Bir Çin Atasòzü Üzerinden Kral olmak, İnsan Olmak Derken

Önce bir ilkemizi ifadd edelim. Allah insanı eşrefi mahluk olarak yaratmış. Sonunda da insan yapıp ettikleriyle cezasi' (dünya ve ahirette kaŕşılık) nı, kazanıyor, kazanmış. 

Cezası;
Ya Yaradanının rızasıyla, mükafatı cennet olmuş, nimetlenmeye devam etmiş. 
Ya da. Rizasından uzak kalmaya müstehak olmuş. Cehenneminde ebedileşmiş. 

Yapıp ettikleriyle müstahak olanların hepsi insan. Ceza olarak ecirleri ya cennet ya cehennem. Ama hepsi İnsan. O halde insanlık, insan olmak nedir? İnsanlığın gereği derken kasıt nediri biraz açmak lazım. O halde insan kavramına kim ne anlam yüklüyor çok önemli. 

İnsan,
Nerede duruyorsa oradan bakar.
Baktığı yerden görür duyar hisseder. 
Gördüğü hissettikleriyle düşünür. 
Düşundükleriyle rüya görür,  dua eder (isteklenir), hayal kurar, 
Hayalleriyle hayat yaşar karar alır irade eylemlerde bulunur.

Ya, vahyi Resulullah gibi anlamaya çalışır.. hakikate hikmetle ulaşma gayretinde olur. 
Ya da kendi dar dünyasında kurduğu kabusları, yönsüz. Hedefi netleşmemiş buluğ bakışlar. 
Nice insanların dünyasından debelenip durur. 
Bu uzak doğudan Çin'den Hind'den mistik biri de olabilir.
Ya da Batıdan, sömürge ırkçı kafa. Kapitalist, pagan, seküler, laik, varlık hakikatından uzak.  Sahip olduklarının kölesi olmuş, mutsuz bir dünyanın insanı da olabilir. 

Yada
Hak aşığı hak yolunun yolcusu olur. Aşkına ulaşmaya, yakiyn olmaya çalışan kutup yıldızı da olabilir.
Tercih meselesi.

Sosyal medyada paylaşılan, "Bir Çin Atasözü Derki; Kral iyi ise Kanuna gerek yoktur. 
Kral kötü ise Kanunun yapacağı bir şey yoktur."  Denilen kısmen doğru sözü. Sanki tam doğru hakikat şeklinde. Kendi medeniyetimizin anlam dünyamızı ötelercesine. Çok çeşitli platformlarda  çok sayıda paylaşılması devam ettiğinden.

İnsan, iyi,  kötü, ve kanun etkinliğini ifade eden Çin Atasözünün üzerine kısa bir yorum yapmak ihtiyacı hissettim. Buradaki belirsizlikten bir kültürel hakimiyet çabası hissettim. 

Burada insana, veya kral olmuş insana. Kendi krallık anlayışında iyi ve kötü kavramına yaklaşımını kanun saymasından mı bakarak insan kavramının.  İyi kötü kavramının içini dolduracak. Beşeri anlayışlı bir krallıktan mı bahsedeceğiz. Veya,

İnsanlık derken, Kelime'i Şahadet'in  gerektirdiği anlayışın kavramlarıyla mı iyiyi kötüyu değerlendireceğiz

Müslüman olmayan Çinli gibi mi düşüneceğiz. İmanının gereğini yapmaya çalışan bir Müslüman gibi mi düşüneceğiz. Sonuçta 

Müslüman da gayri müslim de insan. Müslüman vahye Resülü örnekliğinde uymaya çalışan. Müslüman kalmaya uğraşan Adam gibi adam bir insan. Derken,

Mealen diyelim. 
Allah, Resülü ve Kuluna.
Zamanının ileri gelenleri birlikte hayatta iken. Ķrallık, zenginlik ve istediğin kadını verelim denilmiş. O'da. Bir elime ayı bir elime güneşi verseler yine bu davadan vazgeçmem demiş. Krallığı red ederek. Allah ne derse o demiş. Onların vereceği krallığı red etmiş ama davasını temsil etmeye de devam etmiş. Bu dava temsili ile Krallık farklılığı önemli.
İnsanlık derken vahyi dava anlayışında olan bir kişiden mi söz ediyoruz. Beşerin fikri yaklaşımı, yaratılışının gereğinden ne kadar haberdar olabilirse. Kendi anlayışında bir iyilik kötülükten. Bunu da uygulatan kral insandan mı söz ediyoruz. Bu durumda belirsizlik söz konusu. Yakın geçmişten bir örnek.

