
Sakarya’da Filistin Kara Konvoyu Akışının Ardından Derin İzler Bıraktı
Denizden Filistin-Gazze’ye Yardım Filosu'nun ardından, ödenen bedellere ve çekilen çilelere rağmen dünyanın en uzun sivil toplum girişimlerinden biri olarak yola çıkan Filistin Kara Konvoyu da vicdanların sesi oldu.

Konvoyun başlangıç noktası olarak Bosna-Hersek’teki Srebrenitsa’nın seçilmesi son derece anlamlıydı.
Çünkü tarihte adalet, barış ve huzur için mücadele eden; hak, dava ve vahiy kültüründen beslenen vicdanlı insanlar, topluluklar ve milletler olduğu gibi; menfaatperest, sekülerleşmiş, adaletten uzaklaşmış, vicdanları kurumuş, zalim ve soykırımcı insanlar, siyonist topluluklar ve milletler de olmuştur.

İlk atamız Hz. Âdem’den (as) bugüne kadar insanlığın temel mücadelesi, iman ile inkâr, hak ile bâtıl, adalet ile zulüm arasındaki mücadele olarak devam etmektedir. Cenneti tecrübe etmiş atamız ilk insanın, cennet özlemi. Biyolojik ve sosyal genlerimize nüfuz etmiş, iman ilkeleri üzere bir hayat arayışı da insanlık tarihi boyunca sürmüştür. Adem atamızdan ırsi nakil cennet deneyim ve hareti, huzur dünyası sürekli yaşanmak istenmiştir.
Yesrib’i Medine yapan ruh ile zulmü ve adaletsizliği büyüten anlayış arasındaki fark, batıl siyonist seküler vs. insanlığın hangi dünyanın değerleri etrafında şekillendiğini de göstermektedir. Tarihimizde Konstantin ile İslambol mücadelesinde hakkın yanında olan Komutan Fatih Sultan Mehmet Han ve ordusu kazanmıştır. Buna tagmen İblis avanesi ve ona tapanlar hala cılız ds olsa 'Zulüm 1453 te başladı" diyebilmekte, Gezi Kalkışması gini bir garabete kalkışabilmektedirler.

İşte bu sebeple Srebrenitsa, konvoyun hareket noktası olarak yalnızca bir coğrafi başlangıç değildi.
Avrupa’nın ortasında, Birleşmiş Milletler’in gözetimi altında, Hollandalı BM birliğinin bulunduğu bir bölgede gerçekleştirilen Srebrenitsa soykırımını yeniden hatırlatmak; Filistin’de insanlık havsalasına sığmayan Siyonist zulmü ve katliamı, dünyanın sessizliğini ve yaşanan soykırımı gündeme taşımak; yaşananları ifşa etmek ve dünyayı bu soykırımı engellemeye davet etmekti.
Bu yönüyle kara konvoyu, bir vicdan seferi niteliğindeydi.
Bosna-Hersek, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Irak, Suriye ve Ürdün üzerinden Filistin’e, Batı Şeria hedefiyle, hrr devlet ve milletyen oluşan aktivistleriyle sürdürülen yolculuğun duraklarından biri de Sakarya oldu.
Sakarya; idarecisiyle, eşrafıyla ve halkıyla konvoyu sahiplendi. Misafirperverliğiyle ağırladı, yürekten kucakladı. Yolcularla halkın kısa sürede kaynaşmasına, duyguların paylaşılmasına ve konvoyun gönülden uğurlanmasına şahit olduk.
Sakarya’dan konvoya katılan hanımlar da oldu. Kimi güzergâh boyunca konvoyu takip etti, kimi dualarıyla destek verdi.
Geçtiğimiz hafta cuma günü Sakarya Gar Meydanı’nda, konvoyun Irak ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne yönelik çağrısını içeren bir basın bildirisi kamuoyuyla paylaşıldı.
Sakaryalıların katıldığı buluşma, dua ile başladı.
Sağlık sorunları sebebiyle konvoydan ayrılmak zorunda kaldığını ifade eden Müşerref Gündoğdu, duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Yolculuk sırasında yaşanan sıkıntılara, Filistin’de yaşanan acılara ve hepimizin üzerine düşen sorumluluklara dikkat çeken kısa fakat anlamlı bir konuşma yaptı.
Basın bildirisini okuyan YÖÇEYDER Başkanı Abdulkadir Şen Bey ise konvoyu, Filistin’deki zulüm ve katliamdan sorumlu olanları ifşa etmek ve dünyanın vicdanına seslenmek amacı taşıyan bir vicdan konvoyu olarak değerlendirdi.
Irak ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’ne, konvoyun Filistin’e ulaşmasını engellememesi ve vicdan konvoyuna zorluk çıkarmaması çağrısında bulunuldu.
Evrakları eksiksiz olan üç yüzü aşkın kişinin, kadın, çocuk, yaşlı demeden farklı yaş, cinsiyet ve milletlerden vicdan sahibi insanların mağdur edilmemesi; önlerindeki engellerin derhal kaldırılması istendi.

