Prof Dr. Mehmet Görmez Hocadan Bir Metafor

Hocamızın paylaşılan videosunda. Dijital alan. Sosyal medyada dolanıyor. Bana kadar da ulaştı. Hocamızın bahsettiği Dijital-Göz' ün bir kolu, unsuru mu bilemeyiz tabi. 

Sosyal medyadaki video. Eğer yapay zeka üretimi bir video değil ise. Aynen aktarıp. İlgilendik, değerlendireceğiz. İyi niyet kastımız.  İnşaallah hayra vesile olur. 
              --- / ---
["İslam geleneğinde muhteşem bir metafor vardır. İnsan bedeni bir şehre benzetilir bir ülkeye benzetilir. Kalp bu ülkenin sultanıdır. Akıl sultanın veziridir. Gözler şehrin kapılarını ülkenin sınırlarını bekleyen bekçileridir. Kulaklar sultanın habercileridir. Dil hem sultanın hem vezirin  tercümanıdır.

Dijitalleşmeyle birlikte beden ülkesinde bir darbe yaşandı. Ülkenin sınırlarını gözlemek ile görevlendirilen bekçiler. Yani gözler. Beden ülkesinde bir darbe yaptılar. Kalp dediğimiz sultanın egemenliğine ve akıl dediğimiz vezirin yönetimine son verdiler. Beden ülkesinde gözler yeni bir egemenlik kurdular. Buna görsel egemenlik diyoruz. Görüntü toplumunu inşa etmek üzere. Görme biçimlerini değiştirmek üzere. Göz adını verdiğimiz Beden ülkesinin sınırlarını gözetmekle mükellef olan bekçiler darbe yaptılar. Darbe yaptıktan sonra kararlar aldılar.

"Kanunlar çıkardılar. Darbecilerin ilk aldığı karar görme biçimini değiştirmek. 
Eskiden göz akla ve kalbe tabi idi. Akılla kalp göze tabi olacak dediler. Birinci karar bu. 

Göz dedi ki; daha önce ben görme işini akılla beraber yapıyordum. Ona nazar diyorduk. Benim kurduğum yeni ülkede nazara yer yok dedi. Daha önce kalple beraber görme işlevini yürütüyordum. Ona basar diyorduk. Nazar ve basar yok dedi. 
Öyle düşünce ile. Tefekkür ile. İstidlal ile görme biçimine ruiyet diyorduk. Şimdi artık ruiyette yok. Ben sadece bakacağım dedi. 
Ve artık benimle bakanlar ne şahit olacaklar ne müşahit olacaklar. Ne nazır olacaklar ne de basir olacaklar. Benim le bakanlar ya izleyici olacak ya seyirci olacak, ya da temaşacı olacak dediler. 
Darbeciler dediler ki. 
Sadece akıl ve kalp yetmez diğer bütün organlar da benim emrimin altına girecek.

Hatta bütün duyuları da ben yöneteceğim dedi. 
Artık işitme işini de ben yapacağım. Tatma işini de ben yapacağım. Konuşma işinde ben yapacağım. Dokunma işini de ben yapacağım. Ve Göz aynı zamanda.
İşiten bir kulağa.
Konuşan bir dile.
Dokunan bir ele dönüşmek istedi. 
Ve Göz. 
Dokunan ele dönüştü. 
Konuşan dile  dönüştü. 
İşiten kulağa dönüştü.

İşittiklerimizi de artık suret üzerinden, konuşmalarımızı da artık suret üzerinden. Şu anda yaptığımız gibi yapmakla baş başa bıraktı. 

Darbeciler üçüncü bir karar aldı. Bu karara da mülkiyet kanunları diyelim. Göz de dedi ki. 

Ben gördüğüm her şeye malik olmak istiyorum. Mülkiyeti bana geçecek dedi. Görmekle yetişemem. Ben gördüğüme göz dikeceğim. Sonra göz koyacağım dedi. Yani mülkiyeti ele geçirmeye çalıştı. Ve her şeye malik olmaya çalıştı. 

Göz mü surete malik oluyor. Suret mi göze malik oluyor o tartışılır. 
Ve Göz. 
Bir nazar, bir basiret, bir ibret aracı olmadan çıkıp.
Bir şehvet aracı olmak için karar verdi. 

