Kocaeli Gölcük Teknofest’te Eser, Onur, Geleceğe Umut Doruklarda İçiçe Yaşandı. Gölcük'ten Sakarya'ya Hayal

Mehmet Ali Turhal
03 Eylül 2026 – Serdivan / SAKARYA

İnsanın ayağını yerden kesen, günlük dünyanın alışkanlıklarından koparıp başka bir ufka taşıyan bazı manzaralar vardır.

Üretimi, emeği, teknolojiyi, gençliği, azmi ve geleceğe dair umudu aynı yerde görünce insanın gönlünde bambaşka duygular oluşuyor.

Kocaeli Gölcük'te, Gölcük Tersanesi Komutanlığı yerleşkesinde 20-23 Ağustos 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Mavi Vatan temalı Teknofest, bende tam da böyle duygular uyandırdı.

Teknofest Yönetim Kurulu Başkanı ve T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar'ın liderliğinde büyüyerek devam eden bu buluşmalar; Gaziantep'te kara, Eskişehir'de hava, Gölcük'te ise deniz ve Mavi Vatan ekseninde farklı teknoloji alanlarını milletle buluşturuyor.

Ve her buluşmada insan, yalnızca teknoloji görmüyor.

Eseri görüyor, emeği görüyor, geleceği görüyor.

Onuru, heyecanı ve umudu birlikte yaşıyor.

Eser Görünce İnsan Gururlanıyor

Su Altı Sistemleri, Su Altı Roket ve Deniz Araçları yarışmaları...

Denizin altında ve üstünde görev yapabilecek sistemler...

İnsansız araçlar, roketler, keşif ve savunma teknolojileri...

TCG Anadolu, MİLGEM projeleri, SAS komandolarının su altı ve üstündeki kabiliyetleri; Bayraktar TB2 ve TB3 gibi hava araçları; keşif ve savunma görevlerinde kullanılan sistemler...

Bunların her biri, yılların emeğinin, mühendislik bilgisinin, araştırmanın ve sabrın bir sonucu.

İnsan bunları görünce ister istemez kendi kendine soruyor:

Daha neler yapılabilir?

İşte Teknofest'in asıl heyecanı biraz da burada başlıyor.

Çünkü bugün sergilenen eser, yarının daha gelişmiş eserinin başlangıcı oluyor.

Bir ihtiyaç karşılanıyor, yeni bir ihtiyaç doğuyor.

Bir eksik tamamlanıyor, başka bir eksik fark ediliyor.

Bir proje hayata geçiyor, onun üzerine başka projeler kuruluyor.

Teknoloji böyle ilerliyor.

Mavi Vatan'dan Dünyaya Açılan Bir Ufuk

Gölcük'teki buluşmanın dikkat çekici taraflarından biri de yalnızca Türkiye'nin deniz gücünü göstermekten ibaret olmamasıydı.

Azerbaycan'dan İtalya'ya, Senegal'den Pakistan'a, Katar'dan Romanya'ya, Arnavutluk'tan Bahreyn'e kadar uzanan geniş bir coğrafyayla ilişkilerin, iş birliklerinin ve ortak güvenlik anlayışlarının konuşulduğu bir atmosfer vardı.

Mavi Vatan, burada yalnızca bir kavram olarak değil; teknoloji, mühendislik, savunma, üretim ve insan kaynağıyla ete kemiğe bürünen bir anlayış olarak karşımıza çıkıyordu.

Kara, hava ve deniz teknolojilerinin birbirleriyle bütünleştiği bir Türkiye manzarası vardı.

Bu manzaraya bakınca insanın zihni ister istemez daha büyük düşünmeye başlıyor.

Peki, Teknofest Neden Sakarya'da Olmasın?

İşte Gölcük'ten Sakarya'ya uzanan düşüncem tam burada başladı.

Osmanlı'dan bu yana zaman zaman gündeme getirilen, Sakarya Nehri, Sapanca Gölü ve İzmit Körfezi üzerinden Karadeniz'e ulaşacak bir su yolu fikri...

Sakarya'nın demir yolu, kara yolu ve yakınlarındaki hava yolu bağlantıları...

Bölgesel ulaşım ve lojistik bakımından sahip olduğu konum...

Üretim merkezlerine, limanlara ve büyük şehirlere yakınlığı...

Bütün bunlar birlikte düşünüldüğünde Sakarya'nın yalnızca bir geçiş noktası değil, geleceğin önemli lojistik, teknolojik ve üretim merkezlerinden biri olabilecek bir potansiyele sahip olduğu görülüyor.

Jeopolitik...

Jeostratejik...

Jeolostik...

Jeoekonomik...

