KIRILAN AYAK BİLEĞİM

Ahmet KOÇAK ( YAZAR )

21-05-2025 11:31

KIRILAN AYAK BİLEĞİM
Geçen hafta, sabah markete gitmem gerekti. Yerler kuru, hava güzeldi. Kaldırıma engelliler için yapılan eğimli rampaya sağ ayağımı basar basmaz ayağım kaydı. Ayak bileğim içe doğru bükülerek tüm vücudumun ağırlığı bükülen ayağımın üzerine bindi. İki saniye içinde gerçekleşen kazada her şey kendiliğinden, istem dışı gelişti. Ayak bileğimde şiddetli bir ağrı hissettim. Meğer gizli buzlanma varmış. Yoldan geçen bir araba durdu.” Ya abi! Sizi düşerken gördük. Çok kötü düştün. İyi misin? Sizi evinize kadar götürelim mi?” dediler. Ev yüz metre uzakta olduğu için yardımı kabul etmedim. Teşekkür ettim, gittiler. Topallayarak, burkulan sağ ayağıma da basa basa eve bin bir güçlükle gelebildim. 
Elbiselerimle kanepeye uzandım. Ayağımda çok şiddetli ağrı vardı. Sağ ayağıma sinek konsa, üzerinden kamyon geçiyormuş gibi ağrı yapıyordu. İlk işim cep telefonundan ayak burkulması ile ilgili bilgiler okumak oldu. Şişmeyi önlemek için buz uygulamak ve burkulan ayak yüksekte tutmak gerekiyormuş. Şişme çok olursa doktora gidilecekmiş. O gün ve ertesi gün yattım. Baktım ağrıda azalma yok. Şişme yerinde saysa da bir anormallik olduğunu sezerek,  Şevket Yılmaz Hastanesi aciline gitmeye karar verdim. Koldan destekli bastona dayanıp seke seke iki basamak merdiveni zorlukla inip arabaya zorlukla binebildim. Kapı ağzında indim tek bastonla seke seke içeri giderken yanımdan iki koltuk değneği ile hızla başka kırık ayaklı biri; Murat 124 ün yanından geçen Ferrari gibi geçtin gitti. Adamın arkasından bakakalırken, ‘Keşke benim de iki koltuk değneğim olsaydı.’ diye düşündüm. Koltuk değneğine hevesleneceğim hiç aklıma gelmezdi. Bir tekerlekli hasta sandalyesi budum oturdum. Tekerleklerini acemice süre süre kendimi bir kenara çekebildim. Arabayı park edip oğlumu beklemeye başladım biçare. 
Oğlum gelince işlemleri yapıp tekerlekli sandalyemi sürerek muayene yerine götürdü. Sapasağlamken bir düşme ile yardıma muhtaç bir hale gelmiştim. Röntgen çekimi için gönderdiler. Filmi ekranda gören doktor: ” Düştükten sonra üzerine basmışsınız. Bastığınız için kırılan kemik dört milim kaymış. Yarın Ortopedi doktoru görsün. Büyük ihtimal ameliyat olmanız gerekebilir.” dedi. (Size tavsiyem böyle bir durumda yardım isteklerini geri çevirmeyin.)Kırılan kemiğimi de ekranda gördüm. Yine bin bir zorluk ve acılarla eve dönüp televizyonun karşısındaki kanepeye uzandım. Tek bastonla, sol ayağımın üzerinde zıplaya zıplaya tuvalete, balkona sigara içmeye gidiyorum. O zamana kadar ayak bileğim var mıydı yok muydu hiç farkında bile değildim. Kırılınca bir ayak bileğim olduğunu fark ettim. Önceden günde kaç kez ufak su dökmeye gittiğime hiç dikkat etmemiştim. Ne kadar çok tuvalet ihtiyacım oluyormuş. Bu durum her zaman mı böyleydi yoksa ayağım kırıldı diye mi bu kadar çok ihtiyacım oluyordu bilemedim.