Sonra dördüncü bir karar aldı. 
Göz dedi ki akla. Benim görme dediğime inanmayacaksın. 
Kalbe de dedi ki, Benim görmediğime teslim olmayacaksın. 
Sadece maddi alemin varlığını kabul edeceksin.
Gayb ve melekut alemini, manevi alemi ben görmüyorsam yoktur. 
Burada da.  
İnançlara ilgili kararlar aldı. Yani.
Darbeci gözler bir de din ile ilgili kararlar aldılar ve dediler ki. 
Görmediğime inanmayacaksın. Görmediğime teslim olmayacaksın dediler. Ve aslında.
Her türlü tanrı tanımazlık, her türlü ateizm ideolojisi. Her türlü putperestlik aslında bu darbenin bir eseri olarak ortada çıktı yani.

Darbeciler işgallerine devam ediyorlar. Dijitalleşmenin gücünü eline alan bekçiler yani gözler. 
Beden ülkesinin sultanın al aşağı ettiler. 
Vezirin yönetimine son verdiler. 
Diğer duyuları da teslim alarak yönetimlerini devam ettiriyorlar. 

Çare ne? Çare:
Gözün ihanetine son vermek. Göz hain mi? Hain. Kim söylüyor. Allah. 
Ne diyor. 
Yağlemu hainetel ağyum.  
Allah gözlerin ihanetini bilir. 
Ve yağlemuma tuhlis sudur.
Gözlerin sağladıklarını da bilir. Bu gelişmelerden sonra. Ben Nur suresinin ayetlerini farklı tercüme ediyorum.
Ve gulil muminine yeuddu min absarihim. Şimdiye kadar şöyle çeviriyorumdum. Müminlere söyle gözlerini sakınsınlar.
Artık şöyle çeviriyorum. 
Müminlere söyle kendilerini gözlerden saklasınlar, sakınsınlar. Beden ülkesini gözlerden sakınsınlar. 
Ve gullil muminati yagdutna min asarihinne.
Mümine kullarıma söyle onlar da bedenlerini gözlerden saklasınlar. 
Gözlerin ihanetinin onların kem bakışlarından sakınsınlar veya saklasınlar."]
Eski  Diyanet İşleri Başkanının. Prof Dr. Mehmet Görmez.
             --- / ----
Bire bir videodan yazıya dönüştürülen paylaşım hakkında akla gelenleri Zihinden dökülenlerle değerlendirmeyi hak ediyor veya gerekitiriyor.

İslam geleneğinden bir Göz-ülke metaforunu. Günümüze taşıyarak. Gelene Ek yapmış. Yeniden yorumlamış. Bu geleneğe ek ne kadar uymuş ne kadar uymamış. Takipçileri nice, nice değerlendirmelerde bulunacaktır. 

Kalp Sultan. Akıl vezir. Biz kalbe dönen, her yöne bakabilen muhteşem bir sultan dersek. 
Aynı zamanda, hocanın meteforunda olduğu gibi. Darbeci dijitale-göze mahkum olmuş diyor. Nihayetinde Göz-dijital araçtır. Kullananı vardır.
Ya teslim olmamışsa ne olur. Hakka aşka meyilli. Kalbin aklı da denilen bir aşkın yaşandığı yerdir aynı zamanda. 
Bu cepte

Beş duyu dan biri yani göz. Kalp-Sultan ve  akıl-vezir yönetimine darbe yapıyor. Hatta diğer duyu organlarına da bitlikte. Yani topuna darbe. Darbe deyince. Kötücül bir darbe. Bu kötülüğü yıkan iyiye götüren bir darbe de olabilirdi. Buna fethe açma diyoruz. Bundan bahsedilmiyor tabi. Metaforunda iyiden kötüye bir darbe gerçekleşiyor. Tüm savunmayı da görmede buluşturuyor. Ne kadar uyar ayrı konu.
Bu da cepte.

Buna görsel egemenlik görüntü toplumunu inşa ettiler. Kararlar aldılar. Yalnızca ben bakacağım herkes benim gibi bakacak, düşünecek akladecek. Göz Sultan. Her şeyde Gözün hakimiyetinde. Bunun üzerinden önemli bir, vurgusu notu var. Şu anda yaptığımız gibi. ...?  Bu da cepte.

Göz her gürdüğünde mülkiyet edinme darbesini de yaptı. Göz mü surere, suretmi güze malik konusunu, muallakta tartışmaya bıraktı. Göz de, suret te araç, madde.
Bu da cepte.