Bütün bu unsurların kesiştiği bir Sakarya düşünelim.

Üzerine bir de Teknofest'in oluşturduğu teknoloji, gençlik, üretim ve araştırma heyecanını ekleyelim.

Yeni Türkiye Yüzyılı'na yakışan bir proje olmaz mı?

Bu yüzden “Sakarya, sana mı düştü bu yük?” demiyoruz. Sahipleniyoruz.

Tam tersine, tarihî ve coğrafi sorumluluğunun farkında olan bir şehir olarak:

“Sakarya'da da Teknofest'in bir ayağı neden olmasın?” diyoruz.

Sakarya'nın Tarihî Emaneti de Var

Sakarya'nın bu düşünceye yalnızca coğrafi değil, tarihî ve manevi bir tarafıyla da bakılabilecek bir yönü var.

Allah Resülü Hz. Muhammed SAV.in İstanbul'un fetih müjdesine mazhar olmak için.
İstanbul'un ilk karadan fetih teşebbüsleri sırasında sahabe-i kiramdan Osman bin Zeyd el-Ensarî'nin Sakarya Nehri üzerinde Beşköprü'den geçerek bölgeye ulaştığı ve burada şehit düştüğüne dair rivayet ve kabuller, bu toprakların tarihî hafızasında önemli bir yer tutuyor. Emirdağ Mezatlığı'nda bize emanet.

Sakarya, tarih boyunca nice emanetlerin taşındığı bir coğrafya.

İstiklal Harbi'nde Sakarya Meydan Muharebesi'yle milletimizin varlık ve istiklal mücadelesine adını veren bir şehir.

Dolayısıyla teknoloji, üretim, savunma, lojistik ve gençlik gibi başlıkların Sakarya'da buluşması, bu şehrin tarihî karakteriyle de anlamlı bir şekilde örtüşebilir.

Hayal kurmak kolaydır.

Fakat Türkiye son yıllarda birçok hayali gerçeğe dönüştürdü.

O hâlde, hayalleri icraata dönüştüren Türkiye'nin ve bu vizyonun mimarlarının önüne yeni bir hayal daha koymanın zamanı gelmiştir.
Bu ideallerle, alanındaTürkiye'nin ilk gururu işaret fişeklerinden
TCG Anadolu Gemisinde "Geleceğe mektup" adı altındaki ziyaret defterine de duygu ve hayallerimizi kısaca yazdık. 

Sakarya'da Teknofest...

Bir düşünelim.

Bir başlangıç yapalım.

Ya nasip diyelim.

Teknofest'e Gelen Üç İnsan

Teknofest'i gezerken bir başka şey daha dikkatimi çekti.

Aynı eserleri, aynı araçları, aynı teknolojileri gören insanlar aynı duyguyu yaşamıyordu.

Sanki üç farklı insan tipi vardı.

Birinci grup: Hayranlık, Onur ve Umut Besleyenler

Bunlar festival alanına yalnızca gezmeye gelmemişti.

“Daha nasıl katkı verebilirim?”

“İnsanlığın huzuruna ve barışına nasıl destek olabilirim?”

“Bu ülkenin geleceğinde benim de bir emeğim nasıl olur?”

diye düşünenlerdi.

Ürünlere bakarken gözlerindeki heyecan, yüzlerindeki tebessüm, yürüyüşlerindeki canlılık dikkat çekiyordu.

Eserden gurur duyuyor, emeğe saygı gösteriyor, geleceğe umutla bakıyorlardı.

Bu güzel insanlara selam olsun.

İkinci grup: Merak Edenler

Bir de “Bir şeyler oluyor, insanlar güzel işler yapıyor. Gidelim, görelim, tanıyalım.” diyerek gelenler vardı.

Gördükçe hayran oluyorlar.

Merak ediyorlar.

Soruyorlar.

Araştırıyorlar.

Ve sonunda:

“Bunları yapanlardan biri de ben olmalıyım.”

diyorlar.

İşte Teknofest'in belki de en önemli taraflarından biri burada.

Çünkü bir çocuğun veya gencin gözünde oluşan merak, yıllar sonra bir laboratuvara, bir üniversiteye, bir atölyeye, bir şirkete, bir buluşa dönüşebilir.

İlim merakla başlar.

Araştırma gayretle büyür.

Hakikati arayan insan da sonunda kendisini daha büyük bir yolculuğun içinde bulur.

İlim ehline, araştıranlara, merak edenlere ve yapılan işin kıymetini bilen güzel insanlara da selam olsun.

Üçüncü grup: Kusur Arayanlar

Bir de gördüğü güzellikte eksik arayanlar var.

Nereden bir kusur bulurum?

Nasıl küçümserim?