Ertesi gün söylenen saatte uzman doktorun odasının önünde beklemeye başladım. Tam üç saat acılar içinde bekledim. Tüm Türkiye hastaymış da benim haberim yokmuş! Her yer tıklım tıklım hasta ile dolu. Burada sağlam insan hasta olur. Nihayet uzman gördü. “ Kemiğiniz kırılıp kaymış. Üç gün sonra gelin bir bakalım kemikte yaklaşma varsa ameliyata gerek kalmaz. Eğer uzaklaşmışsa kesin ameliyat etmemiz gerekebilir. “ dedi. Üç saat bekle bir filme baksın ve iki cümle söylesin. Adam da haklı sırada o kadar hasta var ki…
Eve döndük. Kanepeye uzanmak gibi yeni zevklerim oluştu. Yalnız tek ayak üzerinde seke seke dört gün zorunlu ihtiyaçlarımı giderirken sol ayağım da isyanda. Üzerine tüm vücudun ağırlığı bindiği gibi zıplamanın tazyiki ile sağlam ayak bileğimde de ağrılar başladı. Durumu anlayan oğlum iki tane gıcır gıcır koltuk değneği alıp geldi. Bir mutlu oldum ki anlatamam! Koltuk değneği alınınca çocuklar gibi sevineceğim hiç aklıma gelmezdi. Artık iki koltuk değneğim var. Ben de Ferari gibi gidip gelmeye başlayacağım. Sevinçten olsa gerek on iki metre uzaktaki balkona gidip sık sık sigara içiyorum. Koltuk değnekleri sayesinde sosyalleşmeye, balkondan giden gelene bakmaya başladım. Televizyondan başka vakit geçireceğim bir şey yok. Televizyonu bir tek haberlerde izlerdim son olaydan sonra her şeyi izlemeye başladım. Meğer televizyonda hiçbir şey yokmuş. Kitap okumaya, yazı yazmaya başladım. 
Üç gün sonra kontrole gittim. Yine üç saat sonra sıra geldi. Zaten sıra beklerken ağrılar arttığı gibi, eskisinden daha kötü hale geliyor ayağım. Üç saat bu kolay geçmiyor. Benim gibi vücudunun çeşitli yerleri kırık insanlara yardımcı olmaya başladım. Doktorun kapısında karışık bekleyen hastaları sıraya dizdim. Ayağımdaki alçıya bakıp çaresizliğime acıdıklarından mı benim dediklerimi yaptılar yoksa sesimin gürlüğü ve emreder gibi söylememden mi oldu bilmiyorum insanlar ne dersem yapıyorlardı. Sıra ile girilince içeri giriş daha seri oldu sanki. Sırada bekleyenlerden evrakları eksik olanlara nereden evrak alacaklarını anlattım, röntgen için bekleyenlere sıra numarası alacakları yeri tarif edip gönderdim. Arka sıramda benim yaşlarımda bir kadın benim gibi bilek kemiğini kırmış. Olayın nasıl olduğunu anlattı. Başka zaman olsa dinlemeyip savuşup gideceğimiz kadının öyküsünü bayıla bayıla tüm hastalar dinledik. “Merdivenden iniyordum. Sondan ikinci basamağı son basamak sandım adımımı attığım gibi ayak bileğimin üzerine düştüm. Kemiğim kırılmış. Bereket ben çok düştüğümden deneyimliyim. Düşerken öyle bir ayarladım ki sadece bilek kemiğim kırıldı. Acemi biri düşseydi eminim kaval ya da kalça kemiğini kırardı.” Dinlerken kafamı sallayıp kadının düşme becerisine hayranlığımı göstersem de ona hiç inanmadım. Çünkü bir anda olan düşme olayında ne kadar deneyimli olursanız olun düşme olayına müdahale edemezsiniz. Sıra bana geldi. Doktor filme baktı kemikler yaklaşmış. “Alçı yaptırıp on gün sonraya randevu alıp tekrar kontrole gelin.” dedi ve dışarı çıktım. Üç saat kapısında bekledim. Yine iki dakikada dışarı çıktım. O iki dakikanın üçte ikisi de içeri giriş-çıkış süresiydi.  Tam alçı yapıp eve gönderdiler.
