Hakikati Tutup Kaldırmak

Haya, kötülüğe ve ahlaksızlığa karşı bir filtredir. Hayalı bir nesil yetiştirmek ise toplumun geleceği için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Fakat doğruyu söylerken de hakikatin bütününü göz ardı etmemek gerekir.

Müslümanın günah işleyebilmesi de, tevbe ederek Rabbine yönelmesi de hayatın bir gerçeğidir. Geçmişte yaşananlar da bir gerçektir. Bir dönem dinî hayatın çeşitli yönlerden baskı altında kaldığı, birçok Müslümanın dinini öğrenmekte ve yaşamakta zorlandığı, hatta geçim sıkıntısıyla mücadele ettiği yıllar yaşanmıştır. Yine bir zamanlar "İslam terakkiye manidir." anlayışının etkili olduğu da tarihî bir vakıadır. Böyle bir zihniyetin bıraktığı izleri kısa sürede silmenin kolay olmadığı da ortadadır.

Ancak bütün bu gerçekler anlatılırken, yaşananların asıl sebeplerini göz ardı edip faturayı samimi Müslümanlara veya sadece onların eksikliklerine çıkarmak hakkaniyetli değildir. Gerçekleri eksik anlatmak da hakikati perdelemenin bir başka şeklidir.

Bugün de dünyanın farklı bölgelerinde İslam düşmanlığının çeşitli biçimlerde sürdüğü görülmektedir. Gazze ve Filistin'de yaşanan ağır insani dram bütün dünyanın gündemindedir. Siyonistlerin soykırım yapıldığı konusu şu anda mahkemededir. Bunun yanında hindistan gibi farklı ülkelerde de siyonist uygulamaları örnek alarak. Müslümanlara yönelik saldırılar, camilere yönelik eylemler ve İslamofobik yaklaşımlar da zaman zaman gündeme gelmektedir. Bu gelişmeler, İslam karşıtlığının farklı yöntemlerle varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.

Bunun yanında, bazı kanaat önderleri veya din adına konuşan bazı isimler, bilerek ya da bilmeyerek, doğru bilgileri eksik bir çerçevede sunarak ümitsizlik üretebilmektedir. Sürekli eksikleri konuşmak, yapılan gayretleri hiç görmemek ve çözüm üretmek yerine karamsarlığı yaymak, toplumsal güveni zayıflatabilir.

İnsanlara "Bu memleketten artık hiçbir şey olmaz." duygusunu aşılamak, bir çeşit öğrenilmiş çaresizlik üretmektir. Oysa ihtiyaç duyulan şey, doğruyu söylemekle birlikte çözüm üretmek, umut vermek ve güzel örnekleri çoğaltmaktır.

Hayalı insanlar yetiştiren kurumların eksiklerini elbette konuşabiliriz. Ancak bunu o kurumları itibarsızlaştırmak için değil, daha güçlü hâle gelmelerine katkı sunmak için yapmalıyız. Sürekli eleştirip çözüm ortaya koymamak, faydadan çok zarar verebilir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eğitim ve kültür alanındaki eksikliklerin giderilmesi yönündeki çağrıları da bu açıdan değerlendirilebilir. Bu meseleye çözüm emrini vermiş olmasına rağmen. Bilinen şikayetini sürekli tekrar ederek fitne fesat üretme yerine.Başkanı dinleme yerine şikayete devam etmek sorumluluktan kaçmaktır. Biliçli yapılıyorsa kültürel bir cinayettir. 

Böyle zamanlarda yapılması gereken, sürekli karanlıktan şikâyet etmek değil; çözümün bir parçası olmaktır. Nitekim "Karanlığa küfretmek yerine bir mum yak." sözü de bunu ifade eder. Bu uğurda samimiyetle çalışanlardan Allah razı olsun.

En doğru bilgi vahyi bilgidir. Doğru bilgi ve üretmek Rabbin bir lütfudur. 
Mesele, doğru bilgiyi bilmekten önce, o bilgiyi hangi niyetle ve hangi hedef doğrultusunda kullandığımızdır. Bilgi, Allah'ın insana verdiği büyük bir nimettir. Fakat bilgi aynı zamanda büyük bir sorumluluk yükler.

Gerçek ve doğru bilgi, vahyin rehberliğinde ve Resûlullah'ın örnekliğinde hayata taşındığında hakikat yerini bulur.

Hakikati tutup kaldırmak, ancak doğru bilgi ile doğru niyetin birleşmesiyle mümkündür.

Mehmet Ali Turhal
14 Temmuz 2026
Serdivan / Sakarya