KARŞIT ADAM
Arapçası muhalif olan; karşıt, zıt, itiraz eden sözcüklerine karşılık gelen paylaşımlar yapan birçok adam ve kadın var çevremde. Söyleşi yapmak için içlerinden birini seçmek için günlerce düşündüm. Toplanan vergilerden aylığı dışında bir şey harcamayan, icraat yapmak için yetkisi olmayan muhalefete muhalefet edenlerden seçemezdim. Karşıt olunca neye karşı olacak elbette hükümete. Sonunda birini seçtim. Adı: Ergün Sağdık
-Merhaba Ergün Bey tanıdığım karşıt insanlar içinden sizi seçtim. Benimle söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Nasılsınız?”
-Nasıl olayım? Aylık gelirim kadar iyiyim. Aylığımız iyi olmadığına göre; iyi değilim. Köyden bir cenaze alayı gelir. Nasrettin hoca cenaze kafilesindeki kadınların;
“Gittiğin yerde sebze, meyve, yiyecek içecek yok. Orada ne yaparsın?” diye ağlaştıklarını duyunca hanımına döner:
“Hadi hanım hemen eve girip kapıyı kilitleyelim. Galiba cenazeyi bizim eve getiriyorlar.” demiş. Bizim evler de Nasrettin hocanın evine döndü.
-Geçim sıkıntısı çektiğinize göre emeklisiniz. Nereden emekli oldunuz?
- Eskiden Köy Hizmetleri vardı. Şimdi kapatıldı. Oradan emekli oldum.
- Adınız ne anlama geliyor?
-Yumuşak huylu, uysal anlamına geliyor.
-İzlediğim kadarıyla adınızın zıttı bir insan olmuşsunuz.
-Orhan Veli’yi güzel havalar mahvetmiş; beni de bu hükümet. Ya arkadaş yetmiş yıllık ömrümde hep sağcı hükümetler tarafından yönetildim. Yetmiş yıldır karşıyım bunlara. Demirel, Erbakan, Türkeş’in yaptıklarını eleştirirken bende sağcı politikacılara karşı bir alerji oluştu.
-Sizin tuttuğunuz parti iktidar olursa adınız gibi uysal biri olur musunuz?
-Hayır. Artık olamam. Bu bende alışkanlık yaptı. Sinirlenince kendini sokan akrebe dönmüş durumdayım. Tutuğum partiye de karşıt olurum.
-Sağlığınız için iyi olmasa gerek.
-Yoldaşlarımı bu uzun sıkıntılı yolda kaybettim. Hükümet karşıtlığı yüzünden, sağcı hükümetler kıranına yakalanıp bu dünyadan göçtüler. Hırsızlıklarına, arsızlıklarına dayanamadılar bir bir aramızdan ayrıldılar, ayrılmaya devam ediyorlar. Yani anlayacağın ben kıran artığıyım.
- Dayanıklıymışsınız. Kutlarım sizi! Çağdaş kadınlar ve çağdaş erkekler hakkında ne düşünüyorsunuz? Onlara da bir eleştiriniz var mıdır? Varsa nelerdir?
-Çağdaş erkeklerin aramızdan erken ayrılmasında çağdaş eşlerinin payı büyüktür. Kadın erkek eşitliği dedikçe adamlara gün yüzü göstermediler. Bir tas çorba pişirip önlerine koymadılar. Gezip tozdular, siyasi partilerde, sivil toplum örgütlerinde fink attılar. Evlerine arada bir uğradılar. Nasrettin Hocanın karısı da bizimkiler gibi gezer tozarmış. Hoca’ya “senin karın çok geziyor” demişler. Hoca bu, lafın altında kalır mı: “İftira etmeyin çok gezse bizim eve de uğrardı.” demiş o hesap çok geziyorlar.”
-Bu konuda da dertliymişsiniz. Bu gün Nasrettin Hoca gününüz galiba. Başka neler yapıyorlarmış çağdaş kadınlar?