Yine televizyon karşısındaki kanepemdeyim ve çok mutluyum. İki de koltuk değneğim var. Artık bana karada ölüm yok. İki gün sonra koltuk altlarım ağrımaya başladı. Koltuk değneğinin desteğini göğüs kaslarıma doğru vererek bir gün daha idare ettim. O kaslar da ağrımaya başlayınca koltuk değneği de işe yaramaz hale geldi. Eee! Şimdi tuvalete ve balkona nasıl gideceğim? Emekleyerek gitmeye başladım. Emekleyerek giderken kapı kollarına yetişmek için dizlerimin üzerine kalkıp (mirketler gibi) boyumu uzatıyorum. Kapıyı açıp içeri giriyorum. Sonra geri dönüp bin bir zahmetle kapıyı geri kapatıyorum. Aynı zahmetli işi dönüşte de tekrarlıyorum. İki gün emeklememin ardından bu sefer de dizlerim ağrımaya başladı. Şimdi ne yapacağım? Zekâmı çalıştırıyor,  dizlerimin altına iki yumuşak kırlent koyup emeklemeye başlıyorum. Oh be! Yaşamıma bir konfor geldi, dünya varmış! Zemindeki halılardan dolayı önce kırlentleri ileri elimle koyup sonra diz adımı ile üzerine basıyorum. Sonra aynı işlemi diğer dizimde yapıyorum. On metrelik yere gitmem böylece on dakika sürüyor. Tekrar hızımı artırmak için çareler düşünüyorum. Nasıl olsa boş boş yatıyorum. Düşünürken aklıma harika bir düşünce geliyor. Evdeki tüm halıları kaldırtıyorum. Zemin laminen parke;  mutfağın zemini ve balkon kalebodurdur. Dizimin altındaki kırlentleri elimle ileri koymadan kaydırarak ilerliyorum. Gittikçe yaşam kalitem yükseliyor. Beş gün emekleyerek geçti. Bir gün koldan destekli bastonumla, bir gün koltuk değneklerimle, üç gün emekleyerek gereksinimlerimi karşılama takvimi oluşturdum. Doktor ‘on gün sonra randevu al gel’ demişti. On beş gün sonrasına ancak randevu alabildim.
Yine muayene odasının önünde üç saatlik bekleme başladı. Saat 11.50 ye almıştım. On dakika sonra tam sıra bana geldi öğle yemeğine gittiler. Onlar yemeğini yiyip, çayını içerken sohbet ederlerken ben bir saat bekledim. Doktor karşıdan dişlerini kürdanla karıştırarak geldi. Sanki yıllardır hasretini çektiğim bir yakınımı görmüş gibi sevindiğimi hissettim. Odasına girdi. Epeyce bir zaman sonra hasta almaya başladı. Demek ki doktor önlüğünü giymek, elini yıkamak yirmi dakika sürüyormuş. Adam koca doktor olmuş. Öyle bizim gibi beş dakikada elini yıkayıp önlüğünü giyemez ya! 
Doktor ayağımın kırk beş gün sonra kaynayacağını, bu süre içinde katiyen üzerine basmamamı söylemişti.  On beş gün sonra ağrı ve sızılar azaldı. Sanki ayağım iyileşmiş de ben zevk için yatıyormuşum, zevk için koltuk değneği ile yürüyormuşum, yine zevk için kırlentler üzerinde emekliyormuşum gibi geliyordu bana. 
Bende biraz Polyannacılık vardır. Başıma gelen bu talihsiz olaydan sonra güzel şeyler de oluyor;
Artık mutfağa gidip masada yemek  yerine, yemek tepsi ile önüme gelmeye başladı.
Canımın hangi yemeği çektiği sorulur oldu. 
Ben dostlarıma değil onlar benim yanıma gelip,” Var mı bir isteğin? Lütfen çekinme söyle.” demeye başladılar.
Kapıya doğru yöneldiğimde kapılar açılıp, benim çıkmamla ardımdan kapanır oldu.
Torunum Ahmet Erdem’in sataşmalarından, bana yaptığı saldırılardan kurtulmuş oldum.
Markete, pazara, fırına gidemedim.  Markette en ucuz malları araştırmaktan, pazarda öne dizilen güzel meyve ve sebzeleri görüp, ardındaki çürüklerin poşete konulmasından kurtulmuş oldum.
Araba süremediğimden akaryakıt masrafından kurtulmuş oldum.
