Sendikacılık ve Kavramlar

Sendikacılık konusunda alfabenin elifindeyim. Bunu bilerek. Zihinden dökülenler kabilinden. Kendimi ifade etme. Bunun üzerine söylenecekler üzerinden anlamaya çalışmak isterim. 
Sendikacılık konusuna kafa yoranlara, bilenlere, emeklerine saygıyla diyerek. 

Sendikacılık bir olgu. 
İşçi ve işveren açısından da sendikacılık günümüz gerçeklerinden. Buna öncelikli bir tesbit diyelim. 

Sendikacılık nerede doğdu nasıl isimlendi. Bu isme temel olacak Sendikacılık kavramlarının tarihi temelleri ne olabilir. Nerede nasıl uygulanmıştır meselesi de önemli. 

Bu açıdan Sendikacılık bir ücret bağlamında değerlendirilmemeli diye düşünüyorum. İşveren açısından da karda masimizizasyon diye düşünülmemeli tabi. 

Bir sosyoloji. Birlikte yaşama. Emek ve müteşebbislik üzerinden hayatı hak huzur ve verimlilik dengesi ihtiyaçları görme diye dikkate alırsak.

Hayatın birçok alanıyla ilgili sosyolojik bir kavram.

O halde bu kavramlama üzerinde biraz düşünmek lazım. 

Memleketimizde kaçırılmış dönem denilen. Batıdaki sanayi devrimi gelişmeleri. Memleketimizde farklı şartlar Diğer dünyadan farklı seyreden işçi işveren ilişkileri ve uygülamaları. Bir zamandır benzeşmeye başlasa da. 

Seküler dünyada, sanayileşme. İşçi, işveren hakları ihlalleri. 
İşçinin haketmesi ve işverenin hakkını verme sınırları. Sosyolojide yaşanılan şartlar, ihtiyaçlar, öncelikler dengesi üzerine kavramlaştırmalar. Bunu.

Sendikacılığın. Olumlu ve olumsuz taraflarıyla uygulamaları. Sendikacılığın kötüye kullanımı. Hak talebinin ilerisinde. Karmaşa ve iktidar devirme değiştirme aracı gibi kullanılması. Tarihi uygulamaları. Vatandaşı.
Sendikacılık kavramları üzerinde objektif düşünmelerini engellediği gibi. Yeni anlayışta sendikacılık üzerine kavramlar üretmeyi de gerekli kılmaktadır. Zor tabi. Zorluk.

Sendikacılığın  kısmen de olsa iyi uygulamaları yanında. Tarihinden  gelen sendikacılıktaki sapmalar, yanlış uygulamalar, yanlış imaj. 

Sendikacılığın gelişmesi içinde. Dünyada hakim olan kavramları. Seküler laik batı sömürge anlayışını hakim olduğu dönem. Bu dönem üzerinden yani. 

Seküler, laik, hümanist kavramlar üzerinden. Yani kendi şartları içinde. Hakkın değil güçlünün hakim olduğu. Kuralları güçlünün koyduğu. Ki buna memleketimiz liderliği "dünya beşten büyük". "Dünyada adalet mümkün" diyor. Batı sapması ise, Şöyleki. 

Bu gün bile batı medeniyetinin doğurduğu dünya savaşları sonunda oluşan Birleşmiş milletlerin himayesinde kurulan.  Örgutlü Siyonist çocuğu. 
Filistindeki icraatları. Sendikacılığı doğuran batının da uygulamaları. Hiç değilse sessizliği. Sendika haklarını değil. Doğuştan gelen insan haklarını bile hiçe sayıyor. Soykırımı normalleştiriyor. O halde. 

Sendikacılık üzerine yeni dünya.  Yeni Türkiye Yüzyılına da girmişken. Yeni kavramlarla yeniden. Yeni bir sendikacılık anlayışı tesis edilmesi. Seküler, laik, hümanist. Hatta batının sömürü aracı olarak kullandığı demokrasi üzerinden de sendikacılık kavramlarını yeniden düşünülmelidir kanaatindeyim. 

Sendikacılık alfabesinin elifindeyim dedik ya. İnsanız düşünmedende edemiyoruz. Haddimizi bildikten sonra bir sorun olacağını da sanmıyorum. Sendikacılığın öğrencisi, anlama gayreti diyelim. 

Ülkemiz değerleriyle. Sendikacılık kavramlarını bu batının sapkın anlayışından nasıl kurtarabiliriz. Milli değerlerimiz içinde. 
İnanç değerlerimiz. 
Sahabe uygulamalarımız 
Milli örf ve adetlerimiz ile.
Batını sendikacılık kaosu içindeki karmaşasına da çözüm için.
Yeni kavramlar üreterek, nasıl sendikacılık yapabiliriz. Mesela vahyi kavramlarla sendikacılık yapma. Bu konuda kavramlar üretme. Yaşadığımız dünyanı seküler kavramlarından sıyrılarak düşünebilme. Zor mesele. Ana ümitvar olmak lazım. Bir geçiş döneminde, süreç ve gayret meselesi. 

Haddimi bilerek. Anlamak isteyen bir anlayışla. Ulaşabildiğimiz yerden, emek veren değerlerimizden. İşin erbabından da dinlemek isteriz.
Sendikacılık konusunda yeni kavramlara. Hiç değilse üzerinde düşünmeye vesile olur inşaallah. 

Mehmet Ali Turhal
27 Ağustos 2025
Serdivan / SAKARYA