Nasıl gölge düşürürüm?

Nasıl engel olurum?

diye bakanlar...

Üretimi, emeği ve başarıyı görmek yerine sürekli bir “ama” arayanlar...

“Bu kadar para niye harcanıyor?”

“Millet aç!”

“Emekli geçinemiyor!”

“Kiralar ödenemiyor!”

gibi birbirinden farklı meseleleri, ülkenin teknoloji ve savunma kapasitesini geliştirmesiyle karşı karşıya koyan yanlış kıyaslamalar...

Elbette milletin geçim sıkıntısı da konuşulacaktır.

Elbette ekonomik meseleler de tartışılacaktır.

Fakat bir ülkenin güvenliğini, teknolojisini, üretimini ve geleceğini güçlendirmesini; yoksullukla mücadeleye alternatifmiş gibi göstermek doğru değildir.

İyiliği başka bir iyilikle yarıştırmak yerine ikisini de gerçekleştirmek gerekir.

İblis'in Yanlış Kıyaslaması

Burada zihnim başka bir yere gitti.

Rabbimiz Âdem Aleyhisselâm'ı yarattı ve meleklere ona secde etmelerini emretti.

Melekler emre itaat etti.

İblis ise itiraz etti.

Onun itirazının temelinde bir yanlış kıyas vardı.

Toprak ile ateşi karşılaştırdı.

Kendisini üstün gördü.

Oysa mesele toprakla ateşin üstünlüğü değildi.

Mesele Allah'ın emrine itaatti.

İblis yanlış kıyas üzerinden büyük bir hakikati göremedi.

İşte insan da bazen böyle yapabiliyor.

Bir güzelliği başka bir eksikle karşılaştırarak değersizleştirebiliyor.

Bir başarıyı başka bir mesele üzerinden küçümseyebiliyor.

Bir hayrı, başka bir ihtiyaçla karşı karşıya getirerek anlamsızlaştırabiliyor.

Burada asıl dikkat edilmesi gereken de bu.

Çünkü kötülüğün en tehlikeli hâli, kendisini kötülük olarak göstermediği zamandır.

İnsan, düşmanını düşman olarak tanımadığı zaman daha kolay aldanabilir.

Allah muhafaza...

Teknofest'in Asıl Hazinesi: Ar-Ge

Peki, Gölcük'teki bütün bu gösteriler içinde en önemli şey ne?

TCG Anadolu mu?

MİLGEM mi?

Bayraktarlar mı?

Deniz araçları mı?

Roketler mi?

Hepsi önemli.

Fakat bana göre daha da önemli bir şey var:

Bunları yapan insan.

Yıllarını vererek çalışan mühendisler...

Mühendis adayları...

Araştırmacılar...

Gençler...

Ve daha önce yarışmalarda dereceye girmiş ekiplerin yeniden ortaya koyduğu projeler...

Su altı araçları...

Su üstü sistemleri...

Roketler...

Yeni fikirler...

Yeni icatlar...

Yeni keşifler...

İşte Teknofest'in geleceğe bıraktığı asıl miras burada.

Bugünün birincisi, yarının yeni projesini hazırlıyor.

Dünün projesi bugün ürüne dönüşüyor.

Bugünün ürünü yarın başka bir teknolojinin temelini oluşturuyor.

Asıl yarış, işte burada.

Devletin Kalbi, Milletin Gücü

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yıllar içinde milletle kurduğu bağın sembol cümlelerinden biri:

“Beraber ıslandık bu yağmurda.”

Bir diğeri:

“Durmak yok, yola devam.”

Bu anlayışı Yeni Türkiye Yüzyılı hedefiyle birlikte düşündüğümüzde, Gölcük'teki Teknofest'in yalnızca bir teknoloji festivali olmadığını görüyoruz.

Buraya kadar siyasi irade, milletin huzuru, kalkınması ve güvenliği gibi temel hedefler olmasaydı bu seviyeye gelmek mümkün olmazdı.

Bundan sonrası ise zaten hayal edilemezdi.

Teknofest, devletin hedefleriyle milletin kabiliyetlerinin buluştuğu alanlardan biri hâline geliyor.

İnsanın ruhu, bedeni, aklı ve duyguları nasıl birbirinden kopuk düşünülemiyorsa; devlet hayatında da irade, akıl, emek, üretim, güvenlik, eğitim ve teknoloji birbirinden ayrı düşünülemez.

Devletin kalbi, uygulayıcılarının aklı ve milletin katkısı...

Bunlar birleştiğinde ortaya büyük bir enerji çıkıyor.

Devlet...

Ordu...

Millet...

Gençlik...

Eğitim...

Adalet...

Üretim...