Göz nazar, basiret, ibret aracı olmaktan çıkıp. Şehvet aracı olmaya karar verdi. Şehvetten kasıt normal dışı uygulanışı sanırım. Açık değil. Daha önceki paragrafta olduğu gibi
Şimdi. ..?
Bu da cepte.

Benim gördüğüm her şeydir. Bana inanacaksın. Maddi alem her şeydir. Manevi alem melekut, mana alemi vs.yoktur dedi. Kalp yalnızca göze teslim olacak. Başka bir yöne bakmayacak hakimiyetini sağladı.din ortadan kalktı. Ateistim deist neyse Göz dini. Din Göz oldu. Din de kasıt ne hangi din belli değil
Ve Şimdi. ? 
Bu da cepte. 

Geleneğimize ilave için bugüne geldi. Bugün, için, çağımız için, şimdi halimiz için. Gelene ek bir karar verdi. Bir tesbit bir ek yaptı. 
Tüm yönleriyle darbe gerçekleşti. Bu darbenin eseri olarak. Halen darbeciler işgallerine devam ediyorlar. 
Dijitalleşmenin gücünü alan bekçiler. Yani beden ülkesinin sultanın al aşağı ettiler. Vezir duygular da dahil herşeyiyle  bu darbe sahipleri yönetimlerini devam ettiriyorlar. Şimdi. ...? Bu da cepte. 

Çaresi. Kem gözlerden kendilerini korumak. 
Kem bakma dan. Kem bakışlara muhataplığı engelle. Daraltıcı bir ifade ise. Doğru mu? 

Tabi değil. 
Hem Kem bakmayacaksın, hem de Kem bakana karşı tedbirli olacaksın. Hemde kem bakma sosyolojisini olüşturacaksın. İki taraflı, hatta çok taraflı bir durum. 

Şöyle bir soru sorarsak?
Allah dinini korumayı vaad etti ise, bu din hangi şartlarda nerede yaşıyor?
Dinin yaşanan yerdeki bayrağını kim taşıyor. O bayrak altına girmek. Hiç değilse. Eksiğiyle fazlasıyla işte o bayrağı taşıyanı aramak. Olmadı kendi çapında O bayrağı taşıyan olmak
Yani yukarılardaki şimdi ifadeleri neyi içeriyor. 

Sanki dijitalleşmeye bu bakış. Hatırladığım, memleketimizde1960 lı yıllardaki televizyon günah denmesine benziyor. 
Gaye ile değil araçla uğraştırarak. Ümitsizlik aşılanıyor. Kör dövüşüne dönüyor. 
Hem dijitali kullanılıyor. 
Hemde dijitale darbeci deniliyor. Yöneticileri de tek taraflı kem dijital-göz ile yapacağı hayırlı işlerinde zorluyor. Desteğini azaltıyor. Zımmen, tersten Kem Göz-Dijitale destek te olunmuş oluyor. 
Burada. Göz-Dijital alanda eksik, yanlış, tedbirsiz kullanıcımızı. Ve bu alanda teknoloji eksikliğimizi tamamlama  gerekliliğini ifade ayrı şey. Dijital kötülemek dijital saldırıları tek hakim saymak. Ve bunu da beden ülkesinden çıkarıp.

Bügün halen ifade edilen dijital-göz  yönetimde. Darbeciler devam ediyor demek. 
Dijital darbede;
Zaman bugün.
Kişiler biz. 
Uygulayıcılar dijitalle darbe yapan hali hazırdaki yöneticiler. 
Böyle yorumlanma daha açık bir durum olur da.
Eğer kasıt ülkemiz ve hali hazır yönetim ise. 
Kast edilen bu günkü dijital-göz yönetim. Daha önceki hangi yönetime darbe yapmış sorusunu gündem eder. 
Bu yönetim Onbeş Temmuz iyi idi de. Onbeş Temmuz darbesine mi darbe yaparak. Dijital-Göz yönetimini kurmuş ta kötücül bir durum oluşmuş. Çağrışım sorusu oluşur. 
Tabi Obeş Temmuzu yapanlar ile onunla kahramanca mücadele edenler farklı durumlardan bıkılmalıdılar ayrı konu. Çağrısında bir karışıklık söz konusu. 

