Al fistanlı

Yöresel farklılıklar. Kişisel farklılıklar. Tabiyat farkları. İnsana olan etkisi olduğu gibi. Yetişmiş insan da olsa, davranışlarını yörenin farklılaştırması.  Gözlediĝimiz bir şey. Üzüm üzüme baka baka kararıyor.

İşte böyle farklı bölgeden göç etmiş ailelerden birkaç aile birleşmişler. Haftasonu pikniğine bir kaçar araba konvoy olup çıkmışlar. Kalabalıklar. Yaşlı genç. Kadın erkek, çoluk çocuk. 

Genç kızlar, allı yeşilli fistanlar. Genç erkekler bir yiğit. Kalpak,  işlemeli yelekler, rengarenk kuşaklar, ıskarpinler falan. Sanki folklor ekibi. Piknik yeri karedeniz yaylası. Yerel yayla yaşamı insanımızın farklı şive ve tavırlarıyla ayrı bir güzel ve çekici ise. Gavura özentiden uzak bu çekiciliği. Başka bölgeden pikniğe gelen yöre insanlarınında görünüş ve yaşamları da bir o kadar güzel ve çekici. Daha nice farklı yöre ve canlarımız var da.

Bunlar farklılıklarıyla da olsa. Bir yerde aynılaşıyorlar. Lehçe farklı. Kıyafet farklı hatta gelirleri için yaptıkları işler de yöresel farklılıklar. Eğitim alanları farklı. Fakat. Birşey kaynaştırıyor birleştiriyor. 

Ezan okunduğunda aynı şeyi, aynı hisle duyuyor. Ay yıldızlı kandan candan bayrak aynı hissi veriyor. Vatanları kutsal. Kitapları kutsal ve bir. Allahları bir. Rasul Nebi Hz. Muhammet'leri aynı. 

Görünüş farklı. İş farklı. Ama kalpler aynı şey için çarpıyor. Örnek insan bir. Ahlak kaynağı Kur'an ve Rasul. Onun için gönüller bir. Birbirleri için farklılıkları zenginlik. Birbirlerine çekici ve güzeller.

Bir hafta sonu diyoruz ama belkide yıllık belkide yılların pikniği. Konvoy durur. Bir akarsunun kenarında orman. Geniş bir alan. Yeşillik. Biraz ötede o yöre insanın çiftliği var. Nehir orman yemyeşil ortam. Allı yeşilli giyinmiş kızlar oğlanlar çocuklar. Tabiyatla buluşmuşlar kaynaşmışlar. 

Sergiler. Yemeler. Yemek sonrası. Kendi çapında imameti öğrenmiş. Yaşlı kocanın imametinde bir öğle namazı. Aksakal koca adam birliktelikten memnun. Yaşlanmış ama çoğalmış. Güzel bir ortam haz içinde, memnuniyetle gözlemekte. Yaradanına şükretmekte.

Koşturmacalar, oyunlar, heyecanlar. 
Konuşmalar gülüşmeler kahkahalar falan. İmrenilecek dikkat çekici bir ortam. 

Yeşil fistanlı ile al fistanlı kafadar kızlar. Çiftlik sınırına yaklaşmışlar. 
Çiflik sahibi. Yeme içme, oyun eğlence, namaz abdest, farklı kıyafetler gözlemekte. Hoşuna da gitmiş. Kızlar diye seslenmiş. 

Al fistanlı. Buyur amca. Kızım buraları şenlendirdiniz. Hoş geldiniz. Bizim aksakal koca karı size ayran hazırlıyor. Ayran helkesini alda herkese bizden ikram. Dağıtıver de hayra geçelim.

Al fistanlı kız çitin tellerini bastırır geçer. Koca karı aksakal teyzeye doğru yürürken bir homurtu ses. Hesapta yok tabi kara öküz. Ayaklarını yere sıkıca basmış. Sanki toynaklar  çimleri çivi gibi kazıyor. Al fistanlı kız endamlı yürüdükçe kara öküz azgınlaşıyor. Öküz al fistanı görmüş önünde oynuyor. İçinde bir can. Alımlı çalımlı genç bir kız umrunda değil. O al fistanı görmüş. Öküz işte. Al fistanlı habersiz. Adam farkediyor ama çok geç. Kızıım kaaaç. Al fistanlı bakıyor.

Kara öküz fena geliyor. Al fistanlı genç kız atik ama. Bir an donsamı dursamı kaçsamı. Kaç lafını da duydu ya. Öküz arkada al fistan önde topukları fistan dövüyor. Öküzün derdi büyük. Al fistanli bir o ağaca, bir bu ağaca. Gören için ağaçlar arasında al fistanlı kaçıyor mu, oynuyor mu. Birileri için belki duyarsız meraklandırabilir. Heyecan verebilir de. Öküz ciddi.  Öküz al fistan derdinde. Epey bir kovalamaca mı kaçmacamı derken. Adam. Kızıım ağaca çık diye bağırıyor.

Öküz bir hücum hazırlığı çimleri tırmalarken al fistanlıda bir çeviklikle. Ne tırmanış ne tırmanış. Kendini koca ağacın tepesinde buluyor. Öküz geliyor. Ağacı birkaç sümsükleyip yukarı bakıyor. Al fistan kuş olmuş. Dala konmuş. Öküz de olsa uçamayacağını biliyor. Çaresiz sürtünüyor bakınıyor derken sakinleşiyor.

Al fistanlı kuş. Ağacın tepesinde tünemiş. Öküzün çaresizliğini seyrediyor. İçten içe. Bayağı korksamda ne heyecanlıydı ama der gibi. Zaferinin farkında. Ağacın tepesinde rahatlamış gözlerle. Öküzün sakinleşmesini izleyerek tadını çıkarıyor. 