‘Sakın kel ile körden, topal geliyor kaçılın yoldan.’ demesinler diye belediye başkanlığı, meclis üyeliği, muhtarlık gibi görevlere talip olmadım. Şimdiki adayların, bir rakibi eleme mutluluğunu yaşamalarına aracı oldum.  Şimdi kim uğraşacaktı vatandaştan oy istemek gibi nahoş işlerle… 
Yirmi gün sonra son kontrole gideceğim. Büyük ihtimal alçı çıkarılacak. Yavaş yavaş emeklemekten yürüme aşamasına geçeceğim. Yakın zamanda torunumun emeklemenin ardından yürüyüşe geçişinde yaşadığı zorlukları görmüşüm. Onun yolundan giderek, düşe kalka yeniden yürümeye başlayacağım.
15.02.2019 (Çıtalı Uçurtma kitabımın önsözünden)   
ahmet.kocak16@hotmail.com

DİĞER YAZILARI KARLARIN ALTINDAN ÇIKAN YAŞAM    01-01-1970 03:00 EĞİTİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER Yunan filozofu Platon der ki: 01-01-1970 03:00 HASTABAKICI ÖĞRENCİM 01-01-1970 03:00 AYDINLARIN DEĞERİNİ BİLELİM 01-01-1970 03:00 ANJİYO OLDUM 01-01-1970 03:00 ANJİYO OLDUM 01-01-1970 03:00 ÇAĞRIŞIMLAR- 2 01-01-1970 03:00 ÇAĞRIŞIMLAR-1 01-01-1970 03:00 BAĞ-KUR EMEKLİSİ NİYAZİ 01-01-1970 03:00 SİYASET TEHLİKELİ Mİ? 01-01-1970 03:00 GEZMELİ Mİ GEZMEMELİ Mİ? 01-01-1970 03:00 TARİKATÇILAR DİNİ ÖĞRETİYOR 01-01-1970 03:00 UYGARLIK TEHLİKEDE Mİ ?  01-01-1970 03:00 DEMİRBANK İYİ GÜNLER DİLER 01-01-1970 03:00 SARI TİLKİ 01-01-1970 03:00 BAŞA DÖNÜŞ 01-01-1970 03:00 YOKSULLUĞU YÖNETMEK Mİ, YOK ETMEK Mİ? 01-01-1970 03:00 YOKSULLUĞU BİTİREN ADAM 01-01-1970 03:00 ÇETİN YOLCULUK 01-01-1970 03:00 HASTANE RANDEVUSU 01-01-1970 03:00 BAREZ 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 CAN SIKINTISI 01-01-1970 03:00 ACI BİBER YEME ŞAMPİYONU-2 01-01-1970 03:00 ACI BİBER YEME ŞAMPİYONU-1 01-01-1970 03:00 ÖNERME / KARŞI ÖNERME / UZLAŞIM 01-01-1970 03:00 YOKSULLUK YARIŞI 01-01-1970 03:00 ARKADAŞIM KANGAL 01-01-1970 03:00 YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN! 01-01-1970 03:00 NEDEN BULUŞ YAPAMIYORUZ? 01-01-1970 03:00 SAF (TEMİZ) İNSANLAR 01-01-1970 03:00 ANA YURDUMDA BİR AY 01-01-1970 03:00 ÇOK ÇOCUK 01-01-1970 03:00 BURSA ZEKİ MÜREN’İ ANDI        01-01-1970 03:00 PARAYLA İMANIN KİMDE OLDUĞU BELLİ OLMAZ Emekli Seyfi Bey anlatıyor; 01-01-1970 03:00 OKUMAZSAN ÇOBAN OLURSUN! 