Sapanca’da Engellilerden Anlamlı Buluşma
Sapanca Engellileri Koruma, Kültür ve Yaşatma Derneği tarafından 7 Eylül 2026 Pazartesi günü, Sapanca Belediyesi Engelsiz Kafe’de anlamlı bir buluşma gerçekleştirildi.
Saat 14.00 ile 18.00 arasında düzenlenen programa; siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, ev sahibi derneğin üyeleri ve Sapanca’nın çeşitli kesimlerinden vatandaşlar katıldı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşma, engelli bireylerin ve ailelerinin yaşadığı meselelerin konuşulduğu önemli bir istişare zemini oluşturdu.
Programa; Beş Hilal İnsani Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Sapanca Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Sapanca Şoförler ve Otomobilciler Odası, S.S. Sapanca Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi ile SAVİBU Derneği destek verdi.
Buluşmaya ayrıca Ak Parti Sakarya Milletvekili Lütfü Bayraktar, AK Parti Sapanca İlçe Başkanı Şafak Başoğlu, MHP temsilcileri, Selamet Akıncıları Derneği Sakarya Şubesi, İMDER ve ERUNİM MTTB Derneği yönetiminden Mehmet Ali Turhal da iştirak etti.
İkramlar eşliğinde gerçekleştirilen programda, farklı masalarda çeşitli konular ele alındı. Bu masalardan birinde İsmail Tiryaki’nin öncülüğünde Sapanca, gölünün sorunları, engelliler ve Filistin gündemi üzerine verimli görüşmeler yapıldı.
Toplantıda Dr. Hüseyin Durmaz’dan Filistin Kara Konvoyu hakkında değerlendirmelerde bulunması istendi. Duman, konvoyun üç önemli netice ortaya çıkardığını ifade etti:
- Batı Şeria’daki işgalin yeniden gündeme taşınması,
- Gazze’nin dünya kamuoyunun dikkatine tekrar sunulması ve aktivistlerle halkın buluşmasının sağlanması,
- Batı dünyasının Gazze konusundaki çelişkili ve ikircikli tutumlarının daha görünür hâle gelmesi.
Srebrenitsa’dan başlayarak farklı milletlerden ve farklı ırklardan insanların anlamlı katılımıyla 25 gün boyunca ülkeleri aşan bu konvoyun önemli bir farkındalık oluşturduğu vurgulandı.
Buluşmanın asıl gündemini ise engelli bireyler ve ailelerinin yaşadığı sorunlar oluşturdu.
Özellikle;
- Özel gereksinimli çocuklar ve ailelerinin karşılaştığı zorluklar,
- Bu zorlukların aile yapısına etkileri,
- Toplumun engelli bireylere ve ailelerine bakışındaki eksiklikler,
- Devletin, siyasetin ve bürokrasinin sorumlulukları
üzerinde duruldu.
Katılımcılar, otizmin günümüzde çok daha yaygın görülen toplumsal bir gerçeklik olduğuna dikkat çekerek, “Bugün bu durum bir başka ailenin başında olabilir; yarın bizim ailemizde de olabilir” anlayışının toplumda yerleşmesi gerektiğini ifade ettiler.
Engelli bireylerin ve ailelerinin sorunları yalnızca o ailelerin omuzlarına bırakılmamalıdır. Bu mesele, toplumun tamamının ortak sorunu olarak görülmelidir. Böyle bir bakış açısı hem ailelerin yükünü hafifletecek hem de toplumsal dayanışmayı güçlendirecektir.
Fedakârlıkla sorumluluk üstlenen ailelere yalnızca teşekkür etmek yetmez; imkânlar ölçüsünde maddi ve manevi destek de verilmelidir. Bu yaklaşım, her engel grubunun kendi ihtiyaçları dikkate alınarak geliştirilmelidir.
Devlet açısından bakıldığında ise engelli bireylerin ve ailelerinin korunması ve desteklenmesi sosyal devlet anlayışının gereğidir. Bu konuda yapılacak yatırımlar yalnızca bugünü değil, geleceği de koruyacaktır. Aksi hâlde daha büyük sosyal problemlerin ve daha yüksek maliyetlerin ortaya çıkması kaçınılmazdır.
2000’li yıllardan itibaren özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde engelli bireylere ve ailelerine yönelik bakım destekleri, eğitim imkânları ve istihdam politikalarıyla önemli mesafeler alındığı da dile getirildi. Elbette toplumsal dönüşümler zaman isteyen süreçlerdir. Ancak geçmişle kıyaslandığında hayal bile edilemeyecek ilerlemelerin kaydedildiği açıktır.
Bununla birlikte, yapılan hizmetlerin kıymetini bilirken eksikliklerin giderilmesi ve yeni ihtiyaçların karşılanması için de devletimize destek olmak, yeni fikirler sunmak ve çözüm arayışlarını sürdürmek gerekmektedir.
Modern, seküler laik liberal her ne ile ifade ediyorlarsa işte batıl dünyanın aşırı bireyselleşen anlayışı; yaratiılıştan kaynaklanan fedakârlığı, paylaşmayı ve dayanışmayı zayıflatmaktadır. Menfaat merkezli hayat tarzı, insanı yalnızlaştırmakta; üretmeden kazanmayı, emek vermeden elde etmeyi özendirmektedir. Böyle bir anlayışın engelli bireyleri ve onların ailelerini yük olarak görme tehlikesi taşıdığı unutulmamalıdır.
Oysa inanç değerlerimiz bize farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Rabbimiz insanı yalnız kendisi için değil, çevresine faydalı olması için de yaratmıştır. Akıl, vicdan, imkân ve kabiliyetler bir üstünlük vesilesi değil; sorumluluk vesilesidir.
Milli ve manevi değerlerimizde diğergâmlık, merhamet ve paylaşma önemli yer tutar. Özellikle karşılığında maddi bir kazanç beklenmeyen hizmetler, Allah rızasını gözeten anlayışın en güzel örnekleridir. Otizmli bireylere, engellilere ve onların ailelerine sahip çıkmak da bu sorumluluklardan biridir.
İnsanların birbirlerine şahit kılındığı bu dünya hayatında, engelli kardeşlerimizi bir yük değil, bize emanet edilmiş bir nimet olarak görebildiğimiz ölçüde daha huzurlu ve daha güçlü bir toplum kurabiliriz.
Rabbimizden, her bireyin huzur ve güven içerisinde yaşayabildiği bir toplumsal hayat nasip etmesini niyaz ediyoruz.
Mehmet Ali Turhal
08 Eylül 2026 – Serdivan / Sakarya