Üstelik umutsuzluk ve yaşanan kötülük ifade edilirken.
Hocamızın sunduğu çare. 
Hakim olan yönetici gözden kendini korumak. Yani yönetici tehlikeli dikkat etmeli hatta korunabilmek için mecbur kalınırsa onunla mücadele etmeli ona 
Gizliden veya açıktan isyan etmeliyiz çağrışımı da oluşabilir. Kasıt ülkemizin yönetimi değilde. Bir farklı açıdan daha bakıp, ülkemize saldıran emperyalist, dijital-göz diye anlayalım. 

Hüsni niyetliyiz tabi. 
Dünyanın kötücül efendileri meteryalistleri ve siyonistlerinin dijital hakimiyetinden bahsediliyor diye düşünürsek. Bu dünya darbesine karşı. Dünya beşten büyüktür ile kırılması gayretleri var tabi. Allahtan başkasına boyun eğmeyiz diyen insan. Kendi dünyasından bakacak olursa. Allaha boyun eğmişliğinin gözü-dijitali ile bakacağından. Farklı değerlendirme yapmak lazım. Ayrı konu da. 

Buna destek verme yerine. Dijital-gözü. 
Hakka bakan kalp ile musamma hale getirme idealini de vermek suretiyle örnekleme daha uygun olurdu. Hiç değilse iki hatta çok taraflı bakışla. Hakikate ulaştırma. İsyana huzursuzluğa değil. Umuda yönlendirmesi gerekir. Daha münasip olurdu.

Bilgilendirme adı altında. Bilgiler üretime dönük huzura dönük analitik değerlendirme yerine. Olumsuzluk ve öğretilmiş çaresizliğe yönlendirecek.
Çaresizlik ifade eden bir analitik değerlendirme. Tarafgirlik ama düşünemeyen tarafgirlik hissettiriyor. Bu videoyla ilgili başkaca şeyler söylenebilir de. 

Hocamızla ilgili buna benzer başka bir videosu üzerine Fısıltı Haberlerinde 
Ahlak mı?  Siyaset mi? Başlıklı bir paylaşımla. Değerlendirmesi de yapılmıştı.

Buradaki videoda,
Dijital- Göz derken Siyonist, Hitler veya Beşar Eset yönetimi gibi bir yönetim mi var. Ondan mı bahsediliyor. 
Suistimallerin engellenmesi eksikleri tesbit ederek giderilmesi gibi görev. Devletin denetiminden mi bahzediliyor. 
Mili isthbatımızdan mı bahsediliyor. 
Bu dijital göz şu anda devrede ise bu ne menem nasıl bir şer. 
Nerede ve ne zaman oluyor. 
Kim yapıyor. 
Geleneğimizdeki metofor 
Kıyaslar uyumlu değil. 
Amaç araç karışmış. 
Bu günkü yönetim ve güncelliği, Göz ülkesi ve dijital uygulama sosyolojisinin ülkeleri uyumsuz. 
Darbecilerin kimliği net değil. 
Kavramlara nereden bakıldığı net değil. Gibi gibi. 
Bu metafor zayıflığımı ifade ediyor, anlamayı mi sağlıyor, yoksa bilinçli karıştırma mı net anlaşılmıyor. 

Dijital üzerinden bir sosyoloji yapılıyorsa. Biraz da netlik gerekir.
Hiç değilse özgenin netleşmesi lazım.

İman, akıl, şehvet, yönetim, siyaset ile Göz-dijital dengesi tam kurulmamış. İman üzerine yansıma nasıl olur izahıda olmadığından metafor havada kalmış. Hatta olumsuz yönlendirme durumu bile oluşmuş. 
Allah Göz gibi bir nimeti kötülük için yaratmamıştır. Kullanım yanlışlığında bir karmaşa veya tek taraflı bakış oluşmuş. Bunun tefsirini nasıl gerçekleştirilecek. Yapınca imkanımız olursa göreceğiz tabi.

Kısmen doğru cümleler veya ifadeler, kelimeler kullanımı ile. 
Niyet okuyamayız tabi de.
Bir karmaşa gerçekleşmiş veya gerçekleştirilmiş. 
Belki de derinlemesine görülmemiştir.

En doğrusunu Allah ve Rasulu bilir. 

Mehmet Ali Turhal
10 Mart 2024
Serdivan / SAKARYA