01-01-1970 03:00 DİJİTAL ALANDAN İNSAN MANZARALARI 01-01-1970 03:00 KERTENKALE  01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLERİN GÖLGESİNDE BÜYÜYEN BİR ÜLKE 01-01-1970 03:00 ÖZDE YOSUL, SÖZDE YOKSUL 01-01-1970 03:00 YAŞLI BİREYLERE BİRKAÇ SÖZ… 01-01-1970 03:00 YİRMİ BİR YÜREK GÖKYÜZÜNDE KALDI 01-01-1970 03:00 BURSA’DA ATATÜRK NASIL ANILDI? 01-01-1970 03:00 Saat Dokuzu Beş Geçe… Bir milletin kalbi aynı saatte yeniden atıyor. 01-01-1970 03:00 KÖZ YAŞLARIM (Hatice Türkmen YURTSEVEN) 01-01-1970 03:00 REHBER ÖĞRETMEN CEMAL AKYÜREK ANLATTI 01-01-1970 03:00 ERKEN SÖNEN BİR YAŞAM; MEMİŞ 01-01-1970 03:00 CUMHURİYET İLAN EDİLMESEYDİ 01-01-1970 03:00 LODOS 01-01-1970 03:00 BUSA EMLAK DÜNYASI 01-01-1970 03:00 ŞANSSIZLIK VE EZİLMEK İYİDİR (!) 01-01-1970 03:00 BURSA’NIN SU SORUNSALI 01-01-1970 03:00 TÜRKTELEKOM’LA SINAVIM 01-01-1970 03:00 17. BURSA EDEBİYAT GÜNLERİ 01-01-1970 03:00 YUMURTACI DAYI GELMİŞ 01-01-1970 03:00 ERKEKLER AĞLAMAZ 01-01-1970 03:00 DAYAN EY DİŞLERİM DAYAN 01-01-1970 03:00 ŞAİR, YAZAR, ÇEVİRMEN NİHAT ALTINOK 01-01-1970 03:00 OTUZ BEŞ YIL SONRA YERİNE OTURAN TAŞLAR 01-01-1970 03:00 SEKSEN YILLIK ÖMRÜN ALTMIŞ YILI SANATLA GEÇEN BİR ULU ÇINAR; HAFİZE BEYİM GÜN 01-01-1970 03:00 BURSA’DA SANAT VE SANATÇILAR Bursa’da sanat deyince; 01-01-1970 03:00 BENMERKEZCİ 01-01-1970 03:00 BİR YAZAR NELER YAŞAR? 01-01-1970 03:00 YIRTILAN BOT 01-01-1970 03:00 OKULLAR AÇILIRKEN… 01-01-1970 03:00 ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN! 01-01-1970 03:00 KARŞIT ADAM 01-01-1970 03:00 YAKASI KÜRKLÜ PALTOM 01-01-1970 03:00 AFİFE JALE’DEN TOPUKLU EFE’YE 01-01-1970 03:00 SOY SÜREN YOKSULLUK 01-01-1970 03:00 BURSA KENT KONSEYİ EDEBİYAT ÇALIŞMA GRUBU TOPLANDI 01-01-1970 03:00 YAPAY ZEKÂ İLE TANIŞTIM 01-01-1970 03:00 YAPAY ZEKÂ İLE TANIŞTIM 01-01-1970 03:00 TUTUMLU OLMAK ZORUNDAYIZ 01-01-1970 03:00 NİHAL CEVHER ŞİİR KİTABINI TANITTI 01-01-1970 03:00 YEŞİL BURSA YANIYOR 01-01-1970 03:00 BUDAPEŞTE GEZİM-2 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 ÇÖPTE EKMEK VAR! 01-01-1970 03:00 GENÇLER EVLİLİĞE NASIL BAKIYOR? 01-01-1970 03:00 GAZİ YAKUP ERGEN 01-01-1970 03:00 VASFİ BEY- 2 01-01-1970 03:00 VASFİ BEY -1 01-01-1970 03:00 BİRAZ DA GÜLELİM 01-01-1970 03:00 BİR YILDIZ DAHA KAYDI (MİKDAT YILDIZ) 01-01-1970 03:00 DOLAR MİLYONERLİĞİ FIRSATLARINI KAÇIRDIM 01-01-1970 03:00 DİŞTEN ARTANLAR 01-01-1970 03:00 ALMANYA BİZİ KISKANIYOR 01-01-1970 03:00 BİR GÜNLÜK HASTANE SERÜVENİM 01-01-1970 03:00 BULGARİSTAN VE TÜRKİYE YILDIZI - 2 01-01-1970 03:00 BAYRAMDA BURSA’YI GEZDİM 01-01-1970 03:00 COŞKULU YÜREKLER ÇABUK YORULUR 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 HOMO SAPİENDERTAL 01-01-1970 03:00 KAPLIKLAYA CAZİBE MERKEZİ 01-01-1970 03:00 BURSA’DA SABAH 01-01-1970 03:00 LİYAKAT Mİ DEDİNİZ? 