenler bir yıl devam etti.
Bozbey’i ve partisini cini kadar sevmediğini bildiğim insanların hemen kutlamaya koştuklarına, övgüler dizdiklerine tanık oldum. Sevmediğin bir partinin başarısını coşkuyla kutlamak, övgüler dizmek ne kadar doğrudur bilemiyorum.
Ben de kutlamak için gittim. Erken gidip beklemeye başladık. Makam katının bekleme salonunda beklerken katta bir hareketlilik, bir telaş başladı. Telefonlar kulaklarda, coşku sözlerde;
“Başkan bey binaya giriş yapmış!”
“Şimdi asansördeymiş.”
“Çabuk karşılamak için hazırlanın.”
“İşte başkanımız teşrif buyurdular.”
“Başkan bey odasına girdi. Konuklarını kabul etmeye başladı.”
“Birazdan sizi kabul buyuracaklar”
Yaşadıklarım, duyduklarım, gördüklerim karşısında yine çok şaşkındım.
Daha dün seçilmek için vatandaşın ayağına giden, oy isteyen aday seçilince her şey değişmiş, ayağına gelmişiz; görüşebilmek, bir hayırlı olsun demek için saatlerce beklemişiz. Böyle şeyleri yaşamım boyunca yaşamadığımdan olsa gerek olanı biteni şaşkınlıkla izlemiştim.
Yine bir 31 Mart sabahı Bozbey ailesiyle birlikte evinden gözaltına alındı. Dört gün sorgulama sonunda tutuklanıp ceza evine gönderildi. Yerine geçici kayyım atandığını basın yazdı. Birkaç güne kadar başkan vekili seçimi yapılacakmış. Meclis üyelerinin çoğunluğu Cumhur İttifakında olduğu için onlardan biri koltuğa oturacak deniyor.
Bu, çalışıp çabalayıp cumhurbaşkanlığını kazanan adayın bir süre sonra eski bir davadan tutuklanması yerine rakip adayın mahkeme eliyle atanmasıyla aynı şey değil midir? Milletvekilleri gibi belediye başkanlarının da (varsa) davaları tutuksuz devam etse, dönem bitiminde gereken yapılsa daha doğru olmaz mı? Böylece halkın verdiği oylar boşa gitmemiş olur.
Siyaset yolu çiçeklerle döşeli olduğu gibi tehlikelerle de doludur. Zaten o tehlikeleri göze alabilenler siyasete giriyor. Keşke gelişmiş demokrasilerde olduğu gibi siyaset yollarında dikenler olmasa, böyle manzaralarla hiç karşılaşmasak.
Ahmet KOÇAK