Sakarya’dan sorumluluk sahibi insanlar olarak vicdan sahibi dünyaya seslenildi.
Konvoyun Sakarya’da misafir edilmesi sürecinde hizmetleri ve gayretleriyle öne çıkan Abdulkadir Şen Bey de konvoyu yakından takip etti; yaşanan sıkıntıları kendisine dert edindi. Duygu yüklü, anlamlı hitabıyla bildiriyi Sakaryalıların da gönlünden geçen ifadelerle, Sakarya’daki sivil toplum kuruluşları adına basın bilditisini okudu.

Bu hafta ise 20 Ağustos 2026 Perşembe günü 17.30-18.30 saatleri arasında Filistin Kara Konvoyu’na Sakarya’dan katılan hanımlardan Müşerref Gündoğdu, Şüheda İşçi ve Mürüvvet Esmer ile Sakarya Gar Meydanı'nda bir araya gelindi.
Konvoya giriş hikâyelerini, yolculuk sırasında yaşadıkları zorlukları, Irak ve Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi’nin sorumluluk alanında bulunan Habur Sınır Kapısı’nda ilerlemelerinin engellenmesini anlattılar.
Yolculuk esnasında karşılaştıkları güvenlik sorunlarını, yolculuğun gerektirdiği ihtiyaçları ve bütün bu süreçlerde idarecilerin ve halkın kendilerine gösterdiği desteği de aktardılar.

Üç hanımın ortak vurgusu ise çok açıktı:
Filistin meselesi yalnızca bir siyasi mesele değildir.
Filistin, katliam ve soykırım karşısında sorumluluk meselesidir.
Filistin, vicdan meselesidir.
Filistin, ümmet meselesidir.
Ve Filistin, her şeyden önce insanlık meselesidir.
Bütün bunları dinlerken bir gerçek daha anlaşılmış oldu.
Nehirden denize Filistin’e özgürlük için yapılan yürüyüşler; konferanslar ve paneller; meydanlarda okunan basın bildirileri; derneklerin, vakıfların ve sivil toplum kuruluşlarının gündem oluşturma çabaları; denizden düzenlenen uluslararası Filistin yardım filoları ve karadan yürütülen uluslararası Filistin konvoyları…
Bütün bunların her biri, unutulmaması gereken bir hakikati yeniden hatırlatıyor.

Unutma. Akışına bırakma. Tekrarla.
Çünkü zulmün, katliamların, soykırımın unutulması, tekrarının önünü açar.
Bize düşen, ferdi ve toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmektir. İmkânımız neyse onunla Filistin’deki Siyonist soykırıma karşı durmak, onu engellemek için gayret etmek insani vazifelerimizdendir.
Herkesin yapabileceği bir şey vardır.
Siyonist soykırımına destek veren faaliyetlere, üretimlere ve propagandalara karşı durmak; basındaki destek ve aldatmacaları teşhis etmek; imkân ölçüsünde boykot etmek, boykot etmek, boykot etmek…
Hiçbir şey yapamıyorsak bile zulüm karşısında üzülmek, haklının haklılığını teslim etmek, Filistinliler için, mazlumlar içim dua etmek de önemlidir.
Belki Rabbimiz, bizim “küçük, ne olacak ki?” diyerek yaptığımız bir duayı, bir boykotu, bir iyiliği ve bir desteği; bizim tahmin edemeyeceğimiz kadar büyütür.
Belki onu hem kendimiz hem de Filistinli kardeşlerimiz için berekete dönüştürür.
Çünkü Rabbimiz ganidir, merhametlidir, koruyucudur. Tuzak kuranların en hayırlı karşılığını verendir.

O, Rahman’dır, Rahim’dir.
Srebrenitsa’dan başlayan bu vicdan yürüyüşünün Sakarya’dan geçen akışı da bize bunu bir kez daha hatırlattı:
Zulüm karşısında susmamak, mazlumu unutmamak ve imkânımız ölçüsünde hakikatin yanında durmak; insan olmanın, vicdan sahibi olmanın ve sorumluluğumuzu yerine getirmenin gereğidir.
Mehmet Ali Turhal
22 Ağustos 2026
Serdivan / SAKARYA