Adam rahatlamış. Çitin arkasında. Yeşil fistanlının çığlığı kahkahaya dönüşmüş. Yanındakine al fistanın etekleri yeşil çimlerin üzerinde koşarken nasıl dalgalanıyor uçuşuyordu bir görseydiniz. O kadar güzeldiki.

Sus kız. Öküz al fistan. Al fistanlı can. Sen al fistan eteğinin rüzgarında dalgasındasın. Öyle deme korktum ama geçti. Ne güzel uçuyordu al fistan eteği. Benim yeşil fistanı da uçuracak bir boğa olurmu bilmem. Boğalar hep al renk peşindelermiş dalgasında.

Öküz sakinleşir. Ahıra götürülür. Al fistanlı. Ağaçtan iner. Ayran bagracını alır. Çitin arkasındaki kovalamacanın seyircilerine. Maşrabalarla ayranları ikram eder. Aralarında bir muzip. Ayran mı güzel kovalamacayı seyretmekmi güzeldi bir tercihte bulunamadım derken. Kaza atlatılmış. Sıradanlaştmış, espirili anılara dönüşmüştür.

Çiftlik sahibleri teyze amcaya teşekkür ederler. Ağacın altında sergilerine otururlar. Heyecan yatışmış. Sakinleşilmiş. Biraz suskunluğu fırsat bilen aksakal koca bey.

Öküz al fistan peşinde. İçindeki canı görmūyor. Önemsemiyor. Gördünüz. Burada ben şunu gördüm. 

İnsan hak adalet. Gönül kalp akıldan uzaklaşır. Allah'ını Peygamber'ini unutursa. Gördüğü veya kendine ğösterilen. Nefis, dünya, makam gibi şeyleri. Öküzün al fistanı gördüğü gibi görür. Canı görmez. Bedenin emanet edildiği canı bilmez.

Günümüzde nasıl örnekleyebiliriz derken. Bir delikanlı. Dede bunu ben Recep Tayyip Erdoğana olan bazılarının kininde görüyorum. Nasıl yani.  Soruyorum. Hizmetse hizmet. Duruşsa duruş. Liderlikse liderlik. Ülke savunması ise sihasıyla. Ihasıyla, teröristle mücadelesiyle tamam. Herşey tamam. Daha iyisi için gayret te tamam da. Bu nefret. Bu haset nedir dediğimde. Olsun en kötüyü yaşamaya bile razıyım. Duymak görmek bile istemiyom sevmiyorum. Kalbi kin dolmuş, hayırlar  kalbinden def olmuş. Kin haset nefret dolmuş. Nefret ediyorum falan diyorlar. 
Öküzün, kırmızı şartlanmıası. Canı değil al fistanı görmesi gibi birşey herhalde. Kininden hasedinden nasıl bir şey se. Ha öküz canı görmüyor. Ha o reisi görmüyor.

Bir diğer yeni yetme delikanlı. Arap Salih Efsanesini nereden duymuşsa. Bu davanın delisiyiz diyen Efsane. Filinta gibi yiğidi, öküzün kovaladığı gibi bir zaman kovalamışlar. Yüzaltmışüçten mi ne tutuklamışlar. İçeri almışlar. İşkence etmişler. Oda sanki Hazreti  Bilali örnek almış heral. Davasını daha fazlasıyla sahiplenmiş. Peşine düşen öküzlerden bazıları pişman olsa da. Birçoğu öküzlüğe devam etmiş. Arap Salih efsanesindeki dava delisi olma derinliğini görememişler. Köyde domates yetiştiren hatice teyzedeki samimi imanı göremedikleri gibi. Batının zihinsel tasmalarıyla öküzleşmişler. Vatandaşlardaki imanı, emeği, milli değerlerini göremeyip. Bir de  hor görmeleri gibi.

Dede. Ders alınmıştır. Arap Salih Efsanesi veya dünya liderlerinden Erdoğana bakışta değil. Başkaca alanlarda da. Al fistanlıdaki cana da öküz bakışı olabilir. Bu konuyu daha geniş düşünerek anlamak lazım der. 

Al fistan ökūz derken. Bu kazayı da atlattık. Çok da  dersler çıkardık elhamdülillah. Bir çocuk. Evet bende ders çıkardım. Neymiş söyle bakalım. 

Pikniğe giderken al fistan giymemek lazım. 
Bir kahkaha tufanı sonrası bir genç. Aferim değişik bir yaklaşım tabi. Ama öküzler var diye. Al fistanı yasaklayalım mı yani. 

Biz kıp kırmızı, al fistanımızı da içindeki canımızı da seviyoruz. Bak ablana ne kadar güzel değilmi.

Neymiş. Öküzü de, canı da yaratan Allah. Hepsi yerinde güzel. Öküzler var diye al fistandan ve insanlığımızdan vazgeçecek değiliz. Öküzlere olacak canlarda.

Allah, Öküz, inek. Orman, nehir, gök, çimen herşeyi yaratmış. Öküz de yaratmış. Bizi de sorumlu akıllı kalpli insan yaratmış. Allah'ını Kitab'ını Rasul'ünü bilerek yaşamak lazım. Sınırlarını haddini değerini bilip. Öküze öküzlüğünü bırakalım da. Canlar olarak öküzden farkımız olsun.

Al fistana öküz bakışı. Bu bakış açısından kurtulmak lazım.
Bunun çabasında olmak lazım. Kaza oldu derken, neleri konuştuk. 

Ne demiş İbrahim Hakkı hazretleri;

"Hak şerleri hayreyler.
Zannetmeki gayreyler.
Mevla görelim neyler.
Neylerse güzel eyler."


Mehmet Ali Turhal
Serdivan / SAKARYA