01-01-1970 03:00 DEPREM 01-01-1970 03:00 KORONAVİRÜS GÜNLÜĞÜ 01-01-1970 03:00 MAZİDE BİR 23 NİSAN 01-01-1970 03:00 YOZGAT’TA MİTİNG BURSA’DA YÜRÜYÜŞ 01-01-1970 03:00 CAHİL CESARETİ 01-01-1970 03:00 SUZAN SUZİ -3 01-01-1970 03:00 SUZAN SUZİ -2 01-01-1970 03:00 SUZAN SUZİ-1 01-01-1970 03:00 MUSTAFA EFENDİ 01-01-1970 03:00 CHP ÖN SEÇİM İZLENİMLERİ 01-01-1970 03:00 ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNİ SAYGIYLA ANIYOR, ZAFERİMİZİ KUTLUYORUM! 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLER HER ŞEYİ BİLİR 01-01-1970 03:00 GENÇ ÖĞRETMEN TANJU OĞUZ 01-01-1970 03:00 EDİP AKBAYRAM’I KAYBETTİK 01-01-1970 03:00 HAYALLER, GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 NEYİN NESİ? 01-01-1970 03:00 EBE HANIM 01-01-1970 03:00 GİDER MİYİM? 01-01-1970 03:00 KADIN GÖZÜYLE YAŞAM ZORLUĞU 01-01-1970 03:00 İŞSİZLİĞİ VE PAHALILIĞI NASIL ÇÖZMELİ? 01-01-1970 03:00 İŞSİZLİĞİ VE PAHALILIĞI NASIL ÇÖZMELİ? 01-01-1970 03:00 TAYİN NASIL YAPTIRILIR? 01-01-1970 03:00 MÜLAYİM HULUSİ 01-01-1970 03:00 SİYASETÇİLER VE VATANDAŞLAR 01-01-1970 03:00 UĞUR MUMCU’YU ANDIK 01-01-1970 03:00 BURSA’YA GİT DE ADAM GÖRSÜNLER 01-01-1970 03:00 CHP YILDIRIM’DA NELER OLUYOR? 01-01-1970 03:00 MEMUR EMEKLİSİ KARINCA 01-01-1970 03:00 BURSA’NIN AYDINLARI TOPLANDI-2 01-01-1970 03:00 BURSA’NIN AYDINLARI TOPLANDI -1 01-01-1970 03:00 HIZLI YAŞADIM-2 01-01-1970 03:00 HIZLI YAŞADIM-1 01-01-1970 03:00 ÇAĞDAŞ BEY’İN YILBAŞI GECESİ 01-01-1970 03:00 AH YALAN DÜNYA! 01-01-1970 03:00 SERPME KAHVALTI-2 01-01-1970 03:00 SERPME KAHVALTI-1 01-01-1970 03:00 DÜDÜKLÜ TENCERE 01-01-1970 03:00 ŞARKILAR SÖYLEYİP HALAY ÇEKMEKVARKEN… CEYLAN: 01-01-1970 03:00 SUBARU SEVGİM NASIL GELİŞTİ? 