TBMM  bir grup başkan vekili. Başkanın adamlarınızı bir susturunda konuşulanları anlayalım demesi üzerine. Bunlar adam değil gibi bir şey demişti. Bir millet vekili de bana adam diyemezsin gibi bir laf atmıştı. Biriside sizinkiler adam, biz adam değiliz demişti. Meclis başkanı da. Onlara adam demeyeceğim de ne diyeceğim diye somuş. Adam sizinkiler biz adam değiliz gibi birşeyler denilmişti. Yani. Görevlerini
adamlık anlayışının dışına çıkaran bir insan anlayışı ortaya konmuştu.hem gurub başkan vekili temsil yetkisini kötüye kullanmış hem dd millet vekilleri grup sorumluluklarını unutarak. Biz adam değiliz millet vekilimiz fiyerek. İnsan olma durumlarını olumsuz olacak halleriyle ifade etmişlerdir.  Ve bunların hepsi de insan idi.

Yani,
İyi ve kötü olarak.
İnsan tam merkezde.
Bunun Yaradan'a sorumluluğu düzeyi yüksek adam, iyi insan.
O'nun yüklediği sorumluluğun dışına çıktığı düzeyde. Esfeli safilin derecelerine gidişi sözkonusu. Ama yine de insan. 

Beşer ve insan gibi. Gelişmişlik düzeyiyle farklılaştırılmak istense de sonuçta ikiside insan. Ve inancından kaynaklı bakış açılarıyla insan anlayışında farklılaşma. Yada kelime'i tevhidde uyuşma. 

Sonuç. 
İnsan.
İyi, kötü, kral. 
Kanun gerekliliği ve uygulamaları konusu. 
Bu kavramların hangi anlayışla doldurulduğuna göre insanlık, insan olmak farklı bir anlam kazanır. 

Müslümanca bakan farklı düşünür. 
Çinli Konfüçyus vs.vs. gibi gayrı müslimce bakanla,r farklı düşünür. 
Müslüman olmayan birinin sözünü. Vahiy ve Sünnet ile ölçerek. Farklılığını ifade ile değerlendirilmelidir. Burçin Atasözü iken Çinlilerin tanımak farklı birşey. Çin atasözlerini kendi medeniyetimiz ve inanç ilkelerinin üzerini örtecek şekilde sunmak farklı bir şey. İçerden dışardan bir sinsilik olabilir. Gaflette olmamak lazım.

Artık,
Müslüman halk içinde yaşıyor olsak ta. Dünya bir köye dönüştü. Neredeyse muhataplığımız artık dünya insanı oldu diyebiliriz. 
Biz insan derken, iyi ve kötü derken kastımızı netleştirmeliyiz. Yoksa herkes insanlık kavramının içine farklı kavramlar koyarak. 

İnsan'ın yazılışı, söylenişı aynı fakat, farklı anlamlı şeyler kastedilir ise. Birliğe, tevhide gidemeyiz. Hatta,

Kavramlar üzerinden fitne üretmek. Vahyi kavramlardan bahsetmemek, onun üzerini örtmek için de kullanılabilir. Kendi insan anlayışını Allaha kulluk anlayışımızın üzerinde, değerli de gösterebilir. 

Kelime'i Şahadet ilkeleriyle kavramlarımızın içini doldurarak yaşamak dileğiyle. 

Mehmet Ali Turhal
27 Haziran 2026
Serdivan / SAKARYA