İman, inanç ve azim...

Hepsi aynı istikamette buluştuğunda Yeni Türkiye Yüzyılı'nın ruhu biraz daha görünür hâle geliyor.

Bir Festivalden Fazlası

Gölcük'te gördüğüm manzara bana şunu düşündürdü:

Teknofest yalnızca teknolojik ürünlerin sergilendiği bir festival değil.

Aynı zamanda bir zihniyet buluşmasıdır.

Çalışmanın...

Araştırmanın...

Üretmenin...

Kendi imkânlarına güvenmenin...

Hayal kurmanın...

Hayali projeye dönüştürmenin...

Gençlere fırsat vermenin...

Ve geleceğe hazırlanmanın buluşmasıdır.

Bu yönüyle Gölcük'teki Mavi Vatan Teknofest'i, Yeni Türkiye Yüzyılı'nın bir bölümünün ete kemiğe bürünmüş hâli gibi gördüm.

Bir ruh can buluyor.

Bir heyecan oluşuyor.

Bir millet kendi yapabildiklerini gördükçe kendisine olan güvenini yeniden üretiyor.

Sakarya'dan Yeni Bir Başlangıç

Şimdi Gölcük'ten Sakarya'ya bakıyorum.

Kara...

Demir yolu...

Hava...

Su...

Lojistik...

Sanayi...

Üniversiteler...

Genç nüfus...

Tarih...

Ve Sakarya Nehri...

Bütün bunların merkezinde teknoloji ve üretim odaklı büyük bir Teknofest buluşmasını hayal ediyorum.

Sakarya'nın lojistik geçiş merkezi olma potansiyeliyle, Türkiye'nin üretim ve teknoloji hedeflerinin buluştuğu bir organizasyon...

Belki bir gün Sakarya'da yalnızca Teknofest düzenlenmez.

Teknofest'in oluşturduğu heyecan Sakarya'nın geleceğine kalıcı bir teknoloji ve üretim iklimi kazandırır.

İşte o zaman festival, birkaç günlük bir etkinlik olmaktan çıkar.

Bir şehir vizyonuna dönüşür.

Bir bölge, dünya vizyonuna dönüşür.

Hatta Türkiye'nin geleceğine katkı sağlayan büyük bir başlangıç olur.

Dosta Güven, Geleceğe Umut

Gölcük'teki Mavi Vatan temalı Teknofest'te gördüğüm eserler, insan kaynağı, gençlerin heyecanı ve ortaya konulan teknoloji bana bir şeyi daha hatırlattı:

Güç, sadece silahın gücü değildir.

Bilginin gücüdür.

Aklın gücüdür.

Üretimin gücüdür.

İmanın, azmin ve özgüvenin gücüdür.

Bir milletin kendi geleceğini inşa etme iradesinin gücüdür.

Dosta güven veren, düşmana caydırıcılık oluşturan; fakat bütün bunların ötesinde dünyaya barış ve adalet umudu taşıyan bir Türkiye hedefi...

Yeni Türkiye Yüzyılı'nın hak, adalet, güvenlik ve kalkınma anlayışıyla birleştiğinde daha anlamlı hâle geliyor.

Ümmetin beklentisi...

Mazlumların duası...

Dünyanın barış ve adalet umudu...

Bütün bunların gerçekleşebilmesi için güçlü, adil, üreten ve geleceğe hazırlanan bir Türkiye'ye ihtiyaç var.

Gölcük'te gerçekleştirilen Mavi Vatan temalı Teknofest, benim zihnimde bu büyük yürüyüşün işaret fişeklerinden biri olarak yer etti.

Şimdi sıra yeni hayallerde.

Yeni projelerde.

Yeni gençlerde.

Yeni eserlerde.

Ve belki de...

Sakarya'da vurulacak yeni bir kazmada.

Hayalleri gerçeğe dönüştürenlerin önünde yeni bir hayal daha dursun.

Sakarya'da Teknofest...

Tarihî sorumluluğuyla, lojistik konumuyla, gençliğiyle, üretim gücüyle ve geleceğe dair umuduyla...

Bir gün neden olmasın?

Selam olsun eser ortaya koyanlara.

Selam olsun araştıranlara.

Selam olsun merak eden gençlere.

Selam olsun ülkesinin geleceğine güvenenlere.

Selam olsun insanlığın huzurunu ve barışını isteyenlere.

Ve bütün bu güzel gayretlerin tamamına ersin diye:

Ya nasip...

Rabbim tamamına erdirsin.

Mehmet Ali Turhal
Fısıltı Haberleri – Zihinden Dökülenler Köşe Yazarı
03 Eylül 2026
Serdivan / SAKARYA