01-01-1970 03:00 ESKİLERDE AŞK… 01-01-1970 03:00 HAYRET BİR ŞEY! 01-01-1970 03:00 TRAFİKTE SABIR 01-01-1970 03:00 ÖĞRENCİM HATUN 01-01-1970 03:00 BURSARAY PENCERESİNDEN… 01-01-1970 03:00 KİTABI OKULLA, OKURLA BULUŞTURANLAR 01-01-1970 03:00 İKİ AVUÇ LEBLEBİ 01-01-1970 03:00 MUSTAFA BOZBEY’İ ZİYARETİM 01-01-1970 03:00 SEÇİM VE GEÇİM -2 Söyleşi devam ediyor; 01-01-1970 03:00 SEÇİM VE GEÇİM-1 01-01-1970 03:00 BANKA PROMOSYONU İLE SINAVIM 01-01-1970 03:00 İKİZLER 01-01-1970 03:00 MAHALLEMDEN MANZARARLAR 01-01-1970 03:00 SATILIK ARABA 01-01-1970 03:00 Z KUŞAĞI KALEMİNDEN CUMHURİYET 01-01-1970 03:00 78 KUŞAĞI KALEMİNDEN CUMHURİYET 01-01-1970 03:00 68 KUŞAĞI KALEMİNDEN CUMHURİYET “CUMHURİYET ERDEMDİR. 01-01-1970 03:00 KUDUZ 01-01-1970 03:00 KANATLI HAYVAN PAZARI 01-01-1970 03:00 YETİMİN BAŞI NASIL OKŞANIR? 01-01-1970 03:00 TREN YOLCULUĞU 01-01-1970 03:00 PSİKOLOJİKTİR CANIM 01-01-1970 03:00 HERKES SUSSA BİZ SUSMAYIZ 01-01-1970 03:00 DOYDUĞUN YERDEN DOĞDUĞUN YERE GİTMEK 01-01-1970 03:00 BANA AMCA DEME... 01-01-1970 03:00 DESİNLER, NE DERLER, KEŞKE… 01-01-1970 03:00 DİJİTAL ÇAĞDA OKUMA, GAZETECİLİK 01-01-1970 03:00 BURSA, SANATÇISI ZEKİ MÜREN’İ ANDI 01-01-1970 03:00 ÖĞRETMENLER ODASINDA NELER KONUŞULUR? 01-01-1970 03:00 BUNLARI YAPMAYANIMIZ YOKTUR 01-01-1970 03:00 YORUMLU… 01-01-1970 03:00 ÖZGÜRCE YAĞMURDA ISLANMAK 01-01-1970 03:00 BABASININ BİRİCİK “BAKAN” I 01-01-1970 03:00 FAKİRİN KAYAK KEYFİ! 01-01-1970 03:00 BİLGİLİ İNSAN 01-01-1970 03:00 ZAFER BAYRAMI BURSA’DA COŞKUYLA KUTLANIYOR 01-01-1970 03:00 İĞNEYİ KENDİNE BATIRMAK 01-01-1970 03:00 HAYALLER GERÇEKLER 01-01-1970 03:00 ARKADAŞIM MEHMET RÜZGÂR 01-01-1970 03:00 GEÇİM SIKINTISI YENİ DELİLER ÜRETİYOR 01-01-1970 03:00 YUMURTACI DAYI GELMİŞ 01-01-1970 03:00 FİNLANDİYALI ERNO GAZZELİ EMİR 01-01-1970 03:00 OYUNCAK ÖRDEK 01-01-1970 03:00 ÖZGÜR ÖZEL BURSA’DAYDI 01-01-1970 03:00 YEŞİL MERCİMEK 01-01-1970 03:00 KOCA SAVAR 01-01-1970 03:00 GEL DE UYU! “Soylar Neden Devam Etmedi? 01-01-1970 03:00 EYVALLAH! 01-01-1970 03:00 OSMANGAZİ HALK LOKANTASI ZİYAERTİM 01-01-1970 03:00 BOZKURTİŞARETİ VE EĞİTİM 01-01-1970 03:00 İKİ AVUÇ LEBLEBİ 01-01-1970 03:00 İZZET ŞADİ SAYAREL HUZUREVİ ZİYARETİM 01-01-1970 03:00 EYLEM İNSANLARI 01-01-1970 03:00 ÜLKE GÜNDEMİ 01-01-1970 03:00 YOLCU UÇAKLARI 01-01-1970 03:00 İSTİLA 01-01-1970 03:00 01-01-1970 03:00 İYİ BAYRAMLAR Arife Günü; 01-01-1970 03:00 BABALAR GÜNÜ  01-01-1970 03:00 ÇEMBERİMDE GÜL KAYNAK 01-01-1970 03:00 AYAĞI KIRILAN ATLARI VURURLAR 01-01-1970 03:00 ALİ İLE ALİYE ÖĞRETMEN 01-01-1970 03:00 ELİN KLAVYESİ TORBA DEĞİL Kİ BÜZESİN 01-01-1970 03:00 YARIM ZEYTİN 01-01-1970 03:00