-Yaşlanıyor, cazibelerini kaybediyorlar. Burada da ben susayım yine Nasrettin Hoca devreye girsin; Hoca çirkin bir kadınla evlenmiş. Kadın:
“Hoca Efeni kime görüneyim kime görünmeyim?” diye sorunca Hoca:
“Benim gözüme görünmeme de kime görünürsen görün” demiş. Çağdaş kadınların kocaları da aynı görüşte olmaya başladılar. Çocukları da sefil büyüdü. Bu dünyada kocalarını mutlu ederlerse öbür dünyada cennete gideceklerine inanmadıkları için kocalarının başının etini yediler. Çağdaşlığı açılıp saçılmak; yüzlerine bir batman boya sürmek sandılar. O durumlarıyla bir de sokaklarda bizim partiye oy verin, diyorlar vatandaşlara. Karşı mahallenin insanları; “bu mudur çağdaşlık?” sorularına yanıt veremiyoruz. Hâlbuki çağdaş kadın dişiliğinden çok kişiliğiyle, kültürüyle öne çıkan kadındır. Giyimi de, makyajı da sade olmalıdır. Giysileriyle değil fikirleriyle konuşmalıdırlar. Onları da çok eleştiren yazılar yazdım. Beni geri kafalı olarak adlandıranlar da oldu.
- Yaranızı deşmişim gibi hissettim. Bu sözlerinizle kadınların saldırısına uğrayacaksınız. Mustafa Kemal Atatürk’e ve heykellerine saldıranlara rastlıyoruz. Bu konudaki görüşleriniz nedir?
-Ömründe beş kitap okumamış insanların dört bin kitap okumuş bilge bir devrimciyi anlamalarını beklemek hatadır.
-Son günlerde yaşananları; belediye başkanlarının içeri atılmalarını değerlendirir misiniz?
-Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” diye bir söz vardır; en çok da haksızlık yapanların dilinden düşmez. Ben başkanların yargılanmalarına değil; tutuklu yargılanmasına da itiraz ediyorum. Cumhurbaşkanı adayı olup, kafa tutunca oldu bunların hepsi. Başkanların hiçbir suçlarının olmadığını düşünüyorum. Suçları olsa seçildikleri günden beri belediyelerde üs kuran müfettişleri görürdü. Onlar bir yanlışlarını göremediler demek ki. Birkaç yalancı tanıkla içeri tıkıldılar. Kendilerine kim karşı çıkarsa onu yargı yoluyla terbiye etmeye çalışıyorlar. Göreceksiniz sonunda hepsi berat edecekler.
-İnternette çok cesurca karşıt paylaşımlarınız, yazılarınız var. Korkmuyor musunuz?
-Korkmaz olur muyum? Korkuyorum tabi. Korku tüm canlılarda vardır. Onları tehlikelerden uzak tutmaya yarar. İnsanlar için de çok gerekli bir duygudur. Korku bizi canlı tutmaya, tehlikelerden uzak tutmaya yarar. Tabi aşırısı zararlıdır. Ölçüsünde olan korku iyidir. Siz bakmayın bazılarının korku duygusunu kötülediklerine, insanları korkaklıkla suçladıklarına aslında onlar en korkaktırlar. Tehlikeli durumlarda kendi yerine başkalarını göndermek için gaz verirler o kadar. Maşa varken elini ateşe sokmama durumu.
-Sayın Karşıt Adam, benimle söyleşi yaptığınız için çok teşekkür ederim. Umarım karşıt adamlığınızı özgürce yapmaya devam edersiniz. Yazılarımı okuduğunuzu biliyorum. Yazılarım hakkında sizinle söyleşi yapmayı düşünüyorum ama cesaret edemiyorum. Yazarlığımı sonlandırmama neden olmanızdan korkuyorum. Kim bilir ilerde o cesareti de kendimde bulabilirim. İyi günler dilerim.
-Rica ederim. Olur olur onu da yaparız. Ne de olsa karşıtlık uzmanlık alanımdır. Ben de iyi günler dilerim.
ahmet.kocak16@hotmail.com